ihanete uğramış yazar. en yakın arkadaşı eski sevgilisi ile takılmaya başlamıştır. böyle bir çirkefliği kaldırabilmesi mümkün görünmüyor ortalık karışacak. ibret-i alem için ankara nın göbeğinde ellerini ve ayaklarını kıracak bi sigara yakıp polisi bekleyecektir..
şimdi usta öncelikle şunları söylemeliyim. söyleyeceğimde böyle saplantılı platonik aşıklarmış gibi olacak ama söylemem gerekenler ve şimdiki mutluluğum ve bu yazının yazılmasına neden olanlar bunlar:
-bu gün ateş istedim senden. önce sigarana baktın sonra ceplerini karıştırıp bir çakmak bulup bana uzattın. ben sağolasın dedim. sen de kafa salladın. teşekkür ederim.
-ikimizde paltolarımızı almak için ayn ı anda ellrimizi askıya uzattık. ben elimle paltomu biraz yukarı kaldırıp senin almanı bekledim. sen palonu aldın ve bana gülümsedin. teşekkür ederim...
hatta bunlar için formatın bir güzel anasını ağlatıp şunu bile yapabilirim : ))))
ve ne diyorduk. uzun zamandır konuşmuyoruz. konuşur muyuz? orasını da bilmiyorum lakin çocuklar gibi sevindim de oturdum bunları yazıyorum işte. hatta bu yazıyı kaldırmamı istersen. siliveririm güzelce. herhangi bir amacım yok bunları yazmaktaki sadece bir teşekkür bir sevinç...
bana gelince. her zaman zigonsehpanın bir karakter olduğunu hatta miadını doldurmuş bir karakter olduğunu iddia ediyorum. ve son entry girdiğim zaman iki hafta önce falan. ondan önce de entrylerimi sildim ve saire. hesap sadece arada bakmak için var. ve bu yazıyı yazan da kesinlikle o değil. tamamen benim...
ne garip bir oyuncak şu insan! yürür, konuşur ve acı çeker. 70 kilodur. kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez. bir nevi ıstırap makinesi. iplerini başkaları çeker. hantal ve şapşal bir robot. neye sevinir bilinmez. sınırsız olan yalnız hayalleri ve acı kabiliyeti. etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan ruh. vücut araba, akı arabacı. ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar... bu da haklı: var olmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk, bu çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? ne olacağını bile var mı? kader hep oynayamayacağı rolleri yükler insana ve ıslıklar. alkış sahtekarların göz boyaması..
tedirgin, yorgun, ne zaman bir sevdaya tutulsa serkeş yıkılmak üzere olan ve çok sabah hiç uyanmayan zira geceleri hiç uyumayan kendi halinde kendi dünyasına hükümran öylece bir adam. kimine göre yazar kimine göre bi boktan anlamayan..
yarın o kızla konuşma yarın bütün gün seni sözlükte maskara yapmayan en adi insandır... akıllı ol ondan kat kat üstünsün..
az önce incide bir link yolladılar kadını tanımlamış adamlar.:
amın etrafındaki et parçası. (u: swh)
şunu kafana koy mankafa (böyle demek zorundayım, belkide değilim ama böyle hoş durdu)
onunla konuşamayacak kadar yüreksizsin ama onun başkalarıyla konuşmasına katlanabilecek kadar yürekli misin? (anlatım bozukluğu haklısın)
neyse tanışmıyoruz bir yerden öptüm byee..
sıradan bir yazardır. sözlükte kimse artistlik yapmamıştır ki zaten kendisi klavye delikanlısı da değildir. nick altındaki yazılara bakılırsa bölücülere, din istismarcılarına karşı olduğu görülür. kürtlere sövmüş mü söver mi sövecek mi bilinmez. ama şu kesin bölücüyse söverim arkadaş..
şahin k'yı yakından tanıyan kişi. aralarındaki bu samimiyeti merak etmedik değil. hani aksaray'ın yerli kürtlerinden şahin k ile bir münasebeti mi var acaba?
--spoiler--
ne olur bir sabahta
süngüsüz silahsız uyansak
gözlerimizde tebessüm hayata baksak
takılmasa peşimize adımlar
sıradan insanlar olsak
ne olur bir sabahta yıldızların altında
yataksız yorgansız uyansak
ıslatsak yağmurları baharlara uzansak
az da olsa dünyadan zevk alsak
gölge gibi yapışmasa yakamıza ölüm
ne olur bir sabahta
süngüsüz silahsız uyansak gülüm
--spoiler--