kendine özgü hayat felsefesi olan ve bu felsefe ile kitleleri peşinden sürüklemiş olan düşünürdür. halen genç kuşaklara hitap etmeyi başarabiliyorsa gerçek başarı budur.
yanlış anlaşılan adamdır efendim. mevlana batılı dinigldek çömlerin dediği gibi saçma sapan pasifist bir hoşgörüden de panteizmden de uzaktı. onun kendi görüşü mevcuttu zaten. bu tarz giydirmelerden uzak olarak incelendiğinde bir deryadır efendim mesnevisiyle.
batılı dangal dungalların mevlana hakkında düşündüklerini okumaktansa mevlana okusaydık daha iyi anlayabileceğimiz insandır.
zirvalariyla turk soyunu zehirleyen, uyusturan kimse. bir sevgi pitircigi, bir humanist.
dunya buyuk bir savas ve mucadele alanidir. yarinin galip milletleri digerlerinin arasindan hareketlilikleri, enerjileri ve savasci ozellikleri ile siyrilmis olacaklardir.
dun de boyleydi. ulu atam attila da sayet mevlana gibi dusunseydi roma iclerine kadar girebilir miydi ? ya da fatih o'nun gibi dusunup bir sevgi pitircigi gibi hareket etseydi istanbul bizim olur muydu ? istiklal harbine girer miydik ya da ? tepemizde yunan bayragi sallanir, adimiz nikos, kostas, dimitris olur, gul gibi de gecinir giderdik yunan palikaryasi ile.
"Bak.. Bil ki domuzların önüne inciler serilmez,
Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez
Ne fark eder ki kör insan için, elmas da bir cam da,
Sana bakan bir kör ise sakın kendini camdan sanma..."
ölümü hakk'a, en sevgiliye kavuşma olarak gördüğü için şebi arus (düğün gecesi) olarak nitelendiren büyük mütefekkir tasavvufçu.
"Yüceldim döne döne
Umudum hep o güne
Giderken o düğüne
Gülsem Mevlana gibi"
ya bi siktir git demekten kendimi zorla aldıgım adam. biraz daha bu insanla ilgili bir şeyler okursam cidden diyeceğim.
hoşgörü diyor, oldugun gibi ol diyor, erdemden iyilikten bahsedip duruyor.
iyi güzel de insanların içinde olmayan bir şeyin insanlar da olması gerektigini söylemek yapmacıklığın daniskası değil mi ? zaten ruhunda doğuştan buglar olan bir metabolizmaya dışardan yama yapmak hiç mantıklı gelmiyor.
mesala bir lafında derki :
"hayat yolunda arkadaşının çok olmasına özen göster. sürü ne kadar çok olursa engeli aşmak o kadar kolay olur"
meali : başarılı olmak için her insanı kendine arkadaş edin. onları arkana al ki başarılı olasın.
"suskunluğum asaletimdendir.
her lafa verilecek bir cevabım var.
lakin bir lafa bakarım laf mı diye. bir de adama bakarım adam mı diye"
hem hoşgörüden bahsediyor, hem adam seçiyor. hem mütevazı ol diyor, hemde asaletliyim diyor. doğruyu bi kalıba sığdıracak egoyu kendisinde buluyor, sonra en ulunun tanrı oldugundan bahsediyor.
mevlanaya baktıkça müslümanların (zaman, yeni şafak, samanyolu tipindeki müslümanlar) iki yüzlülüklerini görüyorum. işlerine geleni yerin dibine sokup, işlerine geleni dışlayan bir zihniyet. sanki kökten bir şeyler yanlışmış gibi.
mevlana gerçekten mütevazı, sanılan kadar mükemmel bir insan olsaydı onu hiç kimse tanımazdı. çünkü mükemmelliğin birinci şartı etrafı aydınlatmak değildir. kaldı ki mükemmel olunmaz, mükemmel doğulur. senin içinde hoşgörü yoksa, cömertlik yoksa, efendilik yoksa istediğin kadar uğraş bir bok olamazsın. bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur lafını bu nedenle söylemiş olmaları muhtemel.
