martin heidegger'in o hayattayken yayınlanan eseridir. bu kitap varlık ve zaman yanında biraz daha geride bir giriş niteliğindedir. işin üzücü yanı, heidegger bu kitaptan sonra fenomenolojiyi artık bırakmıştır.
heidegger'in politik ve sosyal yönden büyük tepki görmesiyle beraber fenomenolojiden uzaklaştığı görünür. meşhur "varolan neden vardır ve neden daha ziyade hiçlik değil?" sorusuyla adeta ontolojiyle ilişkisini (varlık ve zaman'daki gibi bir ilişkiyi) kesmişir.
tabii bu vazgeçiş ve bırakış durumu heidegger'in yetkin olmayışından değil, hayatının diğer alanlarındaki olumsuz etkenler yüzündendir.
bu kitapta heidegger, metafiziği yeniden ele alarak ona da tıpkı varlık sorusuna çizdiği gibi bir çerçeve çizmiştir.
kitabın yorumlarına göre bu kitap, heidegger felsefesine bir giriş niteliğinde olmasıyla beraber sanki bir rehber ve kılavuzdur.
henüz ilk sayfalarında, bir paragrafta şöyle yazar:
"peki neden, nedenlik?" sorusu, dışarıdan bakıldığında öncelikle aynı soru kelimesinin gayri ciddi ve sonsuz süren tekrarı gibi ya da içeriksiz, durmak bilmez kelime anlamları üzerine uçuk ve boş kuruntu gibi görünür. şüphesiz öyle görünür. soru sadece, bu çok ucuz müşahedenin kurbanı olarak böylece her şeyin bitmiş olduğuna inanıp inanmadığımız ya da neden sorusunun kendi kendisine bu geri tepmesinde etkileyici bir vukubuluşu tecrübe edebilip edemediğimiz sorusudur."
heidegger'in tüm eserlerinden önce okunduğu durumda "heidegger felsefesine giriş" olarak da kabul edilebilir eser.
kitabın daha ilk sayfalarından itibaren göz dolduran kavram ve kelime incelemeleri heidegger'in çok-anlamlılık vurgusunu kanıtlar niteliktedir. öyle ki felsefe tarihinde yapıldığını söylediği hataları dil çözümlemeleri çerçevesinde ele alarak ciddi ilerlemeler kaydetmiştir.
en başta, varlık ve varolan arasındaki ayrımdaki yanlışı "τα οντα" ta onta'nın -önceleri- farklı yorumlanmasından ileri geldiğini söyler. daha sonra λόγος'un (logos) işlevlerine ve yapısına değinir. tabii bununla sınırlı değil. eser hakikaten oldukça kapsamlıdır. en azından "varlık ve zaman" için giriş kitabı denilebilir -ki öyle söylenir zaten.
kitabı her elime aldığımda 250 sayfalık bir kitaba bu kadar fazla konuyu nasıl sığdırdığını merak ediyorum heidegger'in.
metafiziğin temel sorusuyla başlıyor: varolan neden vardır ve daha ziyade hiçlik değil?
bunu 50 sayfaya yakın inceliyor ve daha sonra başka ve aslında en önemli incelemelerden birisiyle devam ediyor: "das sein/varlık kelimesinin grameri ve etimolojisi."
martin bey daha sonra kitabın biçim bakımından en uzun, önem bakımından en mühim olan kısımına geçer: "varlığın sınırlandırılması" (içindekiler kısmında böyle yazıyor ama asıl olarak 4 kısımda incelemiş)
varlığın sınılandırılması kısmında felsefe tarihinde varlığın ele alınışını inceler ve eleştirir. ona göre varlık, sınırlandırılmıştır. bu sınırlandırma 4 (dört) şekilde olmuştur:
1. varlık ve oluş (herakleitos'tan hatırlarız)
2. varlık ve görünümsü (bu da parmenides üzerine)
3. varlık ve düşünme (felsefenin azılı suçlusu idealizm)
4. varlık ve gereklilik (burada herkesi eleştiriyor)
daha sonra güzelce bitiriyor kitabı. bu kitabın heidegger'in büyük eseri olan varlık ve zaman'a bir giriş ve hazırlık niteliğinde olduğunu çok kez dile getirdik.
kitap sadece bu ayrılmış bölümlerinden ibaret değildir. yani bölümler olarak böyledir ama o bölümlerin içerisinde tüm felsefeyi görebiliyoruz. ayrıca dil sorununu da oldukça farklı bir biçimde ele alıyor. heidegger için benim kişisel düşüncem "ona ait bir literatür" olduğudur. kelimeler ve bağlamlar onda oldukça farklılaşıyor.
kitabı ise bayağı sevdiği şair, hölderlin'in "titanen" adlı şiirinden bir kesitle bitiriyor:
"nefret eder çünkü
düşünceye dalan sakin tanrı,
zamansız büyümeden."
(nefret, sakin, düşünce, zaman ve büyümek heidegger için çok mühim kelimeler)