alsancak tan basmane ye yürümeden yusuf un psikolojisini anlamanın biraz zor olduğu film. o yol var ya hiç bitmiyor. hele ayaklarında çantaların ağırlığı, suratında öfleyle karışık asude bir ifade varsa. izmir de bir yabancı olmanın ve adının hakkını iyi veren bir film.
Geçen hafta da star tv'de olmak üzere yine bir zeki demirkubuz filmi olan "kader"in yayınlanmasıyla tam olarak ne yapılmaya çalışıldığını anlamak zordur.
''... bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara gözümü açıp baktım: karlı dağlar geçiyo. bi daha açtım, başımda bi çocuk, kalk abi, diyarbakır’a geldik diyo. baktım, sahiden diyarbakır’dayım. bi soruşturma... kale mahallesi vardır oranın, bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bişey demedik. o gece oturup düşündüm. oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını,usul usul yürü şimdi.
o gün bugün usul usul yürüyorum işte...''
1997 yapımı zeki demirkubuz filmi. Haluk bilginer muhteşem bir oyunculuk çıkarmış, adeta karakteri yaşamış. O efsane tiradı unutulmaz zaten. Güven kıraç da bir o kadar başarılı.
çocukluğuktan yetişkinliğe doğru giderken kaybedilen en saf duygudur. en masum insan bile bir nebze kötü değil midir zaten? her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik vardır. kimse masum değildir bu soktumun dünyasında. ne sen, ne o, ne ben, ne en kudretli insanlar, kimse masum değildir. sadece masum olduğuna inanılmıştır. neden? çünkü o yapacağını kimse görmeden yapmıştır. ama çocukken böylemiydik? en saf, en masum düşüncelerimizi, laflarımızı, hareketlerimizi, olaylarımızı o dönemde yaşamadık mı? bir gram bile kötülük düşünmeden, her şeyi iyi niyetle yapmayı en son o zaman bırakmadık mı? kimse beni masum olduğuna inandıramaz, tanrı bile.
Sözlükte bilinen tiradı gördükten sonra izlemeye baş koyup az önce bitirdiğim film.
Tirad gerçekten efsane, keşke haluk bilginer göz açıp kapayınca yok olmasaydı filmden. Biraz baltalamıştı gerçi filmi benim için, yok anasının amı bu kadar oynanır diye düşünmekten hikayeyi kaçırıyordum...
Kimi zaman tıkansa da hikaye, 90lara, o sokaklara, o insanlara, o seslere hastaysanız benim gibi öneririm.
Eksilerden gelen: okuma özürlü müsünüz yoksa istemeden mi basıyorsunuz?