şehirlerde güvencilerin korkulu rüyası olan etçil ve son derece vahşi kuştur. 2-3 defa güvercini parçalayarak yediklerini gördüm, o gün bugün nefret ederim, vapurda falan simit atmam bok yesin şerefsizler.
Aslında pek de sevimli olmayan kuş. *
Rüzgar ın iyi bir şarkısı.*
Bir takım simgesi.*
Simitçil bir kuş entry si ile kahkaha attıran.*
ing seagull.*
Belki de birgun döner olarak yediğimiz et.*
Yazlık mekan otel ismi.*
çoğul hali çocukken okuduğum bir kitap.*
Simitinize ortak*
(bkz: benden bu kadar)
karadeniz sahillerinde normalden çok daha büyük olan, leş başta olmak üzere ne bulursa yiyen kuş türü. karadenizde uçarken önüne çıkan bir bireyin ensesine saplanmışlığı vardır. 2-3 kediden daha ağır olabilirler orada.
akla edip cansever'in aşağıdaki dizelerini getiren kuştur.
Nereden gelmiş bu denizsiz kente
Bu yaşlı martı
Konmuş saat kulesinin üstüne
Öyle bir zamansızlıktan izliyor beni
Çağırsam hemen çıkıp gelecek, biliyorum
Çok eski bir oyundan kılıksız bir haberci gibi.
Martı sesleri keserdi onun güzel sesini, kulağıma öyle kazındı sesin , hiç bilmediğim duvarlar arasında bana çok uzak duygular ile sevdim seni. Ben martı olmak isterdim senin için uçmak gök mavi denizlerde , dalgalarda balık tutmak sana.. ama ben , ben oldum , sen beni yaşa istedim sen ise beni benden aldın.
Martı işte senin sesini hatırlatan , martı güzel deniz kuşu.. sen de bir garip deniz çocuğu ben de denize hasret kasabalarda büyüyen memur çocuğu.
--spoiler--
bırak uyusun şu deniz, kanatlarımın altında
gel,gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
hiç yasamamışız gibi olacak sonunda
ben kendi yoluma gidecegim,güneş kendi yoluna
--spoiler--
martı, kumru, güvercin ya da keklik gibi türk edebiyatında yer edinmiş ve adı geçen bir kuş değildir.
nedeni ise, sürekli çöplüklerde yaşayıp, küçük ve narin diğer kuşları avlamasıdır.
martının günümüzde istanbul boğazının simgesi olmasının nedeni, denizin çöplüğe dönüşmesi anlamına gelir desek ironiyi kuyruğundan yakalamış oluruz.
Çatı katında yaşayan -8 yılı aşkın- biri olarak martılar hakkında birkaç konuya değineceğim:
1) oldukça gürültücüdürler gecenin bir vakti bile pervasızca öter hatta çiftini bulursa çiftleşir. (Çiftleşirken insanlar gibi inlemeleri tesadüf olamaz.)
2) samimidirler: insanlar gibi içten pazarlıklı, riyakar değildirler; bu nedenle martılar, insanların doğal-ahlaksız-kuralsız hali diyebiliriz. Örnek olarak yuvasına hiçbir martıyı yaklaştırmazlar, ekmek atılınca paylaşmak şöyle dursun ekmek için amansız kavga ederler, yine sürü psikolojisi vardır, kolektiftirler.
3) sevimli değiller ama komik, sempatikler. Ayrıca ürkekler, sizi görünce nazi görmüş yahudi gibi donakalırlar sonra uçup giderler.
4) Bunların yavruları düşman başına... Yok böyle gürültücülük, hayvan daha el kadarken yıkıyor ortalığı "fısssık fııssık diye ötüyor. Bir de başını yukarı kaldırıp sesini gür çıkarmak için boynunu aşağı indirerek defalarca öterken izleyeni yorar o biçim kompleks bir kuş.
5) Her şeyin "aması var elbet: bunların gürültüsüne alışan bünye sahili olmayan yerde yaşarken "huuhoo hu hahahaha! diye kahkaha atar gibi ötüşünü arıyor...
bir gün balkonda otururken komşumuzun çatısında bir martıyı gördüm, izlemeye başladım ve biraz zaman sonra martının yaralı bir güvercini yakaladığını ve canlı canlı yediğini izliyor buldum kendimi.
kanım donmuştu.
on numara ezginin günlüğü parçasıdır. Gör beni gör beni gör gel gözüm ol gör beni...Hiç yaşamamış gibi olacak sonunda,ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna... https://www.youtube.com/watch?v=z_9wwafTVJI
gibi ölümcül bir sözü içinde barındıran; tipik, ezginin günlüğü şarkısı. beklenmedik anlarda bir yerlerden duyularak insanı hüzünden sıçırtan etkisi meşhurdur.