islamiyetin sünni mezhebini yücelten ve bunu yaparken de yaşadığı dönemin padişahlarının , toprak ağalarının ve yabancı istilacıların kıçını yalayan esetorik burjuvadır . Konya ve civarında diğer tarikatlar gibi peydahladığı mevlevilik ve mevlevi dergahları ile islami mistisizmi kullanarak hem kendisini padişahlara , hakanlara ve toprak ağalarına sevdirmiş hem de dönemin ermeni ve rum halkına " gel vatandaş ister zengin gavur ol ister ezilen , sömürülen köylü ol " bizim burjuvazi sınıfına katıl , uslu ol , akıllı ol demenin yolu olarak kullandığı eşitlik , özgürlük ve adalet mistisizmi içerisinde halk içinde yer edinebilmiştir. Uydurulan semah gösterileri ile burjuvazinin görsel zevklerine hitap edebilmiş olan bu dinci muhterem resim sanatına da karşı çıkmamış ve islamiyet geleneğinden kopmadan dönemin ikona sevdalısı hristiyanları da kendi tarafına çekmeyi başarabilmiştir. Afganistan'da doğup Anadolu topraklarında burjuvazinin yalakalığını ve din olgusunun devlet olma adına olmazsa olmaz misyonunu , sömürülen halkın ve köylünün efendilere biat kültürünü ve bir yönüyle gayri-müslimler karşısında islam misyonerliğini hakkıyla yerine getiren külahlı beyimiz aynı platformda Babai( Baba ishak isyanı ) gibi saray ahalisinin ve toprak ağalarının feodal ve askeri burjuva sistemine karşı ayaklanmalarına öncülük eden ve bir anlamda gerçek eşitlik , özgürlük ve adaletin sömürülen köylü ve işçiler ve hatta askerler adına savunuculuğunu üstlenen Hac-ı Bektaşi Veli ve Yunus Emre gibi rakiplere de bir anti-tez olarak Anadolu Selçuklu Devleti , Abbasiler ve Moğol istilasından sonra ilhanlı gibi çeşitli burjuvazilerin sadık hizmetkarı olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim alevileri asıp keserken acaba sevgi ve hoşgörü kelebeği Mevlana neredeydi diye sorarlar adama .
Günümüzde ise UNESCO önderliğinde 2007 yılında Dünya'da Mevlana günü olarak kutlamalar ile tekrar eski popülaritesine kavuşturulmaya çalışılan zat ve tarikatı Amerikan emperyalizminin ortadoğu'da yeni sömürü savaşlarının hızlandığı bir süreçte elbette radikal islamcılara karşı islamiyetin belirgin bir dinamik olduğu ülkelerde " ılımlı islam devletleri " projesinin bir kolu olarak tekrar aramıza hoş getirilmiştir. Kendisini ne kadar hoşbulacağımız ise meçhuldür.
laik kesim tarafından pek bir sahiplenilen,ama günümüzde yaşıyor olsaydı muhtemelen şeriatçı diye içeri atılması için birilerinin bir yerlerini yırtacağı muhterem,merhum,mütefekkir.
okunacak en büyük kitap insandır.
âlem adem, adem de âlemin içindedir.
ararsan mevlâyı kendinde ara.
tanrının yeri kendini bilenlerin gönlündedir.
ellerin kâbesi var benim kâbem insandır.
nefsine ağır geleni, kimseye tatbik etme.
incinsen de incinme. sözlerinin sahibi tasavvuf ahlakının ileri gelenlerindendir. gerçekten yazdıkları hala geçerliliğini kaybetmemiş ve erdemli bir insan olma yolunda okunulup hayatınıza yön verebileceğiniz niteliktedir.
Kör cehalet çirkefleştirir insanları !
Suskunluğum asaletimdendir...
Her lafa verecek bir cevabım var...
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye...
mevlana fih-i mafih adlı kitabında moğollardan bahsederken bazı güzel sözler söylemiş ve hatta moğollar mallarımız talan ediyor ne yapmalıyız diye soran bir müridine;
"moğolların aldığı mal allah'ın hazinesine girmiş mal gibidir" diyerek cevap vermiştir.(sayfa 100)
fakat hemen birkaç satır altında;
"bizim malımız onlara haram, onların malı bize helal" demiştir. bu noktada bir kargaşa vardır.
bununla birlikte prof. dr. mikail bayram; bir defasında Moğol Veziri Tacettin'in mevlana'ya 700 dinar para gönderdiğinden de bahseder. eminim mikail bayram'ın kendine göre kaynakları vardır. ben sadece aktarıyorum.
