marko paşa

entry61 galeri2
    34.
  1. aynı zamanda Ankara'da adını kullanarak 7.cadde de güzide bir kafe açılmış olan yüce insan.
    1 ...
  2. 33.
  3. '' nargilesi herhalde ömrü uzatıyor vs. olmalı ki bu kadar pahalı a.k '' şeklinde düşüncelere gark olmanıza sebep olacak, kayseri'deki aşırı pahalı nargile mekanı. öğrenciye dehil milyardere hitap etmektedir.
    0 ...
  4. 32.
  5. Mehmet Saydur, Marko Paşa gazetesinin gerçek hikayesini kitaplaştırmıştır. (bkz: Çınar yayınları).
    0 ...
  6. 31.
  7. rum asıllı osmanlı hekimi.
    1 ...
  8. 30.
  9. sadri alışık' ın 1967 yılında '' marko paşa '' adlı filmde rol aldığı karakterin adı.
    0 ...
  10. 29.
  11. üç çocuklu bir osmanlı paşasının öyküsünü konu alan 1967 yapımı, bir sadri alışık filmi. başroller de sadri alışık, çolpan ilhan, nurlan san, mualla sürer paylaşmakta.
    0 ...
  12. 28.
  13. Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle günümüzde hâlâ anılan «Marko» adlı Paşa kimdir ve bu adam ölümünden bu ya­na doksan bir yıl geçmesine rağmen yukarıdaki söz ile mi, yok­sa tıp ilmi yönünden beş para etmeyen pâdişan katli ile alâkalı bir rapora imza koymakla mı anılmağa lâyıktır?!..
    Marko Paşa, Sakızlı bir Rumdur. 1814'de doğmuş. istanbul Askerî Tıbbiyesi'ni bitirmiş, Sultan Aziz devrinde saray hekimliği yapmış, 1870'de Askeri Tıbbiye başına getirilmiş ve 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz Adasında ölmüş, cenazesi büyük mera­simle Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür.
    Yetmiş dört yıl yaşayan Marko Paşanın hayat hikâyesi kısa­ca budur... Ve bu adamın «Derdini Marko Paşa'ya anlat» sö­züyle şöhret bulması, bâzı kimselerin zannettiği gibi, dert dinlemeşinden değil, aksine doğru dürüst bilmediği Türkçesiyle: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?.. sualini sık sık tekrar­layarak dertliyi bıktırıp başından savmasını bilmesindendir Üstelik, Marko Paşa'ya müracaat eden dertliler, şahsî mesele­leriyle ona başvuranlar değildirler!.. Marko Paşa'nın: «Anlaşıl­dı, fakat ne demek istiyorsun?» sualini tekrarlayarak başından savdığı kimseler, Askerî Tıbbiye'de türeyen Jön-Türkler'den şi­kâyetçidirler!..
    Müslüman-Türk'e düşman şer kuvvetler, bilindiği gibi, çe­şitli vasıtalarla Tıbbiye talebesine çengel atmışlar ve impara­torluğumuz bünyesine zarar veren fikirleri masonik yollarla bâzı talebeye aşılayıp ilk ittihat ve Terakki'nin Askerî Tıbbiye'­de kurulmasını temin etmişlerdir!.. işte bu başarının (!) Sultan Aziz devrine uzanan kısmında Marko Paşa, Askerî Tıbbiye ba­şında bulunmuş ve kendisini tanıyanlarca itiraf edildiğine göre, Jon-Türklere yakın olanları mektebe almış, Hanedandan yana olanların ise Trbbiye'ye girmesine mâni olmuş; daha evvel girip de, Jön-Türklerin faliyetlerinden şikâyet edenleri ise: «Anlaşıl­dı, fakat ne demek istiyorsun?..» tekerlemesiyıe zararsız hâle getirmesini becermiştir!..
    Yazılıp söylendiğine göre: Marko Paşa, talebenin şikâyeti­ni dinler, sonra yukarıdaki tekerlemeyi birkaç defa tekrarlar, şayet şikâyetçiyi tekrarladığı bu tekerleme ile bıktırıp başından savamazsa Muhtar Efendi adlı başkâtibini (Muhtar Efendi, ün­lü doktorlardan Celâl Muhtar ve Âkil Muhtar Özden kardeşle­rin babasıdır) çağırıp:
