yalnızım, sevgilim de yok bu yüzden daha da yalnızım. ellerim ceplerimde sokağı arşınlamaktan başka yapacak bir işim yok, sinema salonunun önünden geçerken filmlere takıldı gözüm, "memento ne olaki" diye geçirdim içimden hayatımın en büyük travmasını yaşayacağımı nerden bilebilirdim ki? bir bilet dedim kasadaki dünyalar tatlısı kıza, ya da bana öyle gelmişti o yanlızlık zamanlarımda. neyse girdim içeri reklamdı felandı derken film başladı o da neyin nesi! film sondan başlamıştı, ne halt edeceğimi düşünürken film arası verdiler, dışarı çıktım, bekleşenlerden bir sigara dilenip bir ileri bir geri derken 3-4 çekişte tüketmişim sigarayı. ama bir bok gelmiyordu aklıma tekrar o karanlık izbe yere girip filmin başlamasını bekledim, ızdırap gibi geçiyordu süre. tahmin etmem gerekenleri izliyordum, tahmin edeceğim zamanlar hep sonradan geliyordu. film bittiğinde kendimi sokağa attım, uzun bir süre kafamı kaldırmadan yürüdüm, insan daha boktan bir gece geçirebilirmiydi, geçirmiştim işte.
çok sağlam sahneleri ve metinleri bulunan, kurgusu gerçekten özgün bir filmdir. fakat kimilerinin dediği gibi şimdiye kadar çekilmiş en iyi film filan değildir.
zeki kurgusu, müthiş senaryosu ve mükemmel oyuncuları ile kült olmayı hak etmiş filmdir.
ilk izlemede olayı çözemediğim (aptal mıyım neyim ), ikinci izlemede bazı detayları tespit ettiğim, daha sonraki izlemelerin her birisinde ince detaylar bulduğum filmidir. kafa yoran bi filmdir. düşünmeye iten bi filmdir.
bellek kaybı üzerine yapılmış en iyi filmdir. guy pearce müthiş oyun çıkarmıştır.
herkesin abarttığı ama bana göre normal olan film. ayrıca filme yaklaşık 3 saatlik bir ara verdim. bu arada csi:ny izledim ve kaldığım yerden filmi izlediğimde hiçbir kopukluk yaşamadım. bence insanlar abartıyor.
(bkz: eksileneceğini bilerek entry girmek)
filme ortasından da başlayıp başa gitseniz yada tersten izleseniz hiç bir fark elde edemeyeceğiniz kadar harika kurgulanmış christopher nolan filmidir.filmi izlerken ve izledikten sonra sık sık aşağıdaki soruyu sormaktasınız :
--spoiler--
ben nerdeyim?
--spoiler--
anlaşılmazlığıyla meşhur filmdir. fakat ben neden anladım onu anlayamadım. ne durdurdum ne geri aldım, öyle izledim. bekledikçe parçalar birleşiyor zaten. güzel ve akıllıca yapılmış bir film.
edit: hmmm, birkaç spoiler okudum da. haha, ben bu filmi bildiğin anlamamışım. tekrar izlesem iyi olur. yukardaki ahkam kesmelere bak, tiksindim kendimden.
Aman Allahım nasıl bir filmdir bu.2 kez sinemada seyretmiştim. sinemadan çıktıktan sonra kendimi aptal gibi hissetmiştim. Bugün 3. kez seyrettiğimde kafamda birkaç soru işareti kaldığı halde filmi tamamen anladığımı düşünmüştüm. Ta ki filmin analizini yapan http://www.sinemafanatik.com/memento/mementoexp.html
sitesindeki yazıyı okuyana kadar.Bu yazıyı okuduktan sonra tüm düşündüklerim yanlış çıktı. çünkü:
Doğru olan hikaye Teddy'in filmin sonunda Leonard'a anlattığı hikayeydi.Bunu öğrendiğiniz zaman allak bullak oluyorsunuz ve sonra belki de sinema tarihinin gelmiş geçmiş en piskopat senaryolarından birine sahip olan memento'nun değerini biliyorsunuz.
Filmin belki de en orjinal yapısı; filmin renkli kısımlarının geriye doğru , siyah beyaz kısımlarının da ileriye doğru gitmesi ve filmin sonunda ustaca bir manevrayla birleşmesi.Hatta Dvd'sinde isteyenler ve anlamayanlar için filmin tersten (aslında düzden) bir versiyonu da bulunmaktadır.
Bir de Sammy'nin bakımevinde otururken gözüktüğü sahnenin son bir ya da iki karesine dikkatlice bakarsanız son anda Sammy'nin yerinde Leonard'ın oturduğunu görebilirisiniz.bunu da görünce gerçekten de Teddy'in hikayesinin doğru olduğunu yani Leonard'un eşini insulin iğnesiyle öldürdüğüne ister istemez inanıyoruz.
Filmin sonunda da Leonard'un hayalinde göğsünde I've done it "Başardım" dövmesinin bulunduğunu görüyoruz. Bu da suçluluk piskolojisinden kurtulmak için, karısının katilini öldürdüğüne kendini ne kadar inandırdığını kanıtlıyor.
anladım diyenlerin foyasını ortaya çıkartabilen güzel yapım.
bir başka sözlükte bir arkadaş demiş ki;
--çok çok feci spoiler--
film çok güzel ama bir sahnede adamın vucudunda dövmeler varken karısı ile yataktadı. o nasıl oldu?
görüldüğü üzere arkadaş filmi anlamamış. karısının ölmediğini, sammy jankis'in adamın kendisi olduğunu ve kendi karısını üst üste iğne vurarak kendi öldürdüğünü kaçırmış. ee ne özelliği kaldı o zaman?
kişisel yorumum ise kısa ve net;
film boyunca vay yazık adama, uğraşına bak dedik. sonunda(veya başında her neyse) anladık ki bizim adam seri katilmiş. gerçi haklı adam tabi, yaşamak için bir sebebe ihtiyacı var. ama ismi john diye adam öldürülmez ki birader. karısını da kendi öldürmüş zaten inek.
--çok çok feci spoiler--
izlerken durdurma, geri alma, kafayı dinlendirmek için ara verme, kuru üzüm atıştırma (zeka şeysi bakımından) çözümlerine gidilmiş, bir miktar anlaşılmıştır.
"demek sinemada izlesek hiçbir şey anlamayacaktık" yorumları yapılmıştır da; hay allah, acaba adam gibi notlar mı alsaydık, misal dövmelerinde yazanları falan bir kenara mı yazsaydık? bak bu hiç aklıma gelmemişti.