mazk şiirleri

entry67 galeri2 ses2
    42.
  1. Öyle mi?

    Şaşarım bu hayatta olup da
    Bela, kaza, acı ile
    Sınanmak istemeyene.
    Cihanın ummanına dalıp
    Islanmadan çıkacaksın öyle mi?
    Şaşarım bu dünyada yaşayıp da
    Sıkıntı ya da refah saatini
    Hiç durmayacak sananlara.
    Bulduğun bu mekânı, bir gün her şeyiyle,
    Bırakıp gitmeyeceksin öyle mi?
    Âdem’in oğluysan ve hala yaşıyorsan
    Önce şunu bileceksin
    Bu gün dert, yarın neşe badesi senin için.
    Gecenin saçlarını, gündüzün bakışlarını
    Ebedi yakalayacaksın öyle mi?
    1 ...
  2. 41.
  3. Zaman

    Önce,
    Mutlu etmek için birini
    Mutlu olmak gerektiğini
    Bildiğini bilirim.

    Sonra
    Gözlerimde hüznü sorup
    Sebep olduğunu unutup
    Şaşırmana şaşarım
    2 ...
  4. 40.
  5. Hata yaptiran siirlerdir.

    Basliga kendi siirimi ekliyim dedim 3 moderator, 11 yetkili agzimi burnumu kirdi. Neymis burda sadece mazk siirleri olurmus, benim okumam yazmam yok muymus, gidip sozluk yazarlarinin siirleri benzeri 44 basliga neden yazmiyormusum.

    Tamam kardesim kizmayin. Yazmiyorum tamam, sakin.
    3 ...
  6. 39.
  7. Duygulandiran siirlerdir.

    Vay amk adam sozlukte ozerk bolge ilan etmis, basligi tekeline almis, insaat icin alan parsellemis. Ben de diyorum bu mazk nedir.
    3 ...
  8. 38.
  9. mazk reis cumhuriyetini kurmuş burada.kolay gelsin.
    2 ...
  10. 37.
  11. KiM

    hıncahınç kalabalıklardan
    sinsi adımlarıyla
    gelip de yanında duran,
    herhangi bir insan...
    kim?
    yalnız kaldığını zannettiğin
    Issız tenhalarda
    zehirli gülüşü ve hoşmedileri yalan olan...
    seni karşılayan
    kim?
    bir cenin gibi doğup korkularından
    efsunlu nefesiyle gelip kulağına
    her dilden şarkılar fısıldayan,
    cüzzamlı yüz, tuhaf gülüş
    vaadi lüks ve makam olan
    kim?
    şuh bir dilberin dudağından
    yol bulup seni saran
    kibir tohumlarını kalbine atan
    ve alkışlarda adını çağıran yılan
    kim?
    gündüz gölgende yer bulan
    gece siyah elleriyle düşlerini saran
    kim?
    ateşe dönmüşse ensen odur orda dolaşan
    artmışsa kalbinin ritmi odur tempoyu tutan
    “ben, ben” diye davullar çalan
    öfkelendiğinde aklını yerinden alan
    kim?

    oysa apaçık düşmanken
    aldandı mı ona insan?
    eyvah!
    yoksa yine mi kazandı
    şeytan?
    1 ...
  12. 36.
  13. bedbaht

    yine niye gelir ki bahar?
    neden duyulur?
    parkta çocuk, dalda kuş cıvıltıları.
    kim dinler bu şen şarkıları?
    bankta nişanlılar dillerinde gelecek planları
    masalları, hikâyeleri, mutlu sonları…
    allah’ım bir bana mı görünür?
    acılar, sürgünler, gözyaşları.
    bir ben mi duyarım
    ağlayan günahsız çocukları?
    bir beni mi üşütür
    zalimlerin soğuk zindanları?
    bir ben mi tutarım mazlumların yasını?
    ahh! bir ben mi meyusum bu alemde
    bir ben mi bedbahtım?
    yoksa herkes mi yalancı?
    dünyada acıdan başka şey var mı?
    3 ...
  14. 35.
  15. Dipten gelenler…

    Kolay değildi ki yaşadıkları
    Aşağılardan diplerden geldiler.
    Başlarında ayak izleri
    Ellerinde günah lekeleri
    Ezildiler, ezdiler
    Ağır ağır yükseldiler
    Boyunlarında muskaları
    Yalancılık, hesapçılık.
    Hatıralarında hep canlı
    Geldikleri yer sert ve karanlık
    Mecburen açık duran
    Pençeleri varsa, bundan.
    Keskin ama kırıksa tırnakları
    Yıllarca çok zorladıklarından
    Güce, paraya
    Sevimli bir fino gibi
    Kuyruk sallar, yaltaklanırlar
    Ona güvenir ondan korkarlar
    Sahibi geçtik haşa
    Allahları sanırlar
    1 ...
  16. 34.
  17. sahip