    «— Bu efendi birşeyler anlatıyor, ama ne demek istiyor...» diye sorar, talebe şikâyetini bir daha tekrarlar ve yine Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» sualiyle karşılaşır... Bu hâl, müştekinin sabrı kadar devam eder, neticede şikâyet neticesiz kalırmış...
    Marko Paşa, Jön-Türklerce tezkiye edilenlerin Tıbbiye'ye girmesin: kolaylaştırdığı kadar, imtihanlarda Rum talebeye çok sert, Müslümanlara ise mülayim davranmakla da meşhurdur!.. Ki, bu hâli pek manidardır!...
    Ve bütün bunlardan başka Marko Paşa, 4 Haziran 1876 Pa­zar günü, Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa'nın öldürttüğü Suttan Abdülaziz Hân'ın, bileklerinin damarlarınıkesmek suretiyle intihar ettiği (!!!) yolunda düzenlenen raporu imzalayanlardadır!.. Daha evvel teferruatiyle incelediğimiz gibi, şehîd edilen Abdülaziz Hân'ın cesedi, çağrılan yerli-yabancı doktorların muayenesine müsaade olunmadan yalnız bilekleri gösterilmiş, böylesine entipüften bir raporu imzalamak istemeyen bâzı doktorlar, kılıcına dayanmış bir halde orada bekleyen Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa ta­rafından tehdit olunmuş, bu arada Marko Paşa da, Sultan Aziz'in cesedini görmeden raporu imzalayıvermiştir!.
    Bahusus Marko Paşa, Eşekçi Ahmed'in oğlu Hüseyin Avni Paşa'nın dostudur da!. Abdülaziz Hân'ın tahtdan indirildiği gü­nün gecesinde Marko Paşanın Hüseyin Avnı'nın konagınua olduğuna dair Yıldız Sarayı evrakı arasında ele geçen vesikayı ibnulemın Mahmud Kemal Bey «Son badrâzamıar»ında yayın­lamıştır!.. HaT gecesinde rakı içen Hüseyin Avni Paşa'nın kona­ğında ve belki de içki sofrasında bulunan Marko Paşa ya, Pa­dişah kanlı Serâsker Hüseyin Avni o aerece güvenmektedir kı. Sultan Aziz'in katledildiği gün, mahlû Padişahın henüz hayatta olduğu saatte, hemen sahte bir heyecan ve hassasiyetle: «Ace­le Marko Paşa'ya haber verin» diyerek, başka doktor yokmuş gibi Pâdişâha bakmak üzere Marko Paşayı çağırttırması, Hü­seyin Avni ile Marko Paşa arasınaaki oostluğun başka bir te­zahürüdür!..
    Marko Paşa, Sultan Aziz'in intihar ettiğine dair hazırlanan raporu, cesedi görmeden imzalamakla kalmamış; Abdülaziz tfan'ın güya bilek damarlarını kestiği (!) makası da Tıbbiye Mü­zesinde saklamıştır!,. Ve Masonluğu yanısıra. Kızılay'm da ku­rucularından olan Marko Paşa, ne «Derdimi Marko Paşa'yo an­lat» sözüyle, ne de, diğer vazifeleriyle değil, Sultan Abdülaziz Hân hakkında düzenlenen entipüften raporu imzalamakla anılmalıdır!..
    2 ...
  14. 27.
  15. çıktığı dönemde, isminin hemen altına "yazarları gözaltına alınmadıkça, hapse atılmadıkça çıkar gazete..." yazıldığı da olmuş gazetedir.
    0 ...
  16. 26.
  17. türkiye'nin ilk mizah dergisi. mizah dergilerindeki politik taşlamaların taşıdığı eleştirellik mevcut iktidarlara ters gelmiştir hep. marko paşa'da dikkat çekmiş böylece. değişik isimlerle devamı getirilmiş.
    rıfat ılgaz, sabahattin ali ve aziz nesin tarafından kurulmuş.
    (bkz: mizah)
    tekrardan
    (bkz: aziz nesin)
    0 ...
  18. 25.
  19. memleketimizde, derdi olanların en çok sevk edildiği merci.
    0 ...
  20. 24.
  21. paragöz garsonların çalıştığı ankara bahçeli de bir kafe.*
    1 ...
  22. 23.
  23. fırsat bulabildiği zamanlarda çıkar siyasi mizah gazetesi.

