Uğur: Baştan söylemeyip niye bu kadar sıkıntıya soktun lan kendini? Durup dururken bitirim ayakları, kıskanma numaraları...Ulan yüzüme otuzbir çeker gibi baktığını farketmedim mi sandın lan puşt! Nerden çıktı lan bunlar?
Yusuf: Sevdim abla. Ne kötülük var bunda?
Uğur: Ne sevmesi ulan, ne sevmesi! Bırak bu filim ağızlarını pezevenk!
Yusuf: Böyle konuşma abla. Napim, suç mu bu?
Uğur: Suç tabi ulan, suç tabi suç, ne sanıyodun! Bekir niye kıydı ulan canına ha, yirmi senedir bok kokulu otel odalarında adını bile bilmediğim şehirlerin siktirici yollarında ne arıyorum ulan ben, karılarını bile düzemeyen ibnelerin altında ne işim var ulan bebim. Parmak kadar çocuk neyin çilesini çekiyo lan.
Yusuf: Artık olmasın işte!
Uğur: Ne olmasın ulan? Neyine güvenirsin lan sen? Orda artık adamları düzüyolar haberin var mı? Üç kuruş için hepsi sıraya geçmiş veren verene. Orospu sadece ben miyim sandın lan!
Yusuf: Sen biraz da kendi kendine yapıyorsun.
Uğur: Siktir şurdan be! Ceza derler oğlum buna ceza! Hakim kime kalem kırar düşündün mü hiç? kimi falakaya yıkarlar, kimi orospu yapıp, kimi aç öldürürler, kim gözünü kırpmadan beynine sıkar kurşunu? Koyun gibi kesilmeyi bekleyen şerefsizler mi, beş paralık düzenleri için hayatlarını peşkeş çeken pezevenkler mi? söyle lan kim!
Öyle bir filmdir ki şu "Masumiyet" nasıl anlatsam nerden başlasam... Derya Alabora'yı mı övsem Haluk Bilginer'i mi Güven Kıraç'ı mı? Zeki Demirkubuz'a mı saygılarımı sunsam..
Benim Zeki Demirkubuz'u tanıdığım, içselleştirdiğim ve belki bu sebepten en sevdiğim mükemmel Zeki Demirkubuz filmidir.
bu zamana kadar aldığı ödüllerden çok daha fazlasını hakkeden, 1997 yapımı, drama tadında 110dk'lık bir zeki demirkubuz filmidir. zincirleme aşkları ve bu aşklar uğruna mahvolan hayatları konu edinen filmde Haluk bilginer, derya alabora ve güven kıraç oyunculuklarını resmen konuşturmuştur.
'o zamanlardaki kadar masum değilim diyorum,neden diyor yağmurun elleri hatırlatmasından sonra geçen dakikalarda.kim masumiyetini,coşkularını deforme olmadan saklayabilirki diyorum.yaşanmışlıkla,yaşlanmışlıkla tüketiliyor o da.sesi çıkmıyor.üstüne bir şarkı daha çalmak isteyip derhal vazgeçiyorum,şarkılarla arası iyi değil biliyorum.'
yitirilen değil, kaybedilen, kaybettirilen * bir masumiyeti anlatan film. haddinden çok fazla gerçek ve bir o kadar da can acıtan defalarca izlenesi bir kader .
zeki demirkurbuz film i olan kader in devamı niteliğindedir. oldukça güzel ve kült bir filmdir. kader in devamı niteliğindeyken kaderden önce çekilmiş olması ayrı bir taddır.
acayip güzel filmdir. Haluk Bilginer 'le Güven Kıraç 'ın Saklı Cennet'te yaptıkları konuşma yıllar sonra Kader filminin konusu olmuştur. Sinema tarihimizin en unutulmaz diyologlarından biridir ayrıca. Haluk Bilginer'le Derya Alabora'nın karşılıklı bağırıştıkları sahne oyuncu adaylarına ders olarak gösterilmelidir.
sanki görünmez bir adam elindeki görünmez kamerasıyla dalmış bu insanların hayatlarına, bize gösteriyor sonra. yoksa bu hikayeye, aşkın böylesi hallerine kim inanırdı. haluk bilgineri yine, illaki, her zaman söylemeli ya, derya alabora ve tüm diğerleri de onun peşinden gelsin.
argonun naifliğini, ağız dolusu küfrün zerafetini barındıran, anlatması beş on dakika süren ama kendisi koca bir insan yaşamını tüketen,bedel ödeten ya da belki bedelin kendisi olan bulaşıcı, hastalıklı bir sevdayı ve daha neler neleri anlatan bir zekiciğim demirkubuz filmi.
çocuklara has bir niteliktir. freud'a göre onlar da masum değildir. 2.5 yaşında yaşananların yetişkinlikte sorumlusu olmak nasıl bir iştir lan ibine freud. ayh zihnim sürçtü, ibine demeyecektim, "bak işine" diyecektim. freudyan sürçme vuku buldu. bilen bilir, ibnelerin kıvırma taktiğidir. "zihin sürçmesi oldu reseptörler tıkandı bir an, dilime yansıdı. öyle demek istemedim, sorumlusu hypothalamusumdur ve kendisi çocuk kadar masumdur."
Masumiyet korku ile birlikte sahip olunan en safi nitelik, doğru bir açıdan bakıldığında. Tek başına güzel duygulardan birisi belki de ilki. Tüm diğer duyguların üzerinde yükseleceği bir değer aşk da masumiyet üzerinde yükseliyor nefret de temelde. Zorlanıyor masumiyet haliyle üzerine yüklenen onda duygudan ve safi halini kaybediyor nasır kaplıyor etrafını, hayata tutunmak için fazlasıyla yumuşak zira, korumasız. Zamanla kendisini unutturuyor haliyle, kişi baktığında gördüğü safi nefret oluyor, belki de aşk ancak masumiyet görülmüyor. Zamanla unutuluyor hatta, karşısındakine sadece çıkarları uğruna eziyet eden insanda nasıl bir masumiyetten bahsetmek mümkün olabilir ki? Ancak, sadece gözlerin içine bakıldığında bile küçük bir ışıltı halinde olsa bile, en ufak bir buğuda bile masumiyet hayata dönüyor yeniden.