izmit doğumludur.futbola kocaelispor'un altyapısında başlamıştır.beşiktaş'ta ''sarı fırtına'' lakabıyla vazgeçilmez bir futbolcu olduğunu kanıtlamıştır.
Bir Besiktas -Fenerbahce macinda evdekilerin maci seyrettigi ve benimde can sikintasindan maca baktigim ,kendimi sonra sadece sari kafali bir adami takip ederken buldugum ve suratle fenerbahceden besiktasa transfer oldugum sari firtinadir.Gerci sonra ilerleyen yillarda Uche yuzunden tekrar Fenerbahceye ve ardindan son olarak Pascal Nouma yuzunden de tekrar besiktasa gecmisligim vardir.Evet benim takim anlayisim o donemler begendigim futbolcu nerdeyse ben oradaydim.simdilerde takimsizim.
rüzgarın oğlu lakabına sahip, eski beşiktaşlı futbolcudur kendisi. şevval sam ile boşanmışlardır. metin-ali-feyyaz üçlüsünden en yakışıklı olanıdır. aslan yelesi gibi saçları hala aynıdır. her daim genç kalmayı başarmış, şimdilerde milli takımda fatih terim'in yardımcılığını yapmakta. ileride tek başına bir takımı çalıştırırken göreceğimize eminim kendisini
bir galatasaraylı olarak çok sevdiğim, ismini duyunca çocukluğumun güzel bir hatırası olan bütün harçlığımızı sakıza yatırıp futbolcu kartları biriktirdiğimiz günleri hatırladığım, sarı fırtına.
şöyle bir anısı varmış kendisinin:
henüz 18 yaşında ve ilk maçında galatasaray karşısında 2 gol birden atmış. babası ile 1 sene önce geldiği memleketi kocaeli'ne 1 haftalığına falan geri dönecektir. istanbul'un trafiğinde arabalar arasında vapur iskelesine doğru ilerlemektedirler. bir taksici camı açar ve metin'e "beşiktaş'ın maçı ne oldu?" diye sorar. metin "2-2" der taksici ekler "golleri kim attı?" metin cevaplar: "ben attım". taksici "kardeşim, adam gibi bir soru sorduk yaaa....." der.
sarı fırtına,maçta geçirdiği travma sonucunda hastanede yatmışlığı vardır,1 2 3 4 yetmez 4 5 6 olsun
(bkz: metin ali feyyaz)koysun bjk şampiyon olsun tezahürünün kahramanı
bir fenerbahçeli olarak 90 'ların başında beşiktaş'a hep yenilsek de bu yenilgilerin çok üzücü olmamasının nedeni metin-ali- feyyaz'ın takımına yenilmiş olmamızdı. fenerbahçe'ye transfer olmasını umutsuzca bekledik senelerce fotospor'un gerçek olmadığını bildiğimiz başlıklarından bile umut türetip onu sarı-lacivert formayla görme hayali kurardık. metin bize gelmeyip bize gol atmaya devam etti. yıllar sonra o üçlüden feyyaz ı transfer etmek kısmet oldu fener'e ama transfer sırasındaki o dokunsanız ağlayacak halini görünce feyyaz'ın, bu üçlüyü fenerli olarak görme isteğim bitti. iyi bir fenerli olarak şunu diyebilirim ki biz metin'i de ali'yi de feyyaz'ı da beşiktaşlı m.a.f olarak sevmişiz. şimdi hangi beşiktaşlı futbolcuyu beşiktaş'la özdeşleştirerek sevebiliyoruz acaba. nerde o 90 ların okumuş cocukların oynadığı takım nerde kifayetsiz yöneticilerin erozyona uğrattığı beşiktaş.
beşiktaş'ta jübilesini yaptıktan sonra eşinden ve çocuğundan ayrı yaptığı tatilinde tanışmıştım kendisiyle, bugün orta halli bir ailenin bile kalmaya tenezzül etmeyeceği ikinci sınıf bir pansiyonda tek başına kalıyordu.
insan denizin dibine gelir, bir hafta kalır, ayağını bile denize sokmadan geri döner mi? hadi onu geçtim, adam pansiyondan dışarı adımını atmadı, pansiyonun tüm işlerine bakan cefakar işçisi ile 1 hafta tatil yaptı sayılır.
"ben mütevaziyim" diyen birinden 1500 kat daha mütevazidir.