malesef kaçınılmaz okul hayatı sonu. liseden mezun olunca o kadar koymaz. çünkü aynı şehirdesinizdir. başka yerlerde üniversiteler kazanılsa da, sonuçta aileler aynı şehirdedir. ortak bir payda vardır o şehre dair. bir şekilde görüşülür, arkadaşlar unutulmaz. ama üniversite bittikten sonra aynı şey söz konusu olmuyor. dışarıdan gelen arkadaşlar kendi memleketlerine geri dönüyorlar falan. mezun olanlar, okulu uzayanlar, yarıda bırakanlar, nişanlananlar, evlenenler, işe başlayanlar, kariyer hedefi olanlar vs.. herkes darma dağın oluyor bir süre sonra. elde kalan birkaç anıyla idare ediyorsun işte..
içler acısı bi durumdur. hüzünlendirir, ağlatır, hatta zorlarsanız hıçkırıklarınızla sohbete başlayabilirsiniz. deli dolu yada akıllı uslu -herneyse- günler, film şeridi gibi gözlerin önünden kayar. hatıralar canlanır hafızalarda, son kez dostlarla vakit geçirilir, sonra herkesle tek tek vedalaşılır. arayıp sorma sözü ve garantileri verilir, kimisi tutar bu sözünü kimisi tutmaz. sonra otogara tek başına zil gibi gidip memlekete giden otobüse binilir. son bikez arkaya bakılıp "ulan vay aq" diye bi iç geçirilir , ve sonrası buhranlı günler...
(bkz: ana kucağı)
(bkz: baba ocağı)
(bkz: dalgalanıp da durulmak)
dünyada herşeyin olabileceğini anladığınız andır. çünkü 3 yıl liseden sonra 4. sınıf yeterince boğmuştur insanı ve çok sevdiğiniz neredeyse 7 gün 24 saat beraber olduğunuz arkadaşlardan ayrılmak gayet normal gelir...bu bile normalleşiyorsa insanoğlu için bi yerde bir şeylere dur demek gerekir..ancak nereye gittiği belli olmayan dünyamızda bu mümkün olmayacak gibi.ölüm sıradanlaşıyor ayrılıklar hastalıklar sıradanlaşıyor..insan da şaşırma gibi bi duygu kalmayacak yakında. (bkz: bu kadar kötümserlik fazla mı ne)