    yağarken üstümüze
    dertler, belalar.
    atılırken gövdemize,
    nefretle gerilmiş oklar.
    kapatılıyorsa üstümüze
    herkese açık kapılar...
    lutfediliyorsa payımıza
    ayrılıklar,yollar
    ve biz,
    yine de öylece bekliyorsak,
    sakin duruyorsak.
    zannetme ne korkak,
    ne de deliyiz.
    sadece şunu biliriz
    kâbe’nin değil
    develerin sahibiyiz
    1 ...
  18. 33.
  19. YARA

    taze kalsın acın!
    bırak kan aksın.
    öldürmesin,
    Ama sakın! sakın!
    kabuk da bağlamasın

    dediğimi dinle
    aklında kalsın.
    soğutursan yaranı, unutursan
    tekrar geldiklerinde anlarsın!
    ki kuralıdır gelir alışan
    emin ol , bu sefer
    ayağa kalkamazsın
    1 ...
  20. 32.
  21. Gidesim var

    Havada uzun yol kokusu
    Benimse alıp başımı
    Gidesim var.
    Bilmediğim yerlerde,
    Tanımadığım insanlarla
    semaverden çay içip
    Laflayadım var.
    garip gelir belki size
    Pınar başında bir ağaca
    Hamak kurup, aylarca
    Kitaplar okuyasım var.
    “Gezmek için yaban yahşi
    Ölmek için memleket” demiş şair
    Vatanımda ölüme razıyım amma
    Şimdilik gurbette
    Biraz kalasım var.
    3 ...
  22. 31.
  23. Bu gün

    Doğduğum yeri,
    teni, aileyi
    Ben seçmedim…
    Irkımı ve dinimi
    Vallahi
    Önceden
    Görmedim.
    Özür dilerim
    Yıllarca
    Çok önemsedim
    Meğer bakarken
    Kapalıymış gözlerim
    Annem Hava
    Babam Âdem
    işte kimliğim.
    Öncellik insan
    Bu gün öğrendim
    Ve elhamdülillah
    Bu gün büyüyüp
    Bu gün yüceldim
    2 ...
  24. 30.
  25. Kilis

    Bu gün içim pır pır
    Gökyüzü de inadına sanki masmavi
    Ve hava gelen bahar kadar sıcak
    Resül Otman beni çağırır,
    Şeyh Muhammet’teki tepe
    Tepedeki zeytin gölgesi
    Şimdi seyretmek güzeldir Kilis’i

    Çocuklar oynuyor Çamlık’ta
    Yüreğim sanki onlardan biri
    Kırlangıçlar da gelmiş bak üstelik.
    Ya şu iğde kokusuna ne demeli…
    Söğütlü dere beni çağırır
    Zeytinlerin bitmeyen yeşilli
    Akpınar’daki çınar gölgesi
    Şimdi gezmek güzeldir Kilis’i
    1 ...
  26. 29.
  27. Teselli

    Mazlumu güldüren biliyorum ben değildim
    Yere düşen bayrak ellerimde yükselmedi
    Sert rüzgârlar oldu ki zaman zaman eğildim
    Geldiğim yerlerden bahar ne acı gelmedi

    Farkındayım bed düzeni değiştiremedim
    Nesiller gözyaşını mendilimle silmedi
    Bilmem ki kaç defa, Ya Allah, bismillah dedim
    Ah iradem tökezledi, sonu hiç gelmedi

    Fakat ümitsiz değilim, var bir tesellim
    Zalim ki hiçbir zaman bana dostum demedi
    Tamam, gayretlerim öksüz hedeflerim yetim
    Ama ezilen adımı ezenlerle bir demedi
    3 ...
  28. 28.
  29. Öğretmenim

    Öğretmenim!
    Modelim, rehberim.
    Ellerinizden, minnetle,
    Şükranla öperim!
    Çok müteşekkirim
    Ben şimdi sizin gibi
    Eğitim neferi öğretmenim!
    Teşekkür ederim, benim öğretmenim!
    2 ...
  30. 27.
  31. Bahar Gelecek

    Takılma sen oyunbazların alıkoymasına
    Hiç duyar mı gafil şafağın çağıran sesini!
    Bırak küçümsesinler attığın o adımları
    Görmez körler tohumun toprakta yürümesini.
    Bigâneler yorgun halini beyhude zannetsin.
    Onlar ne bilir gayeye koşmanın neşesini!
    Yalnızlık, gurbet… Söyle gönüle dert mi bunlar?
    Milyonlarca kardeşin bekliyorsa nefesini.
    Hesapda bırak onları, çıkarıp toplasınlar
    Kaybetsen de ne olur? Allah görüyorsa seni
    Baharlar geliyor baharlar! Doğudan, batıdan
    Güller laleler dolduracak bak bütün zemini.
    Ve sonra, sımsıcak mevsimler duyacak masumlar
    Bir dünya olacak ki tertemiz ve yepyeni.
    Biz ilkbaharları bekleyip görmesek ne çıkar?
    Mezarlarımız gül kokacaksa değer vallahi!
    3 ...
  32. 26.
  33. Onun Annesi…

