mehmet altan'ın blairci üçüncü yol paçavrasını sol'a giydirmeye çalıştığı kitabı. illa ki bir sentez yapmakla kendini mükellef hisseden yurdum aydının bir örneği daha. sol'un eleştirel bir perspektiften yoksunluğu, hala kaba-sekter bir kavrayış(sızlık)a sahip olması, demokrasi adabıyla başının dumanlı olmasını; öteden beridir söylenen ama sanırım imparatorluk'ta negri ve hardt'ın sömürünün sınıfsal zemininin genişlemesine dair tespitleriyle de zenginleştirip yanlış ve bambaşka bir ufka, daha doğru ufuksuzluğa sürülmesidir bu çaba. doku uyuşmazlığı abicim, zorlamanın alemi ne! ah bu lehimci duyarlık...
altangillerden mehmet'in '' afferin çok doğru düşünmüşssün '' denilesi kitabı. sırf kitabı mı, bizzat kendisi marksist liberal diye dolanıyor ortalıkta. bence oturup tekrar düşünmesi gerek, acaba liberal marksist daha mı anlamlı olur diye. çok moda oldu bu aralar oksimoron betimlemesini kullanmak, kaçınıyorum ama gel de söyleme. tam oksimoron işte. marksist liberal, bir adamın hem 2 metrelik hem de cüce olması gibi bir şey. bu kavramı yumurtlamak için, bir de oturup adına kitap yazmak için gerekli kafa karışıklığı olsa olsa mehmet altan' a yaraşırdı.
liberalizm'e sam amca'nın bireyci, maksizm'e ise engels'in devletçi gözlüğü ile bakmadan, yazarın dediği gibi yaşama; marksist, ekonomiye; liberal bir gözlükle bakabilmek.
kısacası; kendini dar kalıplar içine sokmadan, etraflıca düşünüp bu ikiliyi etraflıca irdelemek gerek!
kendilerini, sınırları başkalarınca belirlenmiş odalar içerisine sokup yaşama bakmaları için bırakılmış pencereleri kullanan kimi insanların, bir türlü anlam verememelerinin pek de yadırganmaması gereken kavram.