    elimde bulunan bir sayısından el emeği göz nuru birkaç bişey yazabilirim sanırım. konular aynı, değişen bir şey yok nasıl olsa yabancı kaçmaz.

    << ne gün fırsat bulursa o gün çıkar. çıktığı gün 8 ile 9 arasında satılır. 9 da toplamaya başlarlar. türkiyedeki demokrasinin ve basın hürriyetinin miyarı olan, işte böyle acaip siyasi mizah gazetesidir. >>

    << ne yazsak marko paşa'yı toplatıyorlar. onbeş sayı çıkabilen gazetemizin yedi sayısını toplattılar. biz de zülfiyare dokunmasın, güneşe karşı desturun su döküpte çarpılmayalım, evliyayı umuru incitip fincancı katırlanrını ürkütmeyelim diye, suya sabuna dokunmadan, havadan sudan yazılar yazmaya karar verdik. bundan sonra gazetemizin her sayısını, meyva ve sebzelerin methine tahsis edeceğiz. şimdiye kadar gazetemiziiçişleri bakanlığı ve adalet bakanlığı toplattırdı. bakalım bu seferde tarım bakanlığı toplatacak mı ? gazetemizin bu sayısı hıyar sayısıdır. baştan aşağı kadar hıyar ve hıyarların methiyesini bulacaksınız.
    hatta memleketimizin hıyarlarını rencide etmemek için, onların aleyhinde bile bulunmayacağız. gelecek sayımızda muşmula sayısı olacaktır.>>

    <<...öyle görülüyor ki türkiye'de var diye iddia edilen basın hürriyeti tamamiyle bir tuzaktan ibarettir. biz devri saltanatın sansürüne çoktan razı olduk. biz sansür istiyoruz sansür... nladınız mı efendm ? mahkemelerde sürünmek, sorgu suallerde üzülmek, hapislerde çürümek istemiyoruz sansür istiyoruz, yine de sansür istiyoruz.
    türkiye'de demokrasi olduğunu dünyaya ispat için göstermelik bir basın hürriyeti, bir tuzak değil, sansür istiyoruz.
    anti demokratik kanunların değiştirlmesi gibi aslı olmayan işlerle uğraşacağınıza sasür koyun. milletin hayrına yapacağınız en müshet iş budur.
    sansür sansür...
    saygılar...>>

    eh işte aynı tas aynı hamam. hala sansür, sansür. üstelik daha farklı kılıflarda artık. hepte yerimizde sayıyor değiliz bazı konularda gelişmişiz hak yemeyelim şimdi. tabi farklı bir yanı da artık hıyarlara methiyeler düzecek insanlar yok sanırsam. ya da ben göremiyorum.
    1 ...
  24. 22.
  25. şu patagonya daki teröre bi el atsın istediğimdir.
    0 ...
  26. 21.
  27. marco aurelio'ya takılan lakap. ismi doğru yazmışımdır umarım .
    0 ...
  28. 20.
  29. ankara'da bahçeli 7. caddede konuşlanmış popüler bir mekanın adı. güzel ve mevki bir mekan, fakat fiyatları fazlaca uçuk. filistin sokak'taki tiki mekanlarla yarışır cinsten. neyse, oturulabilecek, güzel bir müessese en azından.
    ve fakat bir daha gider miyim? sanmıyorum. suç tamamen eblek garsonlarındır.

