hakkında bu kadar entry girilmesinin sebebinin, şu anki liseli sözlük yazarlarının bu adamı canlı izleyemediğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
o nesillere bir bilgilendirme olsun, futbol oynadığı dönemdeki gözlemlerimi anlatayım.
1981 yılından 2001 yılına kadar tek forma, beşiktaş formasını terletmiştir. beşiktaş formasıyla resmi maçlarda 130 gol atmıştır. anlamanız için bugün türkiye'de oynayan bir oyuncu ile benzetecek olursam alex tipindeydi şifo mehmet. alex'in iki katı bir adam olduğunu objektif olarak söyleyebilirim. beşiktaş'ın ligde 34 maçı varsa en az 25 maçta bu adamın katkılarıyla kazanırdı. düz bir orta saha oyuncusu değildi, ofansif bir orta saha oyuncusuydu. çok iyi ara pası atardı ve çabuk bir adamdı. o dönem boyuna göre seçilen kazma defansların arkasına kaçarak bir ton gol atmışlığı vardır. 80 li yıllarda kanaatimce as oyuncu olarak düşünülmemiştir. gelen teknik adamlar o yıllarda şifo'yu bütün maçlarda oynatmışlardı ancak şifo 90lı yılların başında beşiktaş için vazgeçilmez bir oyuncu oldu. özellikle beşiktaş'ın 1995 yılındaki şampiyonluğunda büyük emeği vardır, yıldızlaşmıştır.
bu adam deli gibi kafa golü atıyordu. 1.68 boyuyla aralardan derelerden zıplayan birini görürdük maçlarda, aa gol oldu lan! falan, şaşırırdık. ama bu adamın bütün kariyeri boyunca en güzel golü, futbolculuğunun son döneminde galatasaray'a attığı röveşata golüdür bence. bilmeyenler için:http://www.youtube.com/watch?v=z0aahhzkmtk
profesyonel kariyeri boyunca sadece 1 kart görmüştür. şaka gelebilir ama 1 kart. şimdi ki teknik direktörlük hırslarına bakmayın, futbolculuğunda çok efendi ve şerefli biriydi. şu an öyle olmadığı sonucu çıkmasın, kesinlikle şu anda da öyle. adam gibi adamdır hala.
umarım zamanı geldiğinde ve en uygun zamanda, harcanmayacaksa bir gün beşiktaş'In başına gelir ve onun futbolculuğu zamanındaki ruhu takıma yansıtır.
beşiktaş'ın efsane yıldızı mehmet özdilek (şifo): sivil bir anayasa için ve daha demokrat bir
ülkede yasayabilmek adına ben de yeni anayasa paketini destekliyorum.
hiçbir özelliği olmayan sıradan bir teknik direktördür. yani türkiye' de bu çapta pek çok teknik direktör vardır. yani kesinlikle bir abdullah avcı ya da bir yılmaz vural değildir ve olma potansiyeli de yok bence. abdullah avcı' nın hücum anlayışını, yılmaz vural' ın savunma anlayışını beğenmeyebilirsiniz; ancak bua damlar hangi takıma giderlerse gitsinler kendilerini belli ederler. bir futbol anlayışları, oyunu okuma, rakibi analiz etme becerileri vardır.
mehmet özdilek (ve bir kaç isim daha sayarım süper ligden) bence bulundauğu takıma hiçbir şey katmayan bir hocadır. yani o takımın başına rıza çalımbay da gelse, güvenç kurtar da gelse bu durumda olurlardı bence.
beşiktaş'ı 4 senedir yenemiyoruz, sene 91-92 civarı falan sanırsam. 2-1 öndeyiz, elimde plastik bir topla televizyonun karşısında maçın bitmesini bekliyorum, son düdük çaldığı anda sokağa fırlayıp topu sürerken rıdvaaaaan diye bağırcağım birazdan. dakika 88, şifo soldan ceza sahasına giriyor, gelme diyorum, geliyor hala, altı pas çizgisine değdiğinde topa son derece yumuşak bir dokunuş yapıyor, top engin'in solundan süzülüyor, semih'ten kale çizgisinde bir müdahale, saha karışıyor, bütün stad sahaya giriyor, trt hemen bir vita ardından bir emlak bankası reklamı koyuyor. ekran geri geliyor, durum 2-2. ben o plastik topa var gücümle vuruyorum, tepemdeki florasan patlıyor, üstüme beyaz ve keskin bir yağmur yağıyor. annem pazardan geliyor, poşetleri kenara bırakıyor ve odaya girdiğinde şok, her yanım kan içinde camların üstünde yatıp ağlıyorum, valide de üstüne bir temiz tokatlıyor.
işte bu olayların sebebi olan golü atan oyuncudur.
