Asıl ismiyle Celaleddin Rumi. kim bu herife ''mevlana'' demişse yazıklar olsun gerçekten. apaçık şirk ifadesidir bir insana ''mevlana'' demek. Çünkü “Mevlana” (Sahibimiz) demektir. ve Sadece Allah için kullanılması gereken “Mevlana” (Sahibimiz) sıfatı yakıştırılan, ALLAH dostu olduğunu iddia eden bu adamın 'Mesnevi' isimli kitabı hezeyanlar ve şirk ifadeleriyle doludur. Bakınız önsözünden bir kesit göstereyim size;
sırf bu sözü bile bu adamın ne denli bir sahtekar olduğunu anlamanız için yeterlidir ama bu kadarla da yetinmeyeceğim, bildiğim tüm hezeyanlarını buraya yazacağım. Malum birden fazla foto atamıyoruz buraya amına koyim. Bu da sözlük yönetimine bir sitemim olsun. Ben cild, beyit ve sayfa numaralarını vericem, isteyen gidip de kontrol edebilir;
2. Cild
EŞCiNSELLiK:
3155.-3160. Beyitler 137-138. Sf.
4. Cild
ALLAH’TAN VAHiY ALIYORUM:
1850-1855. Beyitler Sf. 151
2245. Beyit Sf.178
Ayrıca bknz. Sf. 326
MÜSTEHCEN FIKRA:
Bir Kadın’ın kocasının önünde aşığıyla oynaşmak istemesi
3545-3550. Beyitler Sf. 283
5. Cild
KABAK HiKAYESi:
Bir Hanımefendi, Bir Hizmetçi ve Bir Eşek… ihtirasın acı sonuçları…
1335-1420. Beyitler 112-118.sf
OĞLANCI HiKAYESi:
Bir adam ve birlikte olduğu oğlanla sohbeti…
2497-2515. Beyitler 205-207.sf
CUHA’NIN KADIN KILIĞINA GiRMESi HiKAYESi:
Mesnevi kahramanı Cuha’nın Kadın kılığına girip Hamamda bir kadına cinsel organını elletmesi…
3340-3425. Beyitler 272-273.sf
KADININ EŞEĞE iMRENMESi HiKAYESi:
Bir kadının Eşeklerin çiftleşmelerini izleyip eşeği arzulamasının öyküsü…
3390-3395. Beyitler 277.sf
BABA iLE KIZI ARASINDA CiNSEL iLiŞKi ÜZERiNE BiR SOHBET:
3716-3736. Beyitler 302-304.sf
BiR CARiYENiN YOLDA KÖLEYLE EVDE SULTANLA MACERALARI:
3831-4025. Beyitler 312-326.sf
Daha var ama siktir et, bu müşrik için ellerimi yormaya bile değmez, sanılanın aksine bu herifin islam ile alakası yoktur, kendisi islam kisvesi altında binbir türlü hezeyanını müslümanlara kakalamıştır...
MEVLÂNA MESNEVi’DE NEDEN CiNSELLiK iÇEREN HiKÂYELERE YER VERiYOR?
Önce şu soruya cevap arayalım: Şeriata göre cinsellik hakkında konuşmak yazmak veya cinselliği espriye konu etmek suç mudur; günah mıdır? Hayır böyle bir günah yoktur. insanlar alışkanlık töre namus gibi nedenlerle bu konuyu tabu ilan etmişlerdir. Ayrıca Mevlâna Şeriatı en ince ayrıntısına kadar bilip uygularken Tebrizli Şems’ten Hakikat ilmini öğrenmiş o günden itibaren de davranışları Hakikat ilmine göre olmuştur.
Hakikati öğrenen kişinin amaç ve değerleri farklıdır. Amaç iyi ahlaklı bir kişi olmak değildir. Herkesin itibarını kazanmak değildir. Yalnız ve yalnız Allah’a giden yolda mesafe almaktır.
Hakikat - Tevhit ilmini bilmeyenler asla Mevlâna’yı anlayıp tahlil edemezler. Mevlâna da önceleri Şemsin davranışlarına anlam verememiş ve sonunda “Aklımı bıraktım (yani teslim oldum) rahat ettim” demiştir. Demek ki Hakikatte yol almanın yegâne yolu yargılamamak eleştirmemek iyi-kötü kavramlarını bir tarafa itip mürşide teslim olmaktır.
