mehmet ali şahin'in karısına böbrek nakli yapan hocamız.
utancından olsa gerek bir kere bile ismini zikretmemiştir. akepe'nin kafada bulunan ilk 5 adamından bir tanesi olmasına rağmen apo köpeğinin odasından daha küçük bir oda da hükümeti eleştirdiği için yatmaktadır.
yargılama bitmeden suçsuz olduğu ispatlanmış gibi yorumlar yapılıyor. yargılama sonunda suçsuz bulunursa hakkını arar, müsaade edilsin de içeride geçen günlerinin bedelini ona devlet ödesin. içeride yıllarca yatıp suçsuz bulunarak salıverilen masumlar çok umurunuzdaydı. herbiriniz oldunuz birer insan hakları savunucusu.
suçsuz bulunup tahliye olsa aihm'de filan 1 milyon dolarlık tazminat davası açsa ve kazansa bunun bedelini kim öder acaba? cebimizden gider yine değil mi?
hadi cebimizden gitti diyelim... bu adamın 3 yılını ne yapacağız? çoluğu çocuğu var mı bilmiyorum ama onlara ne diyeceğiz?
bu insafsızlığı savunan zavallıları gördükçe insanlığımdan utanıyorum. tamam oğlum tamam. aldınız ülkeyi. ülke sizin artık. daha insaflı olabilirsiniz artık. hayvanlığı sürdürmenizin bi manası kalmadı.
klavye başında g.tünü kaşıya kaşıya entry girebilme özgürlüğünde olan insanların(!) "suçsuzsa tazminat davası açar yeaaa neoolceeek" gibi şeyler söylediği kişidir. insan hayatının bedeli bu kadarmış... yazık.
3 yıl boyunca suçunu ispatlayamayan yandaş yargının daha ne kadar içeride tutacağını merak ettiğim bilim insanıdır. hayır o değil adamın 3 yılı, yarım kalan araştırmaları ne oldu?
cem garipoğlu ve ogün samast gibi "vahşice" cinayet işlediği bütün kamuoyu tarafından bilinen, kendileri tarafından da itiraf edilen kişiler ile aynı kefeye konulara içeride kalması olağan gösterilen kişi.
nedense sadece haberal konusunda insafa gelen veletleri gördükçe insanlıktan istifa edesim geliyor. lan oğlum binlerce insan bu yargı sisteminden dolayı ceza görüyor, götünü kurtaran kaçıyor hak mı? ne hakkı hak falan istemiyorum yeter ki beni bıraksınlar diyerek suçsuz olduğu halde kjaçıp gidiyorlar. onlara, onların çocuklarına ne cevap vereceğiniz neden aklınıza bir soru olarak hiç düşmedi? ha haberal hakkında ecevit'i yorgan döşek yatırma, hatta ölümüne dahi sebep olma iddiası vardı değil mi? budur tedirginliğin sebebi. yarın bu adam suçlu bulunursa yüzünüz kızarmaz biliyorum. olayı dramatize ederek "hocu bu adam tazminat kazanırsa bizim cebimizden çıkar bak deme deme salıversinler daha iyi." gelişinden zaten malın kalitesi anlaşılıyor.
saçma sapan yorumlara ve sözlere gerek duyulmayacak derecede haklı durumdaki insan.
ergenekon adı takıştırılan dava ile 3 yıldır öyle ya da böyle özgürlüğü kısıtlanan, yaşam hakkı bir nevi elinden alınan bu insan, ne adam öldürmüştür ne de hırsızlık yapmıştır.
ülkeyi tirilyonlarca dolandıranların cumhurbaşkanı, bakan, başbakan olduğu,
baş dolandırıcının* sağlık sorunları nedeni ile affedildiği,
daha sonra da bu baş dolandırıcının parti başına geçtiği bir ülkede özgürlüğünün elinden alınması vicdanlara sığmayan adamdır.
suçlu ise, bir suçu varsa buyursunlardır söylesinlerdir.
3 yıldır delillerin karartılmaması adına içeride tutulan bu insan hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun herkesin yardım etmesi gereken insandır.
birileri said nursi'nin oradan oraya sürgün edilmesini acıklı acıklı anlatırken aynı durumu bugün başkalarına yaşatmaları ne ironik bir durumdur.
ki said nursi o dönemde bile hakim karşısına çıkartılmış, suçu olduğu idda edilenler yüzüne söylenmiştir.
oysa 2010 yılında insanlar hala nedensiz ya da bir türlü açıklanmayan nedenlerden dolayı yıllardır özgürlüklerinden yoksunlar.
bu hiç bir vicdana sığmaması gereken bir hadisedir.
Kurduğu Başkent üniversitesi ben üniversite sınavları için tercih yaparken vakıf üniversitesi mantığında olan tek üniversiteydi (şuan nasıldır bilemiyorum). Vakıf üniversitesi demek devletten yardım alıp kar amacı gütmeden devletten aldığı yardımla da belirli bir ücret karşılığında öğrenci yetiştiren üniversite demektir.
Diğer üniversiteler ise hem devletten yardım alıp, hem de öğrencilerini sömüren üniversitelerdir. Yani benim vergimle para kazanmaktadırlar, Ticaret kuruluşlarıdır.
Haberal'ın bu ve benzeri üretimleri birilerinin bir tarafına batmış olacak ki yıllardır bir hiç yüzünden içeridedir.
darbe planlayıcılarının önd gideni habeal tam 560 gündür hastahaneden alınıp silivriye tıkılamıyor.
5 hekimin, ayakta tedavi edilebilir, yatmasına gerek yok raporuna rağmen adam alınamıyor.
arkasında neo-con amerikalılarının olduğu bilinen haberal a tutukluluk kararı veren hakimlere de türk tarihinde ilk defa tazminat ceyası verildi.
şimdi vatandaş rıza olarak sormak hakkımız kim bu adam?
haberal dan nedne bu kadar çok korkuyorsunuz.
tarih bir gün bize haberal ın kim olduğunu söyleyecek ve bu entry o zaman çok daha kiymetli olacak.
Türkiye'nin uluslararası literatürde en fazla bilimsel yayımı bulunan tek rektörü Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal.(Uluslararası literatürde 785 olmak üzere toplam 1428 bilimsel yayın)
3 Kasım 1975 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü'nde, Türkiye'de ilk kez annesinden 12 yaşındaki bir çocuğa, akrabalararası böbrek naklini gerçekleştirdi.
10 Ekim 1978'de Avrupa Trasplantasyon Birliği'nden (Eurotransplant) sağlanan ölü böbrek ile Türkiye'de ilk defa kadavradan böbrek transplantasyonununu gerçekleştirdi.
2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli" yasasının hazırlanıp, 3 Haziran 1979'da Türkiye'de ilk defa yürürlüğe girmesine de öncülük etti.
8 Aralık 1988'de Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Türkiye'de ilk kadavradan karaciğer naklini gerçekleştirdi.
15 Mart'ında Kuzey Afrika, Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye'de ilk kez çocuklarda canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirdi.
24 Nisan 1990'da Dünya'da ilk kez yetişkinlerde canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirdi.
16 Mayıs 1992'de Dünya literatüründe ilk kez yapılan bir uygulamayla aynı vericiden, aynı anda hem kısmi karaciğer naklini, hem de böbrek naklini gerçekleştirdi.
edit: ayrıca sanıyorum geçen seneydi, bir tıp kongresi yapıldı başkent üniversitesi'nin ev sahipliği yaptığı. uluslararası bir kongreydi bu ve doktorların çoğu sırf mehmet haberal'ın adı için gelmişlerdi. geldiklerinde gördüler ki haberal, hiçbir şeyden ötürü hapiste. işte haberal bu adamdır.
doğru uluslararası indeksli yayın yapanlar suç işleyemez, işleseler dahi hapise atılmazlar.
onlar darbeci olamaz olsalar da, 1.5 sene tedavi görme hakları vardır.
bu kafa ile daha çok postal yalar, daha çok darbe görürsünüz.
(bkz: odun)
üçkağıda üçkağıtla yanıt vermiş adamdır, bir nevi "madem eyle, işte böyle".
haberal hocanın hastalığı ergenekon bağlantısı kadar gerçektir, tamı tamına.
ve ayrıca kendisi ergenekon iddiasının zayıf karnıdır aynı zamanda, öyle ki iddianın sahipleri bile haberal hocanın üstüne gelmemektedirler olayın saçmalığı görülmesin diye. ya da korkmaktalar tetikçisi dünya çapında bir organ nakil cerrahı olan hocanın üyesi olduğu örgütten. tetikçisi buysa elebaşı kimbilir kimdir?
Made in Turkey olan insandır.
Aciklamak gerekirse, köyde doğup büyümüştür. kendisinin de dediği gibi "mum ışığında ders çalışırken lazerle ameliyat yapmaya" başlamıştır.
Bu çok önemli bişey. Mehmet Öz televizyon televizyon gezip şınav çekerken Haberal hoca ameliyat yapmaktadır. Elimde amerikada okuyan bir tıp öğrencisinin imkanları olduktan ve babam da doktor olduktan sonra ben ordinaryus bile olurum.
ama o adam yokluktan bu günlere gelmiştir.
Nobel alacak insandır.
Gel gör ki avukatlarının açıklmasına göre layık gördükleri biri otomatik silahlı bir jandarma eri olmak üzere 5 kişi kapısından beklemektedir.
Tayyipciğim sen bi sürü yerden en iyi cart curt ödülü falan alıyorsun da bu adam da ABD'DEN en seçkin bilim adamı ödülünü almıştır 1-2 ay önce.
ergenekonu boş beleş bir örgüt sandınız galiba. adamlar devlet içinde devlet olmuşlar. hakimler, savcılar, kuvvet komutanları, profesörler, tetikçiler, yazarlar, parti üyeleri. ergenekon'un en tepedeki adamlardan biri olduğu için bu adamı almak çetin doğan'ı almaktan çok daha zordur.
(bkz: ergenekon belgeseli)