neyin peşindesin sen yazarı. bu tip zavallıların zihinsel yeterlilikleri şüpheli olsa da bu seferlik ona acıyıp büyük bir üstadın eserini takdim ediyorum: #18881747
çoğu insanın maalesef kaybettiğidir.
acılarla, yağmayla, kötülükle karşılaşınca ruh o masumluğunu nasırlaşmış yüreklere bırakıyor.
gizli saklı yerdeki Anadolu insanları daha sıcak,samimi ve masumdur o yüzden.
-Sevdim abla. Ne kötülük var bunda?
-Ne sevmesi ulan, ne sevmesi? Bırak bu film ağızlarını pezevenk.
-Böyle konuşma abla napayım, suç mu?
-Suç tabi suç, ne sanıyodun? Bekir niye kıydı lan canına, he? 20 senedir bok kokulu otel odalarında, adını bile bilmediğim şehirlerin s**tirici yollarında ne arıyorum lan ben? Karılarını bile düzemeyen ibnelerin altında ne işim var lan benim? Parmak kadar çocuk neyin çilesini çekiyo lan? Ceza derler olum buna ceza.. Hakim kime kalem kırar düşündün mü hiç? Kimi falakaya yıkarlar? Kimi orospu yapıp, kimi aç öldürürler? Kim gözünü kırpmadan beynine sıkar kurşunu? Koyun gibi kesilmeyi bekleyen şerefsizler mi? Beş paralık düzenleri için hayatlarını peşkeş çeken pezevenkler mi? Söyle lan kim?
[Masumiyet]
kesinlikle zaman kaybı olmayan film. haluk bilginer'in müthiş tiradı bile filmi izlemek için gerekli kılıyor. bir de derya alabora ve güven kıraç'ın harikulade oyunculuklarıyla film bambaşkalaşıyor.
--spoiler--
bu iki film içinde en çok ilgimi çeken şey masumiyet'teki yusuf (güven kıraç) karakterinin tipik bir türk erkeği olması. çünkü yusuf ablasını orospu olmakla suçlayıp vuruyor ama sonra kendi başka bir orospunun dibinden ayrılmıyor, adeta ona pezevenklik yapıyor. hatta abartıp ona aşık oluyor. ikinci şey ise aşkın kötü bir şey olarak gösterilmesi ki ben buna karşıyım. bizi aşktan korkutan ve soğutan bir başka film daha.
--spoiler--
kizlarda aradigim en onemli ozellik. allahtan şu ana kadar tanidigim kizlardan en masum olaniyla 1 senedir birlikteyim.
kiz dedigin masum olur, ama diledigini dile getirmemekle karistirilmamali. olmasini istediginiz şeyi soylerken utanip sıkılin ki, bu size bi tatlilik katsin.
kaybettiğin çorabının teki gibidir. bir kere kaybedince bi türlü bulamazsın. sonra birisi gelir, toplar odanı, hayatını. eliyle koymuş gibi bulur masumiyetini bir divanın altındaki karanlık köşede. koyar yerine.