istediğim olay. görsellik hadiselerinden uzak sadece kalemini yazı karakterini bilmek onları saklamak çok isterdim. whatsap sslerini saklamak hiç hoş olmuyor.
Istedigim hadise.. ama imkansiz gibi bu cagda hem de. Az kaldi eski kafalardan duygu ve paylasim insanlarindan bu devirde. Genclik bakislari nimet nimet dinlemekte.
insan yaptıklarından değil yapmadıklarından pişmanlık duyar derler ya, benim pişmanlıklarımdan biri de bunu yapmamak olacak sanırım.
istanbul dışı 20 yaş üstü mektup arkadaşı aranıyor sözlük.
bilginize
sırf yazımın çirkinliğinden dolayı kurmaya utandığım arkadaşlık türü. bilgisayar denen o ruhsuz aletten, ofis programlarının prangalarından bahsetmeyin lütfen. okuduğum mektubun yazarının kaleminin titrediği, duraksadığı, duygusallaştığı ya da hiddetlendiği anları ve kelimeleri görmek, okumak, dokunmak istiyorum. çok klişe gibi dursa da bir mektuba damlayan gözyaşında dağılmış mürekkep görmek istiyorum ben. eski liseli ergenlerin öpücüklü, kokulu, kenarları süslü mektuplarının yapmacık samimiyeti kadar dahi duygusal karşılığı yok bence hiçbir emojinin... sanırım içimi fazla döktüm, bu kadarı yeterli.
Hiç öyle bir arkadaşım olmadı. Sadece askerdeyken ailemle mektuplaştım o kadar. Özel bir şey, mektuplaştığım bir kız arkadaşım olsun isterdim. Whatsapta iki dakka yazmayınca olay çıkartan kız arkadaştan yıldım. Değişik özel şeyler olmalı artık. Teknolojinin bu kadar ilerlediği dönemde mektuplaşmak çok güzel olurdu.
Farklı bir atmosferi olsa gerek. Hiç yapmadım. Ingilizcemi geliştirmek için bir dönem niyetlendim olmadı. En son ne zaman mektup yazdığımı hatırlamıyorum. Bir 5-10 seneye tekrar akım haline gelir bu.
Teknolojinin bu denli ayyuka çıkmadığı dönemde, popüler olan arkadaşlık çeşidiydi.
Mektup yazılır, heyecanla yanıt beklenir, hiç gitmediğiniz, tanımadığınız diyarlardan lönk diye arkadaşınız oluverir.
Bir süre sonra hediye göndermeler...
Mektup trafiği...
Sonra istiklâl marşı ve kapanış.
Yapacak bir şey yok, bunun fıtratı bu, değişmezdi!
bir türlü kendimi teşfik edemediğim durumdur. henüz bir arkadaşım az tanıdığı biriyle mektup arkadaşı oldu ve bence bu çok güzel. benim yapabileceğim ise hâlâ meçhul...
bazen insan hiç tanımadıklarıyla konuşabiliyor ancak!!!
Bir zamanlar vardı...
Çok edebi bulduğum ve hasbihal etmenin daha önem arz ettiğini düşündüğüm bir arkadaşlık.
Düşünerek, tartıp biçerek, bir kaç kez silip baştan alınarak, acaba bu cümlem doğru oldu mu? Gibi gayet saygıdeğer bir üslubu ve özveriyi muhteva eden bir iletişim modeli olduğunu düşünüyorum; yani günümüze ait olmayan bir model aslında.
Çok fazla hızlıyız, aceleci ve sabırsızız.
Kullandığımız eşyalar, ürünler ve teknolojiyle birlikte evriliyoruz her geçen gün.
Mektup arkadaşlığının böyle bir atmosferde yaşatılması çok zordu elbet.
90' lı yıllarda ortaokula ve ingilizce öğrenmeye başlamış olanların en çok heves edip gerçekleştirdiği hobilerden biriydi bu arkadaşlık. dünyanın herhangi bir yerinden sizin yaşınızda birine mektup yazar, heyecanla yanıt gelmesini beklerdiniz.
şimdi birkaç tıkla amerika birleşik devletlerinde yaşayan adamın/ kadının yüzünü görüp onunla konuşabiliyorsun. ama geçmişin de tadı başkaydı.
O küçük zarfin icine, icinizi dokmek... hele bir de karsinizda ki kisi sizi yargilamadan sorgulamadan kosulsuzca ve imkanlar dahilinde yaninizda olabildigi kadar yaninizdaysa.
Bana iki dakika gec cevap verdin diye sacma sapan triplere girenler yerine gunlerce mektup beklemek ve sayfalarca okumak yazmak o kadar değerli ki. Fotograf at ile baslayan sacma sapan muhabbetlerin yaninda aylarca birbirini gormeden kalbini hissetmek o kadar ayricalikli ki.
Bunu okuyacağını biliyorum çok sevgili en değerli mektup arkadaşım. Iyi ki varsın ve iyi ki...
ilkokul 4 sınıftan üniversite 1.sınıfa kadar edindiğim mektup arkadaşlığı. kendisi çocukluk arkadaşımdı sonra taşınıp gitmişlerdi bizde söz vermiştik öyle yıllarca ayda bir bazen iki üç ayda bir mektup gönderdik sonra bu yılda bire düştü felan derken üniversitede bitti yurtdışına yerleşip orda master yapıyor şu an mektuptan telefona geçtik bizde tabi arada telefonlaşıyoruz kadim dostum güzel günlerdi.
Lise yıllarımda okul aracılığıyla mektuplaştığım Amerika'daki mektup arkadaşımdan sonra tövbe ettiğimdir. Kız haitiliydi, boston'da yaşıyordu. Ingilizce yazışıyorduk. Kıza ikinci mektubumda beni facebook'tan ekler misin diye sordum, mektup eline ulaşınca ekledi. Bir de ne göreyim, kız kız değil adeta micheal jordan! Basketçi ve Kaslar o biçim! Dedim yok yani, kimse beni bunun kız olduğuna inandıramaz, öyle böyle değildi çünkü. dekolteli bir fotoğrafını koymuş hesabına, o fotoğraf olmasa onu erkek sanırdım. Zira erkek gibi de giyiniyor. Sonra bir baktım ki kızın kız arkadaşı var, ben ikinci şoka girdim tabii.