türkçe adı "bir geyşanın anıları" olan, arthur golden imzalı ve gerçek hayattan alınmış bir roman. 2005 yılında hollywood yapımı olarak sinemaya uyarlanmıştır. 6 dalda oscar a aday gösterilmiş ve bunlardan 3 tanesini kazanmıştır.
- en iyi görüntü yönetmeni
- en iyi sanat yönetmeni
- en iyi kostüm tasarımı.
üç günde bitirdiğim muhteşem kitap. mutlaka herkes okumalı. içinde mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız.... büyüleyici bir kitap. esiri oldum. elimden bırakamadım.
filmin başrol oyuncusu ziyi zhang çinlidir, japon kültürünün yansıtıldığı bir filmde çinlilerin yer alması japonları epey rahatsız etmiştir yine de ziyi zhang bu filmde oldukça başarılı sayılır.
gerçekçi imgelerle sunulan arthur golden eseri. okurken shirakawa çayının sesini, ellerinizde bir fincan çayın sıcaklığını, duvarlara yansıyan günün son ışıklarını duyumsarsınız.
öylesine şairane anlatır ki edebiyat sevmeyen bünyeleri bile gerçekliği ile etkiler.
azimle sıçan g*t mermeri bile deler felsefesine uyan öykü.küçüklükte aşık olduğu adamı ne kadar süre geçsede yıllar sonra elde eden bi japon kızın öyküsü kitabı çok akıcıdır 2 günde okunulması olasıdır.filmide ayrı bir güzeldir.
ikinci dünya savaşından bir yıl önce, japon bir kız çocuğunun bir geyşa evinde hizmetkar olarak çalışmak üzere fakir ailesinden kopmasıyla başlayan film kitabı ile birebir gitmektedir.
mutlaka izleyin. müthiş bir film.
aldığı ödülleri liste liste giden, kanımca kostüm dizaynı oscar ödülünü gerçekten haketmiş olan, görüntüleri ile büyüleyen film. aslında dönemin kendisi, yaşam tarzı, atmosferi başlı başına cezbedici.sanat yönetmenliği oscarını * da almıştı zaten. gong li, her ne kadar kötü kadını * oynasa da, mimikleri, tepkileri, tavırları-ifadeleriyle filmde bendeki en başlıca yere sahip oldu. her filmde nuri alçodan beter kötü adam olarak görmeye alıştığımız, Cary Hiroyuki Tagawa , bu filmde de baron olarak karşımıza çıkıyor, ve sayuri'ye yapacağını yapıyor.fakat filmde en etkileyici sahne, ödülleri almasında da etkili, sayuri'nin gökdelen topuklar üzerinde çıktığı, bembeyaz bir atmosferde başlayan, en son kırmızıya dönen, mest edici bir müzik eşliğinde yaptığı danstır. döndürüp döndürüp bi daha izlenir o sahne.netice de, uzundur, güzeldir. gerçekten bir geyşanın anıları ve hatıraları, güzel bir çerçevede anlatılmıştır.
kitabını okumadan izledigim cok begendigim bir film. gorsellik, kimonalar, birbirine girmis renkler, ipek kumaslar, hero kadar basarılı olmus bence.
--spoiler--
'kadının en buyuk dusmanı baska bir kadındır' lafının dogrulugunu tam anlamıyla kanıtlamıs. bir kadın gozuyle bakıldıgında insan derinlerinde bunu hissedebiliyor. oyle ki; hasetlik, kıskanclık ve entrikalar, kadınsı oyunlar gayet dogru aktarılmıs. gerekci olmus.
filmin beni buyluyen sahnesi sayuri'nin dans ettigi sahne oldu. o kadar abartılı hareketler nasıl yalın gelebilir, ama geliyor iste. cok yalın. filmin finali de oldukca guzeldi benim icin, finalde sayuri demedi baskan kavusurken. cocuklugunda kullandıgı ismi secti, chiyo diye hitap etti o guzel ciceklerin arasında.
--spoiler--
belgesel tadında, muthis bir gorsellik. bir kadın gozuyle izleyin ama.
mutlaka okunması gereken bir romandan sinemaya uyarlanan bir filmdir. romanı ile filmin anlatış biçimi birbiriyle orantılı olması dikkat çekicidir. daha önce da vincinin şifresi nin romanı ile filmi arasındaki tutarsızlık bu filmde yoktur. film müziği ise mükkemmeldir, zaten oscar almıştı. filmin posteri için aşağaıdaki linke tıklayın.
bu filmde geyşanın anlamı bildiğimiz konsamatristen farklı bir şey değildir. ayrıca amerika'nın sömürgesini kabullenmiş bir japon kültürünün nasıl yozlaştığını gösteriyor. çin de japonya karşıtı hislerin artacağını düşünerek yasaklanmış bir film olup eski tarihte çinli kadınların japonya'da satılmaya zorlanması konusunu irdeleyen film yasaklansa da el altından dvd si satılmıştır. sonuçta başarılı bir film olabilir * ama tarih açısından kesinlikle çok üzücü ve korkunç olarak yansıtılmıştır.
filmden çok belgesel olarak baz almanın daha yararlı olacağını düşündüğüm yapım.140 dk lık süresi fazla gibi görünsede gayet akıcı bi film.finalde de dendiği gibi filmler genelde krallar, diktatörler, prensler hakkında olur.ama bu film işi insanları eğlendirmek olan geishalar hakkında.bu yönüyle sıradanlıktan sıyrılıyor.