kimisi kolonya sürünür, kimisi en ağırından parfüm...bazıları da koşumluk at gibi terlidir, sanki suya sabuna aylarca ellememiştir..
yerinizde oturuyorsanız da somurtmamak elinizde değildir çoğu zaman. ayakta olanlar oturmanıza inat gelir burnunuzun dibine, dizlerinizin üstüne oturur adeta. ulan bir beş santim koy araya bari..herif kararlıdır ağız kokusunda hangi yemeklerin kokusu var diye eksiksiz bilmeniz için..
ya da yanınızdaki hippi genç bacaklarını iki metre ayırıp oturur sanki evindeki koltuğunda, öyle rahat..
bir de kulakları sağır insnalar vardır ki, ne diye o kadar bağırdıkları çeşitli sebepleri içerir. ya gösteriş, ya görgüsüzlük, ya gıcıklık...
toplu taşıma araçları, yani çok oturgaçlı götürgeçler, özel araç lüksüne sahip olmayanlar için her bakımdan ayrı bir derttir vesselam..
insanın içini sıkan durumdur. neşeli biniyorsun, bir bakıyorsun millet cenazeden gelmiş gibi. bu kadar kasıntı tiplerin olduğu araçlara binmek de büyük bir hata zaten. derdi olabilir tabi insanın, ama yüzü kordinat sistemine göre sabit bi biçimde gerilmiş olan kasıntı şuursuz pigmelerden bahsediyorum.