ne zaman binsem midemi ağzıma getiren saçma sapan çağ dışı ulaşım aracı.
ne adam gibi süspansiyon sistemi var, ne hidrolik fren balansı. lunaparktaki baş döndürücü eğlence araçları gibiler aynı. şoförleri de maganda ve eğitimsiz olunca iyice çığrından çıkıyor iş. ne zaman türkiye'ye gelsem ve buna binmek zorunda kalsam kafayı yiyorum amk.
herhangi bir gelişmiş ülkede bu tarz bir aracın yolda gitmesi mümkün değil. süspanisyon sistemi, hidrolik fren balansı, kasis çubuğu denge ayarı felan evrensel standartların çok gerisinde. bütün bunlara yerli yersiz durmalar, ani frenler, kalkmalar, yolcu alıp indirmeler felan eklenince iyice boktan bir sisteme dönüşüyor minibüsler. yolcu güvenliği, kaza önlemleri felan hak getire. ufak bi kaza bile bunların karga tulumba taşıma sistemi ve yerli yersiz koltuk ve demir yerleşimleri ile ölümlere, sakatlıklara yol açabilir.
sorsan ekmek parası edebiyatı ile kafa sikerler ama adam gibi bir araç satın alıp düzgün bi şoför kiralamazlar hainler. topunu trafikten men etmek ve yasaklamak gerek.
sanıldığı gibi önyargı ve genellemeye kurban gitmeyen meslek erbabı.
minibüse binmek zorunda olanlar hangi çileden bahsettiğimi zaten anlayacaklardır. hiçbir standardı olmayan, kural tanımayan, yol ortasında para bozduran, kenara çekip bakkaldan sigara alan, yüzü doksanlardaki tv reklamında peydahlanan o korkunçlu trafik canavarı yüzüne dönmüş bu adamların "genellikle" nasıl olduğunu minibüse binmek zorunda kalan herkes bilir.
artık şu "genellemeyin" salaklığını yapmamak lazım. "on milyon şöför varsa on milyonu da maganda" demiyor kimse. ama genel resim çıkarmak kolay. her seferinde bu açıklamayı yapmak ve karşımdakine bilal muamelesi yapmak bana da koyuyor artık.
istanbulda öğrenci ücreti ukome kararıyla 1.10 kuruş olarak belirlenmiştir ancak çoğu minibüsçü 1.25 talep ediyor garip bir şekilde olm liseliler az mücadeledi olun pislik yapın bir iki tanesini dövün aya vurduğunda 15 kuruş az para değil amk.
enteresan toplu taşıma aracıdır, geçen kucağımda iki kitapla edirnekapı da bindim. neyse çok kalabalıkta değildi baari, ayakta gidiyordum sonra birden minibüs şöförü bana "kitaplarını ver bana taşıyım istersen, sen yorulma" dedi. bende anlam veremedim sonra kibarca reddettim.
Minibüste başımda yemeni elimde telefon dilimde şarkı yol alıyorum. Şoför koltuğuna reklam vermek isteyen bir yolcu parasız reklam verebileceğini öğrendiğinde kartını uzattıyor iştahla. Nasıl oldu anlayamıyorum kartviziti birden minibüsteki herkese yayılıyor. Ev kadınlarına sağladığı iş imkanları bazılarının yolu unutmasına neden oluyor. Güneş batmadan önce yakabildiğini yakıyor. Ben sıcakta bu durumu gülümseyerek izliyorken bir kadın "inecek var" dedi telaşla. Minibüs durduğunda fazla oyalandığı düşündü son basamaktayken dönüp "inemedim kusura bakma" dedi.
Bu mahçup özürün tek farkında olan ben nazik davranışla karşılaşmanın verdiği mutlulukla yamuk dişime rağmen gülümsüyorum.
Olmazsa olmaz karayolu taşıtı,elbette bizde isteriz şehrimizde 14-15 tane metro hattı 6-7 tane tramvay hattı olsun otobüs taşımacılığı kaliteli yapılsın ama bunlar yok otobüs dediğiniz şey yarım saatte bir geçiyor ve minibüse oranla çok da ucuz değil üstelik istediğin yerde(bokunu çıkarmamak kaydıyla) indiriyor adamlar