    Yine ve yeniden
    Defaten,
    Gözler önünde,
    Mucize gerçekleşir.
    Bir âlemden bu âleme
    Minicik bir bebek gelir.
    Ahh fakat ne çare!
    Misafir birazcık eksiktir.
    Adımını eksik atar,
    Eksik düşünür
    Eksik söyler, eksik bakar…
    Kurtlar sofrasında
    Bu yavru, böyle nasıl yapar?

    Ama sonra, birden,
    Yanı başında bir melek belirir.
    Büyük takas!
    Gerçekleşir.
    Anne ömründen vazgeçer
    Kalan günlerini,
    Minik avuçlara atar.
    Artık çocuğu için yaşar
    işte işte o zaman, insan
    Neden anne yaratılır
    Daha iyi anlar.
    3 ...
  34. 25.
  35. Yaşadıkça

    Yaşadıkça
    Dost yüzlü düşmanları
    ince döşenmiş planları
    Kininden kuduranları
    Bekletilen intikamları
    Göreceksin

    Yaşadıkça
    Rüyamızı şerre yoranları
    Sermayesi kavgamız olanları
    Cellâdına hayranları
    içimizdeki mankurtları
    Göreceksin

    ……….

    Yaşadıkça,
    Anı, mekânı ve insanı
    Bunları değiştiren zamanı
    Her şeyi yaratanı
    Tek olan Allah’ı
    Göreceksin
    2 ...
  36. 24.
  37. Göz

    Biri aynaya baktı
    Derin bir kesik izi
    Yüzünün tam ortasında!
    Isıran bakışlardan kaçıramadığı
    Sivri acabaların gelip battığı
    Ya da öyle sandığı
    Bir derin kesik izi!
    Yüzünün tam ortasında…

    Diğeri gözlerini kapattı
    Binlerce yara izi
    Zihninin tam ortasında
    Geçmiş insanların
    Çatal dilleriyle biçtiği
    Utandırarak yeşerttiği
    Korkunç bir hafiye
    Gölge gibi peşinde
    Gözlerin fark etmediği
    Fakat adı gibi bildiği
    Nefesi ensesinde
    Zihninde, fikrinde..

    Hangi yara daha keskin?
    Hangisi kaldırmaz da çeker yere?
    Hangisi öldürmez ama yaşatmaz da…
    Hangisi kıvrandırır bir ömür sancıdan
    Hangi göz kapalı şimdi
    Ve hangi göz görür her şeyi?
    2 ...
  38. 23.
  39. Döndüğünde

    Kolay bulursun beni,
    Geri döndüğünde.
    Öylece duruyorum çünkü.
    Bıraktığın gibi, bıraktığın yerde…
    Yine baharda ve kitaplarda
    Günlerce kayboluyorum.
    Sıcak bir çay dumanına
    Dost tebessümüne aldanıp,
    Neler neler saçmalıyorum.
    Sen demiştin, evet biliyorum.
    Can çıkar huy çıkmaz ne yapayım,
    Herkesi kendim gibi sanıyorum.
    Bir de şairim şu sıralar,
    Görsen beyaz kâğıtlara
    Boyumdan büyük laflar yazıp
    Neler karalıyorum.
    Velhasılı
    Kolay bulursun beni,
    Geri döndüğünde.
    Öylece duruyorum çünkü.
    Bıraktığın gibi, bıraktığın yerde...
    5 ...
  40. 22.
  41. Daha

    Sus!
    Gitmedi ki düşman,
    Daha burda
    Mermini sakın boşa harcama
    Burası zalim bir çöl üstelik
    Aldanma!
    Aslında serap, gördüğün vaha!
    Bu kadar da üzülüp,
    Düşme gama!
    Çünkü henüz dokunmadık
    En büyük acımıza
    2 ...
  42. 21.
  43. Paranoyaların kucağında
    Dağlar gibi evham biriktirdim
    Son sükûnet katığımı
    Vahşi şüphelere yedirdim
    Hüzün taş boğazımda
    Kesik kesik çıkar nefesim
    Tenhalarda yalnızım
    Bitti kendime güvenim
    Korkular uçuşur odamda
    Bilirim artık tekin değilim
    Ancak gelişin, gülüşün
    Adımı söyleyen sesin
    Dağıtır başımdaki şu zemheriyi
    Ulaşırım belki o zaman bahara
    O zaman kalkabilirim
    Belki, belki ayağa

