bıraaaaak uyusun şu deniz kanatlaarının altında
gel
gezmelere gidelim biz,
buluuuutların asfaltındaaa.. hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
ben
kendi yoluma gideeeceğim
güneeeeş keeendi yolunaaa...
"istanbul'un şakası yoktur"
diyene inanmayın.
şakası vardır ama espri anlayışı yoktur.
martılarına oturma izni verir
ama onları haberdar etmez.
"istanbul'un martıları salaktır"
diyene inanmayın.
bir bahar günü mutfak pencerenizin baktığı
kedi sidiği ve güvercin boku anafikirli apartman boşluğunda
düşünürken gözgöze geldiğiniz hemşehrinizin
zekası vardır ama o güne kadar
kaçmaya harcamıştır.
o gün ise;
boşluk genişliği 1,5 metre,
derinlik 8 metre,
kanat genişliği ise 1 metredir.
bir bütün gün düşündükten sonra,
ertesi gün
derinlik 10 metredir,
ve artık bir martının ayakları
yere basmaktadır.
mutfak penceresinden attığınız ekmeklerin
piyasadaki umut verme değeri
dünkünden çok daha aşağıdadır.
15 yaşındaysanız,
kollarınıza geçireceğiniz eski bir kazağın
sizi etobur bir gagadan koruyacağını varsayarak
kupkuru ve karanlık bir
deniz seviyesine inersiniz.
kocamandır,
ama ellerinizin arasında sakindir.
kömürlüklerin önündeki göt kadar avluya çıkana kadar
sizin kırılgan vahşi bir vazo taşıdığınız,
onun ise kanatlarını ve ayaklarını özlediği
saçma bir yolculuk yaparsınız.
dışarı çıkınca havaya atarsınız
uçar.
ertesi sene aynı zamanlarda,
hala 16 yaşındasınızdır
ve kurtuluşun kerametinin
kollarınıza geçirdiğiniz kazakta olduğunu zannedip,
benzer bir vazoyu avluya çıkarıp havaya atarsınız
ama o seneki martı
evvelki seneki martının yazdığı kitabı okumadığı,
belki de filminin çıkmasını beklediği için,
kömürlüklerin üstündeki
arka pencerelerin baktığı kırsala
yumuşak inip,
başrolünde kedilerin olduğu
kendi filmini çevirmeye karar verir.
siz de kedilerin kollarına kazak geçirmediklerini bildiğiniz için
iki metreyi 5 saniyede tırmanıp,
kedilerle kedi olup,
etobur vazonuzun peşinden koşup,
onu kırılmayacak kadar korkutarak
15 sene dinlediğiniz martı sesinin borcunu
son iki sene iki martıyla ödemiş olursunuz.
bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında,
gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında.
hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda,
ben kendi yoluma gideceğim, güneş kendi yoluna...
martıgiller familyasını oluşturan deniz kuşlarının ortak adı.
alem : animalia (hayvanlar)
şube : chordata (kordalılar)
sınıf : aves (kuşlar)
takım : charadriiformes (yağmur kuşları)
familya : laridae (martıgiller)
altı çeşit martı türü mevcuttur. en bilineni larus argentatus' tur.
ve martı denilince müthiş bir ozan uğraş eseri gelir akla ;
vodka limanda seyreltilen terkedilmiş martı dansı,
ay'a gönderilen ilk martıyım, göbek deliğinden fırlatıldım
atmosfer dışına
sevgilim senin için bugün bir martı ile vodka liman içtim
dans ettik sonra
sonra gece oldu
martının kafası bir milyon
mekandan hesabı ödemeden uçtuk
ki ciddiyim dudaklarına değen her hayvan için
uçmak sadece ahlaki bir özellik.
sürekli bir ayrımcılıktır ,dışavurumculuktur gidiyor arkadaş.hangi şiirde yer verildi bu zamana kadar, hangi şiirde sevgili yerine kullanildi. adamlar ağzıyla simit tutuyor da yaranamıyorlar.
günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
bir kibrit tutsam parlayacak
bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
boğazın iki yakasından
oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavg
gelişi güzel mi güzel bir ocak
suların ortasında sevgili öfkemle benim
yanacak bahar erişinceye değin
soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
anton pavlovic cehov un 1895 yılında yazdığı oyun ve aynı adlı kitabıdır. çehov, komedya diye niteler oyunu ama daha çok trajiktir.
nina: sizin oyununuzda oynamak güç bir şey, canlı kişiler yok.
treplev: canlı kişiler! hayatı olduğu ya da olması gerektiği gibi değil, hayalimizde canlandırdığımız gibi betimlemek gerekir. *
istanbul'la özdeşleşmiş bir hayvan olması bakımından şehrin maskotu diyebiliriz. sarıyer'in ambleminde vardı yanılmıyorsam. güzel bir şey fakat fazla aç gözlü olduğundan mesafeli duruyorum kendisine.
Gece gündüz bana birdir, ah güzelim
Çünkü gözlerim hep kördür
Kanatsız kuş olmak zordur, ah güzelim
Denize varmayan ırmak
Gör beni, gör beni, gör, gel gözüm ol, gör beni
Sar beni, sar beni, sar, gökyüzüm ol
Uç beni, uç beni, uç, yavru kuş ol, uç beni
Geç beni, geç beni, geç, kanadım ol
Bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında
Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
Ben kendi yoluma gideceğim, güneş kendi yoluna
Takıldım gittim peşinden ah güzelim
Bir gemiydi benim sevdiğim
Yelkeninde bir beyaz gül ah güzelim
Dumanında sevda sözleri
Gör beni, gör beni, gör, gel gözüm ol, gör beni
Sar beni, sar beni, sar, gökyüzüm ol
Uç beni, uç beni, uç, yavru kuş ol, uç beni
Geç beni, geç beni, geç, kanadım ol
Bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında
Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
Ben kendi yoluma gideceğim, güneş kendi yoluna