Okuduğum kanuninin akıl oyunları kitabından öğrendiğim ve şaşırmama neden olan bilgiye göre kanuni tarafından desteklenmiş olan papaz. kiliseye karşı gelerek katoliklik karşıtı yeni bir mezhebin oluşmasını sağlamıştır. Bu şekilde kanuni şarlken nin katoliklik etrafında Hristiyanları birleştirme hevesini boşa çıkarmıştır.
esasında luther, mevcut kilisenin reformize edilmesini istemiyordu! o; incil'de gereksiz gördüğü ilkelerden münezzeh bir kilise enkarne etmek istiyordu. ona göre her hıristiyan incil'i püriten bir perspektifle okumalı, dilediği yorumu hürce yapabilmeliydi.
din adamları da diğer insanlar gibi evlenebilmeli; arzu ettiğinde manastır yaşamına son verebilmeliydi.
kendisinin bu radikal teşebbüslerinin siyasi erki de beraberinde kazanmalıydı. bu sebepten dönem prenslerine seslendi, onlara din üzerinde denetim kurma yetilerini kazandırma karşılığında, hür bir kilise talebini iletti. prensler de, olumlu karşıladılar.
böylelikle, luther reformasyonu için gerekli referansı buldu.
aslında dallamanın tekidir. bize hep iyi gösterilen cesur adam değildir. protestanlığın babasıdır. protestanlığın da uhrevi bir yanı yoktur ve sırf çalışmaya dayalıdır. örneğin amerika. %90'ı protestandır ve çalışan adama değer verilir. çalışmayan adama, "hiçbir boka yaramaz" gözüyle bakılır. luther, para kazanmayı din haline getirmiştir, üstelik aldığı din eğitimi sayesinde dini de fazlaca kullanmıştır. sınıf ayrımıda yapmıştır bu adam. hatta bir sözünde "tarımla uğraşanlar niye yaşıyor ki? öldürelim" bile demiştir. yaptığı cesurlukların ve oluşturduğu temellerin arkasındaki amaç sadece ama sadece paradır.
amerikan sisteminin ilham kaynağıdır. amerikan başkanlarının hepsi wasp(White Anglo-Saxon Protestant) olmak zorundadır. devlet tarihinde sadece iki başkan böyle değildir. biri John F. Kennedy(protestan değildi ve öldürüldü), diğeri de obama(beyaz değil).
bu adam yaşamasaydı acaba bu düzen şu anda kurulmuşmuydu hep merak ediyorum. gerçi şu anda merkantilizm asla olamayacak bir şey olduğundan başka birisinin mutlaka bulması gerekirdi. ama ya olmasaydı?
papanın açıklamasını meydanda yakmıştır ama linç edilmekten nasıl kurtulduğu aynı kitaplarda yazmamaktadır.
o da diğerleri gibi din eğitimi almış -ki bu din eğitimini sadece zengin aile çocukları falan alırmış- amma ve lakin halka ihanet etmeyerek halkı sömürmemeyi seçmiş, kiliseden, alman bir burjuvanın şatosuna sığınarak kaçmıştır.
katolik kilisesine cesurca reformlar ile imzasını atan martin luther aslında bilindiği kadar modernist ve akılcı bir din adamı değildir.
kopernik için sarf ettiği sözler aynen şunlardır:
--spoiler--
bu çılgın, bütün astronomi bilimini altüst etmek istiyor. oysa kutsal kitap bize, joshua nın, güneş in değil, yeryüzünün hareketsiz kalmasını emrettiğini söylüyor.
--spoiler--
kopernik i, zibidi bir astrolog olarak nitelemiştir.
Luther'in bizim açımızdan önemi, Batı'da Türk düşmanlığını geniş kitlelere yayan düşünür - dini liderlerden biri oluşudur.
Türkler, savaş insanları, tiranlar, şüphesiz kötü insanlar. Bununla beraber fakirleri yaşamaya terk etmek… zorundadırlar. Hatta bazen ellerinde olmadan merhametlenirlerde. Fakat bir TEFECi, bu pintilik torbası, herkesin açlığa, susuzluğa, kedere ve sefalete mahkûm olmasını ister. Herkesin kendinden Allah'tan alır gibi alması ve devamlı kölesi kalması için her şeye tek başına sahip olmak ister." (K. Marks'tan nakil, Le Capital, s. 33, Kitap: 1cilt: 3)
Luther'e göre Türk bir şeytandır, fakat "Papa biraz daha büyük bir şeytandır." (Martin Luther, L'Exhortation A la Priere Contre le Turc, Oewres, s. 277 - 280, cilt: 7, Geneve, 1962)
daha millet bokunu pencereden dökerken kendisi 1542 yılında kur'an'ın latince versiyonunu elde edip okumuş ve islamı (muhammedanizm diye de tanımlamıştır) her ne kadar inançlarına ters, hatta bazı kaynaklara göre şeytan'ın maşası olarak görmüş olsa da kur'an'ın yasaklanmasına kesinlikle karşı çıkmış ve halk tarafından incelenmesini desteklemiştir.
viyana kuşatmasına rağmen "kutsal savaş", "haçlı seferi" gibi fikirlere sonuna kadar karşı çıkmış, türkleri yenmek için hrıstiyanlık dininin alet edilmesini asla onaylamamış, buna karşılık savaşa her zaman politik bir gözle bakarak türklerin yenilmesinin din açısından değil, politika açısından gerekli olduğunu belirtmiştir.