Ya bok var ediyorum. Acaba yüksek amperle yapılmış kaynak sıcak olur mu dedim dokundum hafif yandım sonra bastırdım profilin izi çıktı gün boyu bardağa soğuk su doldurdum onu da kelepçeyle bileğime bağladım elim içinde gezdim.
Bir ruhun hakikate erişebilmesi çoğunlukla birden fazla ve hatta yüzlerce, binlerce bedenlenme deneyimini gerektirir.
Bu sürece reenkarnasyon denir.
Reenkarnasyon sürecinde her ruh bulunduğu hayatında merak duygusu yönünde karma yaratır.
Yakın geçmiş yaşamlarında deneyimlediği şeyleri zaten bildiği için merak etmez.
Onlar ceptedir. Öğrenilmiştir. Deneyimlenmiştir.
Ama merak edilenler öyle mi?
Bir ruh, bir insan bir şeyi ne kadar merak ediyorsa mevcut hayatındaki karmasının mıknatısı da oradadır.
Çekim kaçınılmazdır ve kader her zaman yolcuyla sevişir.
Doğuştan gelen bir davranış.
Her bebek çevresindekileri merak eder mesela sobayı merak eder dokunur eli yanar artık ona dokununca elinin yanacağını öğrenir ondan sonra dokunmaz.Yani merak etmek öğrenmenin temelidir.
Bilimin,felsefinin ortaya çıkış sebebidir.
Bazen oldukça düşündürücü olabilen his. Ve zevk verir. Merak edilen bir şey varsa, cevabını alabilmek için çoğu şey yapılabilir sanırım. Bu süreç bile haz vericidir. Hem farklılık sağlar. Ama ilk an da mantıklı bulunamayan şeylerin verdiği korkunç merak, insanı bir nevi kilitler.
Benim göbek adımdır. Yalnız direk merak ettiğim şeyi sormak yerine dolaylı yoldan sorduğumu ve merakımı belli etmeden öğrenmeye çalışırım. Maydonoz olmayı sevmem.
bir insan bir insanı neden merak eder, sevdiği için mi önemsediği için mi, peki günümüz de gerçek den bir insan bir insanı merak eder mi bir menfaati olmadan, işte tam da sorun burada.
--spoiler--
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Sabah nasıl kalkdığını ilk defa ne yaptığını
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Yolda nasıl yürüdüğünü kime selam verdiğini
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
işe nasıl gittiğini saçlarını nasıl savurduğunu
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Üstüne ne giydiğini en çok neye güldüğünü
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
içinin neden kanağladığını niçin hüzünlendiğini
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Gözlerindeki asıl beni neden bana geldiğini
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Eve nasıl gittiğini mahallenin bakkalını
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Kuaförden çıkışını makyajının rengini
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Yatağa nasıl yattığını rüyanda kimi gördüğünü
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım
Telefonunun markasını ayakkabının numarasını
Ben seni hergün merak etmek zorundamıyım?
--spoiler--
tasa ve kaygıyla endişelenmek tanımlamasının, anlamları içersinde en sonda yer alan fiil.
sevdiğiniz insan hakkında tasa duymaktır. ortalarda göremediğinizde içinizi kaplayan bir hüzündür. bazılarınız için;
- ee ne olmuş yane hödük! diyebilirsiniz.
- sanane be salak! da,
ama asla yadırgamayınız. yeri geldiğinde içersinde sevgi, kaygı, arzu gibi 3 farklı anlam barındırabilen kaç deyim var?
ortaya karışıktan çok verdiğiniz değerin katsayısını gösterir.
biraz önce arka sıramaki iş arkadaşı '' her gün o girdiğin gri sayfa nedir '' diye soruları sıraladı. ayrıca anladım ki arkadan arkadan benim pc yi gözetliyor.
her ne kadar merak kediyi öldürür gibi bir özdeyiş olsa da merak olmasaydı bu dünya da şu andaki düzenine kavuşamazdı diye düşünüyorum. çünkü merak insanı tetikleyen bir kavram. içimizde oluşan merak duygusu sayesinde asırlardır dünya, icatlar, çözümlemeler, gelişimler ve devinimler yaşadı. yine bu sayede devirler aşıldı. misal: cilalı taş devrinde taş merak edildi, bundan ne olabilir diye düşünüldü; ya da hiç düşünülmedi bile sadece o merak duygusuyla kurcalandı sağa yatırlıdı sola yatırıldı*... neyse bi forma kavuştu da çağ atlandı falan. böyle böyle insanoğlu insanlığına kavuştu. ordan oraya atlayarak konunun özüne dönecek olursak neymiş? merak iyi bişeymiş.
bir sesini duyup,iyi olduğunu bilmek için uyuyamamak.mideye ağrılar girmesi,soğuk soğuk terlemek,başa enseden bir ağrı saplanması..ilerleyen dakikalarda haber yoksa hala devam eden iğrenç bir durum..ele alınan telefon fırlatılır,kırılır..öyle bir hal alırki bazen bu eylem ağlamak,bağırmak yetmez..tüm camlar açık olsada havasız bırakır insanı,bunaltır sanki hapsedilmiş gibi..elde kumanda tüm kanallar gezilirken amaçsızca çare aranır derde..