kanaatimce, tüm bu olayları günümüzde de var olan görüş farklılığı gibi nitelendirmek doğru olur. mevlana çağının bir aydınıdır. günümüzde nasıl aydınlar kimi zaman topluluğun genel görüşüne zıt görüşler ortaya atabiliyorsa, aynı olay geçmişte de yaşanmış olabilir.
bu tip olaylar asla mevlana'nın mutasavvıf yapısına gölge düşürmemelidir.
insan olmadığını düşündüğüm zat. askerlik dönemimde beni kendime getirmiştir. verdiği örnekler ve anlattığı hikayeler ile günlerce düşünmüşlüğüm vardır. ismi celaleddin değil "sevgi" olmalıydı. bedenim tutsakken ruhumu konyaya uçuran üstad.
Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak
"Sevgide günes gibi ol, dostluk ve kardeslikte akarsu gibi ol, hatalari örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
.
Akil, ask ve can. Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.
.
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kimildadi mi, sirlara ulasilir.
.
Bir hür kisiyi lütfunla kendine kul etmen, binlerce köle azad etmenden daha iyidir.
.
Insan kendi kelinden veya çibanindan igrenmez. Yarali elini yemege sokar, parmagiyla yalar. Bundan midesi bulanmaz; ama baska bir kimsede birazcik çiban ve ufacik bir yara görse, o yemegi yiyemez artik ve igrenir. Insandaki kötü huylarda kellere ve çibanlara benzer. Kendinde oldugu zaman insan ondan igrenmez, incinmez; halbuki baska birinde ondan bir parçacik görecek olsa igrenir, nefret eder. Senin ondan ürktügün gibi, o da senden ürker ve incinirse, onu hos gör! Çünkü onu görmekten inciniyorsun. O da ayni seyi sende görür.
.
Kendi ayibiyla ugrasana ne mutlu. Baskasinin ayibini söyleyen, o ayibi kendisinden uzak görmesin.
.
Sevilen her sey güzeldir; fakat aksine her güzel olanin sevimli olmasi gerekmez. Güzellik, sevimliligin bir parçasidir; sevimli olmaktir temel olan. Sevimlilik oldu mu, elbette güzellikte olur; bir seyin parçasi tümünden ayrilamaz; onunla beraberdir, birdir. Mecnun' un zamaninda Leyla'dan daha güzel olanlar vardi; fakat Mecnun' un sevgilisi degildi onlar. Mecnun'a, Leyla'dan daha güzel olanlar var, onlari getirelim dediler. Dedi ki: Leyla'nin seklini sevmiyorum ki ben; Leyla bir sekil degil; elimde bir kadehe benzer Leyla. Ben o kadehle sarap içerim. Su halde ben içip durdugum o saraba asigim. Siz kadehi görüyorsunuz, saraptan haberiniz bile yok. Bana altinlarla bezenmis, mücevherlerle süslenmis kadeh sunsalar, fakat içinde sirke olsa, yahut saraptan baska bir sey bulunsa ne isim var o kadehle benim? Içinde sarap olan eski, kirik bir kadeh o kadehten, hatta o kadeh gibi yüzlerce kadehten daha iyidir bence; fakat kadehi saraptan ayirt edebilmek için bir ask, bir sevk gerek. Hani aç, on gün bir sey yememis biriyle günde bes kere yemek yemis bir tok...Ikisi de ekmege bakar ama tok, ekmegin seklini görür; açsa ekmegi degil, cani görür; can görünür ona ekmek. Çünkü ekmek kadehe benzer, tadiysa içindeki saraptir sanki; o sarap ancak istah özleyis gözüyle görülebilir. Simdi istahlan, özle de sekli görme, varlik aleminde, her yerde sevgiliyi gör. Su halkin sekli, kadehlere benzer; su bilgiler, hünerler, sanatlarda kadehte ki nakislardir. Görmez misin, kadeh kirildi mi, nakislar kalmaz. Su halde is, kalip kadehlerindeki sarapta, o sarabi içen ve gören kiside.
.
Kabugu kirilan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardir.
.
Bilgi, siniri olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgiçtir.
.
Bulutlar aglamasa yesillikler nasil güler?
.
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünür gülistan olursun. Diken düşünür dikenlik olursun."