martılar

    69.
  1. onlar ki sokak çocuklarıdır denizin..

    can yücel.
    6 ...
  2. 77.
  3. bisikletli polis timlerine verilen ad.
    6 ...
  4. 24.
  5. saksafonla çalınan giriş müziği eğer bir yerlerden arak değilse türk müzik tarhinin en harika giriş müziğidir.
    4 ...
  6. 31.
  7. teomanın aşk ve gurur albümünün 9.parçası.

    gözlerim boş bakıyor
    ufukta birşeye
    mutluluk veda ediyor
    ılık nefesiyle
    bu sabah sanki bütün cevaplar
    kanatlaşmış
    bir bulut saklı
    sanki akacak yaşları
    uykusuz gözlerinde
    bir vapur kalkışı
    bir başka firar
    verdiğim sözlerimden

    martılar çığlık çığlığa
    diyorki dön sarıl ona
    çok geç olmadan dön
    bu yollardan
    kır artık zincirini
    bu kalp aşksız kir pas tutar
    çok geç olmadan dön
    bu yollardan
    bir yanım anlamsız ve tutarsız bir telaşta
    bir yanım küllenmiş
    zoraki sevdadan
    bir bulut saklı
    sanki akacak yaşları
    uykusuz gözlerinde
    bir vapur kalkışı
    bir başka zoraki firar
    verdiğim sözlerimden

    martılar çığlık çığlığa
    diyorki dön sarıl ona
    çok geç olmadan dön
    bu yollardan
    kır artık zincirini
    bu kalp aşksız kir pas tutar
    çok geç olmadan dön
    bu yollardan
    bir yanım anlamsız ve tutarsız bir telaşta
    bir yanım küllenmiş
    zoraki sevdadan
    bir bulut saklı
    sanki akacak yaşları
    uykusuz gözlerinde
    bir vapur kalkışı
    bir başka firar
    verdiğim sözlerimden.
    4 ...
  8. 46.
  9. harika ama harika ötesi bir teoman şarkısıdır. hele ki o keman sesi ve arkadan gelen martı sesleri olan kısım var ya ölüyorum oraya. teoman a olan hayranlığım yüzünden mi böleyim bilmiyorum ama bu adamın her şarkısı çok iyi oluyor cidden. martılar da onlardan biri ve biraz daha fazlası sanırım benim için. *

    [

    3 ...
  10. 28.
  11. --spoiler--
    ne dediysem bir bir hepsi çıktılar
    üzerimden güldü geçti martılar
    bu aşk böyle yürümez sandım, içime kapandım
    soğudum, soğudum, soğudum, ısıttı şarkılar

    oldum olası sevmez kalbim matemi
    hiç gerek yok suç sende mi, bende mi
    bu aşk böyle yürümez sandım, içime kapandım
    sevmenin adaleti yokmuş anladım

    gelme istemezsen
    yorgun düştüm, yüreğim sana kırgın
    inandır, bu son olmayacaksa
    gelme istemem.
    --spoiler--
    3 ...
  12. 4.
  13. Bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
    Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
    tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
    Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları
    ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır,
    ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış.

    Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü
    delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze
    gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş.
    Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce
    uyuyamamış. Fakir delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi
    bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de
    onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
    Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın
    bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
    Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
    saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.

    Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
    dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

    Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...

    Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan delikanlı
    prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
    Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış
    ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Zamanla
    prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar
    aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki... Bir sabah
    sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
    ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
    korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu iki gencin
    arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve
    ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
    delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

    Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
    yazmış ve olanları anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen
    martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş.
    Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için
    yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı
    arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
    için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte
    mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

    Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
    mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
    ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...

    Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için
    yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini
    fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz kralın
    gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...

    işte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
    o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
    düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar.
    3 ...
  14. 43.
  15. &NR=1
    martılar çığlık çığlığa
    diyorki dön sarıl ona
    çok geç olmadan dön
    bu yollardan
    kır artık zincirini
    bu kalp aşksız kir pas tutar

    yine bir teoman harikası.*
    3 ...
  16. 70.
  17. 49.
  18. teoman'i uzun suredir takip etmiyorum, eskiden hastasiydim o ayri. yeni album yaptigini bile bilmiyordum bu parcayi ilk dinledigimde, "hangi sarkisi bu yahu?" diye sordum, "yeni albumden" dediler, "haa" dedim. "bulur dinleriz" falan. neyse, o geceden sonra unutuldu elbette her zaman oldugu gibi.

    bir zaman sonra, bir yerde yine kendisini hatirlatti bana, o nasıl bir "yooollaarrdaaann" deyistir diyorum durmadan, muzik de pek yakismis havasina, ruh halini degistiriyor insanin. bu kez dedim unutmayayim bari, teoman, aklimda.

    sonra yine unutmusum tabii. biraz evvel geldi aklima, alakasiz anlarda alakasiz seylerle zihnimi mesgul etmeye bayilirim. actim dinledim, soyledigim gibi pek hos pek anlamli. albumun geri kalanini da dinlerim bir ara, teoman, aklimda.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük