acaba neyin danışmanlığını yapacak çok merak ediyorum. sanırım sosyal medya, filtreli fotoğraf ve makyaj teknikleri hakkında danışmanlık yapacak. snapchat dili ve edebiyatı, modern makyaj lehçeleri hakkında da uzmanlık alanlarının olduğunu düşünüyorum.
çok sevindim inanın. işte ülkenin kalkınması için buna ihtiyacımız var.
ne yazık ki akrabalarımızı seçemiyoruz bu hayatta.
birkaç sene önce, anne tarafından çok da samimi olmadığımız bir akrabanın düğününe ısrarla çağırması sonucu annem ile birkaç akraba bayanı düğüne bırakırken söz konusu akrabaların arabada beni de görmesiyle "ayıp olmasın bir hayırlı olsun deyip çıkarım" düşüncesiyle o düğüne gitme hatası yaptım. düğüne gitme gibi bir planım olmadığı sadece arabayı süren zat olarak spontane katıldığımdan ötürü, üstüm başım gayet gündelik bir tarzda kot, sıfır kollu siyah bir bluz ve evden çıkmadan önce ayakkabılıkta elime ilk gelen çok da sivri topuklu olmayan bir çift pabuç geçirmiştim ayağıma.
çok fazla kalma niyetim de yoktu ancak ve ancak daha salona girer girmez insanların beni kınayarak süzmesinden ve içeriden gelen hafif ilahili fon müziğinden binaen anladım ki mutaassıp bir düğün için çok da uygun bir kıyafet değildi, daha fazla ilerlemedim annemlere oturacakları masaya kadar eşlik edip ayrıldım. hepi topu bu. toplasan 5 dakika kalmadım o salonda. tanıdık birkaç sima dışında da kimse ile merhabalaşmadım bile.
yoz toplumlarda ne yazık ki düğünlerin iki insanın hayatını birleştirmelerine şahit olmaktan başka dedikodu malzemesi bulmak gibi işlevleri de vardır. ve evet tahmin edersiniz ki o düğünde tesettürlü olup da daracık vücut hatlarından iç çamaşırlarına kadar belli olan yaşı daha 20'yi bulmamış kendini teşhir eden kızlar veyahut makyajından ötürü tanınmayacak kadınlar değil de benim evden çıkmadan önce elime gelen topuklu ayakkabılarım dedikodu malzemesi olmuştu. gülerek dinledim o zamanlar bunları hatta epey dalga geçtim o dönem zihniyetle bana bir rahatsızlık vermemişti çünkü.
söz konusu ayakkabıları burada, miriam kavakçı'nın da giyindiğini görüne bu olayı anımsadım ama. hatta ne yalan diyeyim ben o şekilde bir fotoğraf çekip sosyal medyaya da atmamıştım üstelik ama o gün sıfır kollu bluzum ve topuklu ayakkabılarım büyük bir hezeyan olmuştu toplum için. demek ki keramet dili dışarı çıkarıp poz vermekteymiş. biz bilemedik.
bakın ben siyasetten pek anlamam. bildiğim üç beş parça cümle, belki de birçok kişinin ağzında sakız olmuş şeyler olduğu için oradan bana işlemiştir diye tahmin ediyorum. o yüzden siyasi boyutuna girebilecek bilgi düzeyine sahip değilim.
öte yandan fotoğraflarına baktım kızın birkaç gündür. eğitim seviyesini bilmiyorum ama görüldüğü kadarıyla tarzına (bana uymasa da), makyajına, eğlencesine ve sosyal hayatına önem veren biri. şeyhlere tapılan bir ülkede maskeli fotoğraf atabilmiş. taşa tutarlar normalde.
ha bu arada zaten cumhurbaşkanı danışmanının üst düzey torpilli olacağı aşikardı. böyle oldu diye ağlamaya gerek yok. ne bekliyordunuz? dolayısı ile yaşı küçük, bizleri kendi de genç olduğu için daha rahat yorumlayabilecek, en azından bizleri anlayabilecek birinin gelmiş olmasına ben sevindim. cahil, bilgisiz belki ama elbet öğrenecek yontula yontula. sanki ülkeyi yönetenler çok mu akıllı, çok mu eğitimli.
bazen yazıyoruz da eksi bombardımanına tutuluyoruz.
işte bu türbanlılar ateş gibi dediğimiz iyi bir örnek.
15 cm topuklu ayakkabınızı çekip attınız mı hiç?
işte onlar atıyor. fetişistliğin dik alası.
ateş gibi hatun. danışman yapan ağzının tadını biliyor.
recep tayyip erdoğan ın danışmanı olarak devlet kadrosuna atanmıştır. aynı zamanda türbanın ekmeğini yiyen merve kavakçı nın kızıdır. karı sülalesini devlet kadrosuna koydu ya la.