"futbolcu kardeşlerimi gözlerinden öpüyorum" ekolünün önemli temsilcilerinden. hatta aynı ekolden gelen teknik direktörlerin oylarıyla "en iyi elini nereye koyacağını bilen teknik direktör ödülü"ne layık görülmüştü.
ikinci fatih terimdir kendisi. cool, ezik, kameraların kendisini çektiğini farkettiği anda artistlik yapıp tükürecek * kadar fatih terim kokan bir adam!
futbol hayatı boyunca kendinden en az bir 10 santim uzun, fiziksel yapısı hadi onu geçtim oyun stili olarak da yakından uzaktan kendisine benzemeyen belçikalı bir futbolcunun adını lakap olarak taşımak zorunda bırakılmış eski futbolcu. hiç mi izlemediniz güzel kardeşim scifo'yu? ne alakası var mehmet'le bu adamın lan?*
eski beşiktaşlı futbolcu olduğu için şaibenin önüne geçen teknik direktördür. dünkü maçta halı saha maçlarında bile görülmemiş 90. dakika rezaletiyle tarihe geçmiştir. 1-0 yenik olsa ya da bir eleme maçı olsa beraberlik işine yaramasa anlarım. lakin lig maçı lan 1 puan alacaksın. hadi kapanma aferin ama hiç değilse 1-2 oyuncu bırak defansta. madem komple hücum yaptırıcan kaleciyide çağırsaydın keşke.
hayatı teknik direktörlük yapmakla geçen sözlük yazarlarınca asla teknik direktör olamayacak kişi seçilmiştir. ne güzel bir ülkeyiz yahu, hiçbir insan kendi işine bakmıyor. herkes kendi işinde müthiş başarısız, ama başkasının işinde en iyi. herkes başkasının işini detaylarına kadar biliyor.
evet küçük football manager oyuncuları. mehmet özdilek sizin kriterlerinize göre teknik direktör değildir. sizin gibi ustaların yanında adı bile okunamaz bu adamın. haydi kızlar geçin takımlarınızın başına o zaman, yollayın scoutlarınızı afrikaya. heyyoooo...
fenerbahçe'nin maç boyunca kaçırdığı golleri son dakika da inanılmaz bir gol atarak unutturduğu ve günün kaybedeni ilan ettiği adam.
korner dönüşünde ilerde bekleyen semih ve guiza'yı tutan iki kişi korner dönüşünde alex'in pas atmasını engellemeye çalışma gafletine düşünce türkcell süper lig tarihinin en enteresan gollerinden birine sebep oldular.
o değilde o kadar topu tutan kalecinin 4'e 1 yakalanmasına harbiden üzüldüm...
26 eylül 2009 antalyaspor fenerbahçe maçı sonunda ikinci golü korner dönüşünde yediklerini zanneden teknik direktördür. "kornerlerde iyi adam paylaşmamız lazım" diyerek de sıvamıştır. korneri sen kullanıyorsun neyin adamı, neyin paylaşımı? üstelik korner de kullanmadın o pozisyonda. korner kullanıyor olsan, sülalece saldırmak yerine 1-2 adamı geride bırakırdın zaten, eminim.
lugano ve bilica gibi bir tandem varken, sanki hava topu alacakmış gibi veysel cihan adlı traktörü sahaya süren, özellikle gökhan gönül oyundan çıktıktan sonra rakibin sağ kanadındaki derin boşluklar bulunduğunu fark edemeyen, bu boşluklardan faydalanmak için birkaç defa fırsat gelip, veysel cihan adlı su motorunun hareketlenmediğini, hareketlendiği pozisyonlarda ise topu rakibe kaptırdığını göremeyen, gökhan gönül çıktıktan sonra veysel cihan adlı kamyonu oyundan alıp balili'yi sürse çok ciddi pozisyonlar yakalayıp, fenerbahçe'yi şoka uğratacağını kestiremeyen, necati'yi oyundan alırken veysel cihan adlı otobüsü sahada tutan, 85 dakika takımını beraberliğe yatırıp, sanki tur atlayacakmış, şampiyonluk veya düşmeme maçıymışcasına takımının kaleci hariç rakip yarı sahanın 30 metresine toplaşmasına müdahale etmeyen ve mağlubiyeti kendi elleriyle getiren, büyük takımları bırakın, bir bursaspor, kayserispor veya trabzonspor'un başına bile geçmek için yetersiz olan, bir yılmaz vural, nurullah sağlam, erdoğan arıca veya ümit kayıhan'dan farkı olmayacak teknik direktör.
not; bu yazı uludağ sözlük yazarı olmayan ve dün akşamki antalyaspor- fenerbahçe maçını tribünden izlemiş antalyaspor taraftarı bir yazara aittir.