    3 arkadaş gittik buraya. oturduk, yiyecek ve içecek bir şeyler söyledik. siparişi verdikten sonra, birinci eblek garson gelip yiyecek siparişlerimizi tekrar duymak istedi, sanırım ufak bir karışıklık olmuştu. biz de tekrar söyledik. 5 dakika kadar sonra arkadaşların yemekleri geldi, benimki gelmedi. geç çıkan bir şeydir diye düşünüp önemsemedim. fakat 20 dakika daha geçti ve halen gelmeyince, ikinci eblek garsonu çağırıp siparişimi sordum. elindeki elektronik cihaza bakıp, "malesef arkadaşlar bu yemeği siparişlerinize işlememiş" dedi. ben "nasıl yani" diye sorunca özür dileyip, yemeği öncelikli duruma getirip 5 dakika sonra getireceklerini söyledi. 10 dakika geçmesine rağmen yine gelmedi benim yemek. sonra ikinci eblek garsonu çağırdım, "hala gelmedi mi?" diye sorunca tepem attı ve siparişi iptal etmek istediğimi söyledim. birinci eblek garsona da ilettim ve "yemeyeceğim, iptal edin" dedim. ardından yemek geliverdi ki, kabul etmedim. geri götürdüler, sonra ikinci eblek garson yeniden gelip, mutfaktan çıkan siparişin iptal edilemeyeceğini, haklı olduğumu, fakat böyle şeylerin olabileceğini söyledi. ben de "madem haklıyım, o zaman yapacak bir şey yok, kesinlikle istemiyorum, beni gerisi ilgilendirmez" dedim. abuk bir surat ifadesiyle gitti. birinci eblek garsondan hesabı istedim. hesapta istemediğim yemeğin ücretini de gösterdiler öküzce davranarak. fakat hiç kaale almadan, eksik bir şekilde ödedim, ve arkadaşlarla öfkeli bir şekilde çıktık. işte böyle, bir marko paşa hikayesi.
    2 ...
  30. 21.
  31. asıl mesleği doktorluk olan tarihi şahsiyet.
    0 ...
  32. 20.
  33. dert anlatılacak şahış; konuştukların; sıkıcı, anlamsız, bağnaz vs. karşındaki kişi ise konuşmanı dinlemeyecek durumda yada dinlemek istemiyorsa git derdini marko paşaya anlat lafını çarpar yüzüne örnek olarak vadideki çakır çatışma sonrası yerde yatan yaralı arkadaşını kaldırıp ortamdan kaçmayı planlarken yanlarında ki bayanın polis çağırmalıyız kaçmamalıyız sözüne git derdini marko paşaya anlat cevabı, çakır dahil herkes silahlı vede suçlu olarak aranmakta polis gelse ne olacak?

    vadiden de örnek verdikya vay marko vay
    0 ...
  34. 19.
  35. 18.
  36. sabahattin ali, aziz nesin, rıfat ilgaz ve mustafa mim uykusuz’un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan türk basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biri olan cuma günleri çıkan haftalık mizah dergisidir. sabahattin ali başyazarlığını, mustafa mim uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir.

    o dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi sayılar toplatılmış ve hatta dergi ismindeki paşa kelimesinden dolayı zamanın "milli şef"ismet paşa ile alay ediyor diye kapatılmıştır. bu tür olaylar yüzünden markopaşa "toplatılmadığı zamanlar çıkar" veya "yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar." gibi ibarelerle çıkardı. kimi zaman yazarlar dergiyi elden dağıtmaya çalışmışlar, buna karşın çok sayıda satmayı başarabilmişlerdir ki derginin tirajı 60-70 binlere dek ulaşmıştır. o dönemlerde en çok satan gazetelerin tirajları bile 50 bini geçmemekteydi.

    alıntı vikipedi.
    4 ...
  37. 17.
  38. dert dinleyen güzide insan. *
    0 ...
  39. 16.
  40. kayseride nargile kafe.
    mukemmel mekan.
    1 ...
  41. 15.
  42. izmir inciraltında dürüm yenilebilecek mekan.
    0 ...
  43. 14.
  44. 13.
  45. aziz nesin'in, 1946 yılında, Sabahattin Ali ile birlikte çıkarmaya başladığı efsane mizah dergisi.
    1 ...
  46. 12.
© 2025 uludağ sözlük