Televizyon denen aptal kutuda gösterildiği kadar sevimsiz olmayan, taşıyla toprağıyla evleriyle, tarihin durduğu izlenimini veren, boşuna dillerin ve dinlerin şehri, medeniyetler beşiği unvanını almamış, ölmeden önce en az bir kere gezip görülmesi gereken yerlerdendir.
mardin ömür uzatan bi şehirdir. sadece mardin değil tüm doğu illeri için aynı şeyi söyleyebilirim. oranın insanı daha sıcak, daha samimi, daha az fesat, belki de daha cömert, vb sıfatları taşıyor. ayrıca eskilerde yani 70 80lerde doğmak isteyenler için yaşanılması gereken bir bölge çünkü orası gerçekten birbirine değer verip akşamları çat kapı sohbete giden, ev sahibinin de durumu yettiğince misafiriini her gün aynı güler yüzlülükle karşıladığı insanlarla dolu.
metropol gürültüsünden bunalan, hayatı sahte gülümsemelerle çevrili, yalandan, riyadan bıkan, yeni bir başlangıç yeni bir hayat özlemi içindeki ama her şeyden önemlisi sakin boş bir yerde ben yapabilirim diyen insanlara kesinlikle tavsiye edilesi yer. bilindiği üzere şehir yeni ve eski diye ikiye ayrılıyor ve yeni olan her geçen gün yapılan büyük binalarla gelişiyor. çarşı , pazar hep şehrin bu kısmında. öncelikle bu şehirde ihtiyacınız olan en önemli şey kafa dengi insanlar bulmak çünkü sinema v. b . mekanlar yok. kafe ise yok denilecek kadar az. yapabileceğiniz en önemli şey, güzel dostluklar elde etmek. her şeyden önemlisi inanılmaz derece sıcakkanlı, sevecen ve iyi yürekli insanları var şehrin. sırf bu bile hiçbir şeyi olmayan bu şehri yaşanır kılıyor. hele birde doktor, öğretmenseniz siz şehrin gözbebeğisiniz. özellikle doktorlar el üstünde tutuluyor tüm kapılar açılıyor kendilerine. bu noktada çekinceleri olan şark hizmeti yapacaklara önemle bildirilir.
evet denizi yok bu şehrin lakin inanılmaz derece bir tarihi dokusu var. eski mardin e çıktığınız anda o büyüye kapılıyorsunuz ve fantastik bir filmin baş kahramanı gibi hissetmeye başlıyorsunuz kendinizi. yüksek bir tepeye çıktığınız anda mezopotamya sizi karşılıyor uçsuz bucaksız topraklarıyla.
şehrin önemli ilçelerinden biri midyat. burasını anlatmakla olmaz gidilip görülmesi gerekir. bir yandan çan sesi bir yandan ezan sesi ve bitmek tükenmek bilmeyen çocuk sesleri bir arada yaşıyor burada. tabi bide sıla dizisi burada çekilmiş evi filan var ilgisini çeken vardır mutlaka benim çekmedi. ülkemizin suriye ye açılan kapısının bulunduğu nusaybin şehrin sınırları içinde kalıyor. pek tarihi dokusu yok halk genelde kaçakçılık yapıyor lakin devlet son zamanlarda pek müsaade etmediği için dertliler. elektronik eşya satan dükkanlar var fakat genelde çin malı yada orijinal olsa bile fiyat olarak çok uygun değiller. nusaybin den mardin merkeze giderken uğramanız gereken bir yer daha var orası da dara harabeleri. tarihin hala yaşadığı dünyanın en ucuz rehberlerini barındıran masalsı yer. arabayla harabelerin bulunduğu köye vardığınızda size rehberlik yapmak adına birbirini yiyen çocuklar tarafından karşılanıyorsunuz. siz bulunduğunuz yerin iklimine alışmaya çalışırken büyüsüne kapılıp tarihi hissetmeye başladığınızda kulağınızda yarım yamalak cümleler çınlıyor.''abi burası dünyanın üçüncü barajı'' , ''burada daryusla makedon kralı savaşmış'' , ''bak abi tam buradan hamza pehlivan kaçmış'' bir kısmı gerçek bir kısmı kulaktan dolma bilgiler.
buram buram tarih kokan bu mistik yerleri gezerken düşünmeden edemiyorsunuz buralar bu tarih başka ellerde olsaydı bu çocukların hali böyle mi olurdu? iyi bir pazar oluşturulabilseydi turistlerin daha çok ilgisi çekilemez miydi? dibimizde tarih yatıyor kaçımızın haberi var. tarih çok çocuk çok terk edilmişlik çok...
iki yıldır işim gereği yaşadığım şehir. artıları kadar eksileri de mevcut.
Artıları: şehirdeki tarihi doku sizi şaşırtabilir, hatta elinize bir çapa alıp yarım metre kazsanız siz de bir tarihi eser bulabilirsiniz. üç dinin de çok farklı kültürel örneklerini görmek, gezmek mümkün.
Eksileri: otogar yok, çevre yolu yok dolayısıyla trafiği felaket. ayrıca kimse kusura bakmasın ama esnaf adına hiçbirşey yok zira akşam hava kararınca dükkanlar kapanıyor, ekmeği bile diyarbakırlıların açtığı fırınlardan bulabiliyorsunuz. devlet daireleri ise allaha emanet. ha bi de bekara, öğrenciye ve memura ev yok, olan evlere de 600-700 tlden kapı açıyorlar.
manastır şaraplarının yanında seyir tepesine çıkılıp mutlaka kahve içilmesi gerekir. Hediyelik eşya satan dükkanlarla çok kolay pazarlık yapılabiliyor. Şu anda tadilatta olduğu için yukarı çıkarken sorun yaşanabiliyor.