Becerileri: Dil becerisini kendiliğinden edindi; ilk insanlar düzeyinde alet yapıyor.
Genç Kanzi dil becerilerini, annesini eğitmeye çalışan bilim insanlarını izlerken kendi kendine öğrenmeye başladı. Şimdi 27 yaşında olan kanzi, 360 adet klavye simgesi kullanarak "konuşuyor" ve binlerce sözcüğü anlıyor. Cümleler kuruyor, yeni direktiflere uyuyor, taş aletler yapıyor, hatta tekniğini de taşın sertliğine göre ayarlıyor. Piyano da çalıyor. (bir defasında Peter Gabriel'le bile çalmış.) Büyük Kuyruksuz Maymun Vakfı'ndan William Fields, bizi 15 kuşak boyunca bonobolarla aynı yere bırakın, "bonobolar daha az bonobo, insanlar da daha az insan olur" diyor. Fields'ın Kanzi'nin çıkardığı sesler üzerindeki analizleri bu konuda güzel bir örnek oluşturuyor: "ingilizce sözcükler söylüyor olabileceğini düşünüyoruz, ama çözemediğimiz kadar hızlı ve tiz konuşuyor."
28 Ekim 1980 günü Emory Üniversitesi'nde hayata gelen Kanzi (35), kısa bir süre sonra Georgia Eyalet Üniversitesi, Lisan Araştırma Merkezi'ne transfer edildi.
Uzmanlar eğitime alınan her Bonobo'nun bilişsel becerilerini geliştirmek konusunda aynı başarıyı gösteremediğini belirtiyorlar, fakat Kanzi ve kız kardeşi bu eğitimde büyük başarı elde ettiler.
Georgia Eyalet Üniversitesi'nde görevli Sue Savage Rumbaugh ve Duane Rumbaugh'un talebi ile Ernst von Glaserfeld tarafından geliştirilen özel bir dizi lexigram Kanzi ve kız kardeşinin konuşmayı öğrenmesi amacıyla kullanılıyor.
Bu lexigramlar, her sözcük için farklı bir sembolün kullanıldığı bir klavyeye adapte edilmiştir. Kanzi her ne kadar 7000 sözcüğü kusursuz şekilde anlıyor olsa da, klavyesinde 450 sözcük bulunmaktadır ve günlük konuşma dilinde ortalama en fazla 30-40 sözcük kullanmakla yetinmektedir. Lexigram klavyesi sayesinde Kanzi hem sözcükleri öğrenmiştir, hem de insanlarla iletişim kurmak için bu klavyeyi kullanmaktadır. Kanzi, klavyede bir sembole parmağı ile bastığında, hoparlörden sözcüğün okunuşunu işitiriz, bu sayede Kanzi kendisine sesli şekilde sorulan sorulara yanıt verebilmektedir.
Kanzi'nin işittiği sözcükleri ne kadar anladığını görebilmek için uygulanan testlerin arasında, telefonla konuşmak da bulunmaktadır. Eğitmenleri kimi zaman yüzlerine mimiklerini ve dudak hareketlerini gizleyecek bir kaynakçı maskesi takarak, kimi zaman test odasına yerleştirilen bir telefondan arayarak, kimi zaman odanın dışında bulunan bir mikrofon ve Kanzi'ye verilen kulaklığı kullanarak komutlar verirler ve Kanzi her komutu kusursuz şekilde anlar.
Kulaklık ya da maskenin ardından kendisine söylenen kelimelerin karşılıklarını içeren fotoğrafları seçerek eğitmenine uzatan Kanzi, telefonda kendisine soru yönelten bir diğer eğitmeni yanında hangi tip şekerlemeden getirmesini istediğini sorduğunda, Kanzi farklı seçenekler içerisinde belli bir tip ve marka şekerlemeyi istediğini söylemesini sağlayan lexigramı kullanarak, telefonda görüştüğü kişiye sesli yanıtlar vermeyi başarmaktadır.
Kanzi'nin en az kendisi kadar zeki bir de kız kardeşi vardır, Penbanisha da lexigramları kullanarak konuşmayı biliyordur ve erkek kardeşi ile hem bu yolla hem de kendi lisanlarında başarı ile iletişim kurabildikleri gözlenmiştir.
Kanzi ve Penbanisha farklı odalara yerleştirilirler, ancak birbirlerini halen işitebilmektedirler, Kanzi'nin karşısında bir kutu yoğurt bulunmaktadır ancak kız kardeşi yoğurdu göremez, Kanzi, çıkardığı sesler ile kız kardeşine önünde duranın yoğurt olduğunu söyler, sesleri işiten kardeşi önündeki 450 sözcüklük lexigramdan sadece yoğurtu seçerek erkek kardeşinin çıkardığı seslerden orada bulunan yemeğin ne olduğunu görmeden anlar.
Kanzi'ye eğitmenleri ateş yakmayı öğretmişler, Kanzi ise bazı besinlerin pişirildiklerinde tatlarının daha güzel, sindirilmesinin daha kolay olduğunu anlamıştır. Ormanda yapılan bir gezi sonunda buldukları boş bir alanda eğitmenlerinin sağladığı araç gereçleri kullanarak Kanzi tüm sürecin kendi başına üstesinden gelerek önce odun toplayıp onları kırar, ardından çalı çırpı ile destekleyerek kullandığı bir çakmakla ateş yakar, ardından tava ve yumurtaları kullanarak kendisine omlet hazırlar, işi bittiğinde yanlarında getirdikleri bir bidon suyu dökerek ateşi söndürmeyi de ihmal etmez.