Genellikle insanlar dindar bir kişinin cinselliğe merakı olmaz Mevlâna’nın da cinselliğe meraklı olmaması gerekir diye düşünürler. Bakın Mevlâna “Fihi Mâfih” adlı eserinde ne diyor?
“Veliler ve nebiler kendilerini mücahededen alıkoymazlar. ilk mücahedeleri nefislerini öldürmek; arzu ve şehvetlerini terk etmektir. Bu büyük bir savaştır. Vasıl olup emniyet makamına yerleşince eğri ve doğru onlara keşfolunur. Doğruyu eğri ile bilirler ve görürler”. (Çev: M. Ülker 1954 s.196)
Bir gerçeği karşıdakine anlatmak en iyi nasıl mümkün oluyorsa o yol seçilmelidir. Mevlâna da cinsellik içeren bir hikâyeyi bir ulvî amacı daha açık olarak anlatabileceğine karar kılmış olmalı ki kullanmakta mahsur görmemiştir. Ayrıca başta da söylediğim gibi cinsellik içeren hikâyelerin günah olduğuna dair de bir hüküm yoktur. Bu ancak eğri ile doğruyu bulma yöntemidir.
Bu hikâyeler simgelerle bazı gerçekleri Hakikat - Tevhit ilmi mensuplarına anlatırlar. Bilmeyenler ise anlayamazlar.
mesnevi'nin bu sayfalarında anlatılan şudur: şeyhin biri şarap içer, ardından tasavvufun yüceliğini anlamamış halktan birisi de şeyhin şarap içmesine karşı çıkar. fakat tam da mevlana'nın istediği sığır mürit profilinde olan başka birisi hemen olaya atlar ve özetle şunları söyler: "sus senin ne haddine o ululara dil uzatmak. o şeyh koca bir kızıl deniz'dir, sense küçücük bir havuzsun. kızıl deniz bir şişe şarapla kirlenmez ama senin gibi bir havuz kirlenir."
bir farkınız yok aptallar. körü körüne, "ya aslında orada öyle demek istemedi" diye savunmaya kalkışıyorsunuz ve komik duruma düşüyorsunuz.
"Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "işte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!" (Bakara Suresi 2:79)
cahil beyni sikilmişleri ortaya çıkarmıştır.nietzsche ve schopenhauer mevlana'dan 600 yıl sonra yaşadıkları halde kadınlara mevlana'dan daha ağır hakaretler etmiştir ama ne avrupalılar ne de bizim bu geçmişe düşman türk piçleri nietzsche ve schopenhauer'ı yobaz ilan etmemektedirler. türkler de o dönemde çomar olmasaydı, hakarete layık olmasaydı. şimdi nasıl kürtler hakarete layıksa o zaman da kültürünü oluşturamayıp arap fars kültürü altında ezilen, geri kalan türkler çomardı.
insanlık tarihine yön veren sanatçıların, filozofların, mucitlerin yarısından çoğunun, yüzlercesinin kadın düşmanı olduğunu bilmiyor ki amına koduğumun cahili. mevlana tüm dünyada bilge, deha kabul edilen birisi. sizin gibi itler havlasa da bir şey değişmez.
şu adama ısınamayan bir tek benim sanırım. Bir de babam.Öncelikle bu "Ne olursan ol yine gel" lafının mevlana ya değil, Orta asyalı ünlü sufi Ebu Said Ebu'l Hayr'a ait olduğunu belirteyim.Zira "Ne olursan ol,yine gel" diyen birinin gayr-i müslimlere bakış açısın sunni fıkıha dayanması mümkün müdür? hitap ettiği kitlenin üst kültür olması,yıllarca anadolu topraklarında yaşamış olmasına rağmen eserlerinin tümüne yakının farsça olması,eserlerinde Allah'tan vahiy aldığına dair söylemleri,bunun yanında bariz müstehcenlik ve moğol istilasındaki şüpheli davranışları ( moğol ajanı olduğuna dair söylentilere yol açmıştır) çelişki üstüne çelişki yaratmasına rağmen biz hala onu göklere çıkartıyoruz.