    Oysa bekletme demiştim
    Gecikme, erken gel demiştim
    Şimdi yoksun bak yine
    Farkındayım kıskancım
    Hatta belki de hastayım
    Biliyorum, biliyorum
    Ben hiç iyi değilim
    1 ...
  44. 20.
  45. Onlar
    Bazen diyorum ki,
    Acaba nasıl yaşıyor
    Neler hissediyorlar?
    içlerinden ne düşünüp
    Neler geçiriyorlar?
    Acaba nasıl, evet nasıl
    Sıradan bir insan gibi
    Nefes alıp verebiliyorlar?
    Kızıl saçlarıyla doğan güneşe,
    Öteleri gören bebeğin gözlerine
    Korkmadan nasıl bakabiliyorlar?
    Masum gözyaşına, güluüseyen bahara, açan çiçeğe,
    Nasıl tahammül edebiliyorlar?
    Ya ansızın gelip duran ölüm haberine
    Nasıl dayanabiliyorlar?
    Hani şu kalbinden, vicdanından ve fikrinden,
    Bir elbiseden kurtulur gibi sıyırıp atabilenler.
    Ne hamiyet, ne şefkat ve ne de acıma…
    Hissetme, düşünme, üzülme.
    Bu kadar basit mi ha!
    Bazen diyorum ki,
    Olsun da nasıl olursa olsun diyebilen
    Vefasız, bencil ve kalpsiz,
    Tanısaydım o haz kölesini.
    Hiçbir kalp acısı duymadan
    Her bedenden zevk alabilen
    insan kılığındaki garip şeyi...
    Ne hamiyet, ne şefkat ve ne de acıma…
    Hissetme, düşünme, üzülme.
    Bu kadar basit mi ha!
    Bazen diyorum ki görseydim
    Küfürler edip, yumruklar sallayan,
    Ki zavallı bir biçareyedir çok zaman,
    Zalim, hain ve gaddarı…
    Kutsalsız, gayesiz ve hesapsızı
    Geçmiş ve geleceğin katili…
    Ne hamiyet, ne şefkat ve ne de acıma…
    Hissetme, düşünme, üzülme.
    Bu kadar basit mi ha!
    Bazen diyorum ki,
    Acaba nasıl yaşıyor
    Neler hissediyorlar?
    içlerinden ne düşünüp
    Neler geçiriyorlar?
    Acaba nasıl, evet nasıl
    Sıradan bir insan gibi
    Nefes alıp verebiliyorlar?
    1 ...
  46. 19.
  47. Kaybedeceğin Savaş

    Kuşandığın zırhın mı sert bakışların mı?
    Elindeki kılıcın mı keskin sözlerin mi?
    Adımların mı korkutucu yoksa her şeyi göze alışın mı?

    Sorman gereksiz, belli hazırsın savaşına.
    Kan koklayıp kelle uçurmaya
    Fakat az dur, dur bir dakika!
    Bir şey söyleyeceğim sana!

    Ne zırh ne kılıç
    Ne plansızlık ne kararsızlık sebep ama
    Bu savaşı kaybedeceksin
    biliyorum.

    Çünkü sövdüğün,
    Üzerine yürüdüğün,
    Her şeye sebep gördüğün
    Hasmın, düşmanın, rakibin var ya!
    Dinle işte söylüyorum.

    Acaba doğru mu hedefin?
    Doğru mu seçtiğin
    Doğru mu menzilin
    inan mı yorum!

    “Dostlarıyla uğraşanlar
    Düşmanlarıyla savaşamazlar”
    Ne galip gelebilmek
    Ne de yenmektir marifet
    Hakiki düşmanı bilmek
    Budur asıl meziyet!
    Ben buna inanıyorum.
    0 ...
  48. 18.
  49. Kahramanlar

    Kahramanlar diyorum adlarına,
    Çünkü çook yakışıyor bu onlara.
    Belki ne taç var başlarında,
    Ne de kan parmaklarında.
    Kimi yaşlı, kimi gencecik daha
    Ve ne garip,
    istisnasız hepsi fukara…
    Kim mi bunlar?
    Günün en erken zamanlarında
    Dalanlar maişet kavgasına.
    Hayatlarını şöyle koyup bir kenara
    Naçar bakanlar akıp giden yaşama
    Kimi ağır taş taşır sırtında,
    Kimi ciğersiz birinden kahır!
    Belki beçaralar, yoksullar amma,
    Namusla yaşarlar, namusla!
    Olsa da rızıkları feleğin ağzında
    Fakat muhakkak götürürler,
    Akşam, ekmek çocuklarına…
    Yol gözleyen kadınlarına!
    Kahramanlar diyorum adlarına,
    Çünkü çook yakışıyor bu onlara.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük