duvarımda asılı duran max'in posterdeki faça yemiş suratına ve gözlerine bakarak saçlarımla oynadığımı farkettim. iyi değilim dostlar wc'nin kapısını mouse ile tıklayarak açıyorum.
resimlerinden anladığımız kadar max payne'nin nypd deki jim bravuradan bile daha beter hale geldiği oyun.o ne lan öyle? max payne demeseler hayatta anlaşılmaz max payne olduğu.aynı zamanda piyasaya max payne 3 olarak değilde max payne evrim geçiriş olarak verseler daha iyi olurdu kanımca.
nerdeyse 2 senedir ha çıktı ha çıkacak diye beklediğimiz, fakat bir türlü kavuşamadığımız max payne abimizin üçüncü oyunu. oyaladıkları yetti artık ama bir o kadar da özlem ve heyecanla bekliyoruz.
edit: bir anti-max payne'ci hıyar eskilemiş nedense. sağlık olsun.
2 screenshot görüp ne la bu bok gibi olmuş vs vs demeye gerek yoktur. Öncelikle karizma karakter Deliyürek'in amerikan versiyonu olmak zorunda değil. Hatta ilk iki oyunu sırf bu yüzden bir türlü sevememiştim. Ayrıca TPSlerde yani third person shooterlarda en büyük sorun silahla vurma hissiyatının oyuncuya taddırılabilmesidir, bu oturaklı kel başlı, göbekli karakter çizimi buna dolaylı yoldan da olsa katkı sağlayacaktır (şimdi o nasıl oluyor demeyin dead space de iki adım atarken anası ağlayan karakter buna en güzel örnektir). Oyundaki karakteri Vic Mackey'in biraz daha saykoya bağlamış haline oturtabilirlerse de güzel olur. ilk oyundaki karakter karım öldü cüneyt arkınım ülen ben diye dolaşan denyonun tekiydi çünkü. Ayrıca oyunun karanlık olmasına gerek yok. ilk oyunlarda karanlık ve kapalı alanlar teknolojinin yokluğundan kaynaklıydı biraz da. Güneş olsa adam gibi gölge yapman gerekli, açık alan olsa onu işleyecek sistem gerekli vs vs. Max Payne abimizin dibe vurmuşluğu, içine battığı pislik, çevresinin leşiliği yansıtılsın karamsar ortam öyle ortaya çıkar.
Ha ama oldum olası rockstar oyunlarını sevmedim büyük ihtimal adam gibi bir oyun yapamazlar ben de bunları boşuna yazmış olurum.
ek yapayım: Max payne serileri gelmiş geçmiş en overrated serilerden biridir ayrıca tek özelliği zamanı yavaşlatması bir de max payne'in paltosunun atlayıp zıplamasına göre hareketlenmesiydi. bütün bunların bir özelliği kalmadığı da düşünülünce değişim şarttı rockstar bakalım nasıl değiştirmiş.
max payne serisinin son oyunu. oyunun başlangıçta 2009 sonu çıkması planlanmıştı,ancak "geliştirme süresinin uzaması oyunun kârına" olduğu belirtirilerek diğer take two interactive serilerinin yanında oyunun çıkışı 2010'na çekilmiştir.
grafik motoru gta motoruyla aynı gibi sanki. bu yüzden max payne den çok gta 4 ün patch i gibi görünüyor. siktiniz attınız amına adamın karizmasını amına koyim.
gta serilerinden tanıdığımız rockstar games in yapımcılığını üstlendiği max payne 3, yine aynı yapım şirketinin açıklamasına göre 2010 ekim ayında raftaki yerini alacak.
konu itibariyle özet geçecek olursak, oyunda max payne 2 den yaklaşık 12 sene sonrası ele alınmıştır. çok büyük acılar çeken max, artık iyi bir adam değildir, zaten polislikten kovulmuş iyice acımasızlaşan bir psikopattır. işte tam da böyle bir güvenlik adamına ihtiyacı olan brezilyalı zengin bir aile max payne yi yanlarına koruma müdürü olarak alır. rio da janeiro nun tehlikeli sokaklarında artık acımasız bir max payne vardır. ailenin verdiği görevleri yerine getiren başarılı birisidir artık. ama bela onu burada da bırakmayacağından yine kendi başına bağımsız işlere girişir ve olaylar gelişir.
özet itibariyle az çok bu şekilde olan ve resimlerinden anlaşıldığı kadarıyla muhteşem grafiklere sahip, merakla beklenen amerikan yapımı pc, ps3 ve xbox oyunu.
FPS oyunlarinda bir milat kabul edilen Max Payne'in kimileri tarafindan begenilmese de 2.'si de gayet basarili olan bir oyuna yapilebilecek kotu olacagini tahmin ettigim bir devam oyunu.
Atmosferiyle basli basina oyunun bir butunu olan NY sokaklarini yerine artik FarCry tarzi daha tropik bir mekan gorecegiz gibi gozukuyor. Max haliyle bayagi yaslanmis, kafasi trasli ve sakallari da salmis bir tip olarak karsimiza cikiyor; Rockstar'in verdigi screenshotlara gore.
Pek oyle olacagini dusunmesem de umarim eski iki oyunun tadini verecek bir yapisi olur.
dünyanın en mükemmel oyunu da olsa, max payne olamayacak bir oyun.
her ne kadar yüz modeli olarak ikinci oyundaki timothy gibbs örnek alınsa da senaryoyu sam lake yazmadığı seslendirmeyi james mcCaffre yapmadığı sürece eski fanların sevgisini kazanamayacak gibi duruyor. (bkz: rockstar binasını bombalamak istemek)
zaten oyunların içine yeterince film ile sıçmışlardı açıkçası. filmde oyunda hissettiğimiz duygunu, gördüğümüz atmosferin binde biri bile yoktu hatta neredeyse slow motion gibi hareketleri bile göremez olmuştuk.
şimdi üçüncü oyun diye havalara uçarken, karşımda bildiğin aşağıdaki bakkal kamil gibi bir adam sunmuşlar. hikaye istediği kadar cazip olsun, ne bileyim güzel grafikler olsun, bir kere kahraman ilgi çekici olacak. kısa sürelide olsa kendimi özdeşleştireceğim değil mi? zaten bu yolla oyunu beğeneceğim sonuçta. peki sorarım sana sevgili yapımcı ben bu kel bakkal ile kendimi nasıl özdeşleştireyim söyler misin?
mükemmel grafikleri bu herifin keli ve göbeği daha güzel gözüksün diye mi yapacaksın.
grafik motoruna harcadığın paraya yazık gel vazgeç ya da bu sadece bir yan karakter falan de bir şey de.
kısacası at hırsızı tipli bir max payne bizleri bekliyor.
edit: (bkz: ömer ulusoy) hık demiş burnundan düşmüş.
2010'un ilk çeyreğinin sonuna doğru piyasaya sürülmesi kesinleşen oyun. iki senedir deliler gibi bu oyunu beklerken, askerde olacağım zaman çıkacak olması beni fena halde kıl etmiştir.
max sana ne oldu yivrım, akdeniz üniversitesi nde silahınla dehşet saçtın peki ya bizim max e ne yaptın dedirtecek kadar başka bir hal almış, serinin ilk screenshoot ları itibari ile alakasız 3. oyunu..