bazılarına göre sanat galerisi gezmek, sahilde içkisini yudumlarken sigarasını tüttürebilmesi, varoluşun sorunlarından bahsedebilmesi... gibi şeylerden ibarettir. manzarasını da bozmamalı paşazadelerin.
toplumun her kesimi tarafından kendi kriterlerine göre şekil verilen/verilmeye çalışılan terimdir. en esnek yapıya kavuşturulan terimlerden biridir. bana göre siyah, başkasına beyaz olan... bana göre açık başkasına kapalı olan... bana göre mağlup, başkasına galip olan vs. medeni gelebilir.
medeniyet; uygarlık, temeddün, fr. civilisation, al. zivilisation, ing. civilisation, it. civilta.
bilim ve sanatın gelişmesi ile kendini gösteren ileri insanlık düzeyi. uygarlık, medeniyet; insanın toprağa bağlılığıyla yani yerleşik toplumsal hayatın neticesidir. nitekim hemen her dilde kavramın kökü, belde terimiyle bağlantılıdır. ancak bu her yerleşik toplum hayatına geçen halkların genel bağlamda medeniyete ulaştığı anlamını ifade etmez. ekonomik, sosyal ve iktisadi yaşam seviyesi ki,uygarlığı ifade eder, toplumlar eşitsiz gelişme yasasına maruzdur. başlıca nedeni, gelişmiş, uygar bir ulusun, ulusların baskısı, o ülkelerle girilen münasebet neticesidir. şeklen toplumlar kendi içinde medeni bir yaşamı aksettirebilirler ama bu, o toplumun en geniş manada uygarlaştığını, eşit seviyeyi ifade etmez. bu bağlamda uygarlık, ulusların, halkların topyekun sosyalleşmesine bağlıdır. insanlık tarihi, uygarlığın ve uğruna verilen mücadelenin de tarihidir. gelişme insanlığın uygarlaştığını, ama henüz tam anlamıyla insanlaşamadığı noktasındadır.
türkiye'nin büyük bir kısmında; diğer islam ülkelerininse hiçbirinde asla olmayan şey. medeniyetsiz olan ülkelerin islam ülkeleri olması tamamen tesadüf, biraz durup düşünmek gerek bu tesadüfü.
medeniyet kültürün [kültür: toplumsal yaşamı düzenleyen ve anlamlandıran öğeleri (hukuk kuralları, tarih,edebiyat,inanç, sanat) o toplumun genel özelliklerine göre o topluma özgü şekillendirilip yaşanmasıdır.] şekillendirdiği öğelerin bağlandığı genel sistemler bütünüdür. Büyük medeniyetlerin kültürleri daha derin ve zengin olurken bu bu kültürel öğeleri birbirine bağlayıp şekillendirmekte kullandıkları sistematikte gelişmiş olmaktadır ve bu sistematiğin gelişmiş ve işler olmasında sistematiği taşıyan teknoloji ve alımlarda gelişmiş olmalıdır.
Medeniyet, toplumların benimsedikleri inanç ve düşünceler ışığında yaşadıkları çağı anlamlandırma ve toplumda var olan her türlü ilişkiyi şekillendirme çabasıdır. Bu inanç ve düşünceler kimi medeniyetlerde ilahi bir yapı arz ederken kiminde tamamen dünyevi veya ilahi bir etkiye maruz bırakılmadan sadece beşeri faktörlerce oluşturulmuş bir muhteviyattan müteşekkildir. Toplumlar, gerek bireylerin kendi arasındaki münasebetlerini gerekse toplumların kendi dışındaki toplumlarla olan münasebetlerini, sahip oldukları düşünce ve inanç sistematiği çerçevesinde düzenlerler.
Toplumların yaşadığı çağlar birbirinden farklı şartları ihtiva ettiği için düşünce ve inançların yeni durumlara yeni yaklaşımlar geliştirmesi de her bir medeniyeti diğerinden ayırt eden önemli bir husustur. Değişik dönemlerde değişik medeniyetlerin üstünlüğü söz konusu olmuş, bazen birkaç medeniyet birlikte bir çağı faal olarak geçirmiştir.
Medeniyetler tarihin bazı dönemlerinde zayıflamış, silikleşmiş ve neredeyse görünmez olmuşlarsa da özellikle ilahi kaynaklı medeniyetler için tamamen yok olma gibi bir durum söz konusu değildir. Ait olduğumuz islam medeniyeti 19. ve 20. yüzyıllarda daha fazla olmak üzere, şuanda etkisi ve varlığı çok fazla hissedilmese de Batı medeniyeti karşısında hiç yokmuş mesabesinde kalmış olsa bile bu, medeniyetin yok olduğunu, artık tarih sahnesine üstün bir pozisyonda çıkmayacağı en karamsar bir gözlemci bile söyleyemez. Ancak aynı şeyleri, aynı katiyetle bir deney yapma imkânımız olmadığı için, vahiy temelli olmayan, seküler, kapitalist bir medeniyet için söyleyemeyiz. Bu düşüncemizin temel dayanağı; gerek siyasal gerek ekonomik ve askeri her türlü üstünlüğü elinde bulundurmasına rağmen batı medeniyetinin bünyesinde taşıdığı handikaplar ve bundan kaynaklanan çatışmacı, mücadeleci, hırslı kendi dışındakini önemsemeyen ve dahi hep görmemeye hatta yok etmeye çalışan bir yapıya sahip olmasıdır.
ilahi kaynaklı islam Medeniyetinin özü şudur: Kullarını yaratan Allah onları en iyi bilendir. Dolayısıyla insanların durumunu, ihtiyaçlarını en iyi bilen Allah, onların mutluluğu için en iyi düzeni de getirecektir. Böylece, hem bireyi hem toplumu ilgilendiren bütün mevzularda temel dayanak yaratıcının va'z ettikleridir. Kuran ve peygamberin sünneti, toplumu şekillendiren bütün ilişkilerde ana çerçeveyi belirlemiş, sosyal, ekonomik, siyasal her türlü meselede yol gösterici bir konumda durmuştur.
gazeteci ayşe arman yerel tepkiyi gözlemlemek adına önce türban takıp nişantaşı'na, sonra da mini etek giyip fatih'e gitmiş.
burada senin gibileri istemiyoruz, git buradan ve benzeri onur kırıcı sözler duymuş fatih'te.
nişantaşı'ndaysa rahatsız edici herhangi bir durumla karşılaşmamış.
işte medeniyet kimin nasıl giyindiği değil, insanların ona baktığı açıdır.
Deniz Baykal medeniyet tanımında bence Atatürkten bile daha iyi bir tanımlama yapmıştır.
O'da şudur: Medeniyet, toplumların kadınlara karşı bakış açısıdır.
edit: medeniyet farkı tanımıda yapmış olabilir.