26 eylül 2009 antalyaspor fenerbahçe maçında ne yapmaya çalıştığı anlaşılamayan taze teknik adam. maçın 90. dakikasında senin takımının en gerideki adamı kalecisine 50 metre uzakta ve fenerbahçe gibi bir takıma karşı bunu yapan takımı uyarmıyorsun bile, artık gözünü nasıl bir galip gelme hırsı bürümüşse. chelsea fc falan mı var altında, daha önce puan kaybetmeden giden fenerbahçe'ye karşı alınacak 1 puan neyine yetmedi? hak yerini buldu ve antalyaspor kabak gibi yenildi, birtakım anadolu takımlarının da bu garip mantaliteyle hiçbir yere gelemeyeceği tescil edilmiştir.
dün akşam hiç bir zaman iyi bir teknik direktör olamayacağını, zaten sapır sapır dökülen takımının son dakikada üçe sıfır yakalanan defansıyla bir kez daha ispatlamıştır
antalyaspor'u ligde bırakacak başarılı sonuçların altına imza atan anadolu takımı için başarılı teknik direktör.
beşiktaş'ın başına gelmesi için ise geçtiğimiz hafta oynanan sivasspor karşılaşmasındaki eylemlerini görünce, daha çok ekmek yemesi gerektiği kanısındayım.
--spoiler--
mehmet özdilek'in "ordu geçtikten sonra sok götüne borazanı" sözünü doğrularcasına oyuncu değişiklikleri yaptığı karşılaşma.
60. dakikadan beri baskıyı yiyorsun, orta sahan düşmüş, şenol adlı topçun hata üstüne hata yapıyor, sivas maçı almak için tüm kozlarını sahaya sürüyor sense işini allah'a bırakmış moddasın.
sen 85. dakikaya kadar oyuncu değişikliği yapma, 10 kişi kaldığın için kamber'i al oyuna, golden sonra da 2 oyuncu birden değiştir. vay anam vay.
bu takım ligde kalacak ama sen de böyle yönetim hataları yapmayacaksın şifo.
--spoiler--
zira çoğu maçta son dakikaya kadar oyuncu değiştirmiyor ve "maç böyle gitsin de, ben son dakikalarda oyuncu değişikliğini zaman çalmak için yapayım" mantığı güdüyor, tabi o böyle düşünürken tıpkı içerdeki trabzonspor maçı gibi, dışardaki antep maçı gibi, geçen haftaki sivasspor maçı gibi son dakikalarda yediği golleri çıkaramayarak, mağlup oluyor veya galibiyeti kaçırarak berabere kalıyor. oyuna zamanında müdahale etmeyi öğrenmeli.
ilk 9 haftada sadece 2 puan almış antalyaspor'un başında başarılı işler çıkarmış 18 haftada 30 puan toplamıştır, ligin ikinci yarısının beşiktaş'tan sonra en başarılı takımı yaratmıştır.
sivasspor karşılaşmasında 60. dakikadan sonra baskıyı yemesine rağmen oyuna müdahale etmemesi teknik adamlık yeteneğini sorgulamamız için tek başına yeterli değildir, ha bana göre hatadır. bülent uygun maçı kazanmak için kamanan ve sezer badur'u sahaya sürerken ve maçın seyrinin değiştiğini iyiden iyiye hissettirirken hiçbir değişiklik yapmamış olması dahası ilk oyuncu değişikliğini 10 kişi kaldıktan sonra 85. dakikada, kalan oyuncu değişikliklerini dalga geçermiş gibi golü yedikten sonra 89 ve 90. dakikalarda yapması tuhaftır.
sivas maçını ise beşiktaş'tan ziyade antalyaspor için kazanmalıydı, zira ankaragücü ve kocaelispor'un kaybettiği bir haftada en azından 1 puan alarak bir nebze rahatlamalıydı.
bir beşiktaşlı olarak beşiktaş'ın işini zorlaştırmış olan teknik direktödür. dünkü maçta sivas'ın yaptığı 3 oyuncu değişikliğine nedense hiç bir cevap vermemiş, daha da abartıp 82'de takımı on kişi kalmasına rağmen ve kesinlikle fiziksel olarak takım net bir düşüş yaşamasına rağmen yine oyuncu değişikliği yapmamıştır. gol yemeyi bekledi herhalde.
bir teknik direktör kendi takımı aleyhinde bu kadar net bir hata yapmamalı, ciddi olarak sorgulanması gerekir antrenörlük yeteneği...
beşiktaş-antalyaspor maçının bitiş düdüğünün ardından inönü'de takımdan önce şifo mehmet'e tezahürat yapılmıştır bütün taraftarlar hep bir ağızdan şifo mehmet diye inletmiştir stadı. beşiktaş taraftarının asla unutamayacağı efsaneler arasındadır.