maraş katliamı

entry206 galeri61 video1
    119.
  1. ergenekon terör örgütü tarafından gerçekleştirilen olaydır...

    bunu ben değil ? ''gerçek manada solcu bir yazar'' olan suat parlar kendi kitabında söylemektedir..

    sözkonusu katliam kontrgerilla işidir..ve gerek katliam öncesinde gerekse katliam sırasında askeri tipte bombalar,silahlar ve özel eğitimli katiller kullanılmıştır..

    bunlar gerek insanların öldürülmesi gerekse halkın provoke edilmesi sırasında başarı ile iş yürütmüşler ve dikkat çekmeden halktan biriymiş gibi davranmayı başarmışlardır..

    daha hala ''dinciler yaptı'' diyen beyin özürlüler var..

    bunlara sormak gerek...bu katliamı dinciler yaptıysa,cami baskınlarını kim yaptı ? sunni vatandaşlara yönelik provakatif eylemleri kim gerçekleştirdi ? aleviler mi ? peki o zaman alevilere yönelik eylemleri kim gerçekleştirdi ?

    katliamdan önce sağa sola c-4 ve napalm alaşımlı bombalar gönderiliyor..bu bombaları normal bir örgütün üretmesi mümkün değil..hepsi askeri tipte üretilen cs sınıfı bombalar..katliamda kullanılan silahlar military sınıfı colt marka silahlar..mermiler de öyle..parabelium c80 serisi..sivil bir örgütün yada klasik insanların ulaşması mümkün olmayan silahlar ve teçhizatlar bunlar..

    adamı güldürmeyin o yüzden..amaç türk halkını provoke etmek,insanları birbirine düşman etmek,askeri darbeye zemin hazırlamak,türk ekonomisini iyice istikrarsızlaştırmak ve toplumsal huzuru bozmaktı..

    başardı da şerefsizler..türkiye'nin 30 senesini çaldılar..
    3 ...
  2. 120.
  3. önce bir kahvehanede bir alevi-kürt dedesi öldürülür. aşireti toplanır intikam olsun diye alevi-kürtler gider iki ülkücü genci öldürürler. bunun üzerine ülkücüler toplanır 2 alevi dev-yol'cu öğretmeni öldürür. cenaze namazı cuma gününe denk gelir. cenaze namazından çıkan sünniler cenaze namazı kılmaya gelen alevi kürtlere kale bayırının orada taş ve sopalarla saldırır. cenaze namazı kılınamaz halk birbirine girer. bu sırada alevi kürtlerden dev-yol'cu bir sendikacı iki el ateş eder ve cemaatten hacı ergin adlı bir sünni vatandaş ölür ve olay iyice çığrından çıkar. bütün sünni mahallelere haber salınır. sünniler hızla toplanır alevi mahallelerini basar. özellikle yörük selim mahallesinde iki taraf gırtlak gırtlağa gelir. lakin dev-yol'cular tası tarağı toplayıp kaçmıştır, yörük selim'de kalanlar kadın, çoluk çocuk, yaşlı gibi kendini savunamayacak alevilerdir. sünni vatandaşlardan özellikle yaşlı olanlar olaylara engel olmaya çalışır, lakin ülkücü gençler pek laf dinlemezler. eline geçirdikleri alevi kürtleri çok feci şekilde şehid ederler. olaylar 3 gün sürer. bu arada vali denen adam 3 gün boyunca hükümete haber verir ama ecevit hükümeti sıkıyönetim ilan etmez. 20 bin kişilik jandarma taburu olayları sadece uzaktan seyreder. polis yetersiz kalır. zaten o dönemde polis ikiye bölünmüş durumdadır. pol-bir ülkücülerin pol-der de alevilerin yanında saf tutmuştur. 108 alevi, 17 sünni vatandaşımız bu olaylarda can verir. 3 gün sonra jandarma gelir. millet birbirini boğazladıktan sonra huzur ve güven ortamını tesis eder.

    amaç zaten belliydi. millet birbirini doğrasın, siyasi makamlar çaresiz kalsın, asker yönetimie el koysun, tüsiad istediği ekonomik programa kavuşsun, nato'ya geri dönmek isteyen yunanistan'a uygulanan türkiye veto'su kalksın ve birileri gelecek nesillere dinlesin diye bol bol hikaye yazsın.
    3 ...
  4. 121.
  5. baş aktörlerinden bir tanesinin ökkeş şendiller bir diğerinin de muhsin yazıcıoğlu olduğu katliamdır. bir tanesi maraş dağlarında düşen helikopterde öldü... diğeri de akp'nin düzenlediği alevi çalıştayında, katlettiği alevilere rağmen görev aldı...
    2 ...
  6. 122.
  7. olayın asıl başaktörleri:

    ülkücü cenahta: ökkeş şendiller

    dev-yol cenahından: mehmet taşkesen

    tkp/ml cenahından: garbis altınoğlu

    hükümet ve mülki cenahtan: bülent ecevit (dönemin başbakanı), dönemin maraş valisi tahsin soylu ve genelkurmay başkanı kenan evren.
    0 ...
  8. 123.
  9. bu olayı kimin yaptırdığının bir önemi olsa da ondan daha önemlisi insanlarımızın vicdanlarının ve aklının sesini dinleyemeyecek kadar cahil, birey olamamış, şuursuz insanlar olduğudur. hala da öyleyizdir, çabuk gaza geliriz, duygusalızdır. dün başkası provoke etti yarın başkası provoke eder ne önemi var, önemli olan birbirimizi öldürebilecek kadar provoke olabildiğimizdir. olanlarda her kim kendi payına vicdan muhasebesi yapamıyor ve suçu başkalarına yüklemeye çalışıyorsa, biz hala provoke edilebilir bir toplumuzdur ve bu böyle olduğu sürce bu yaşananların her zaman tekrarı yaşanabilir.

    bunun için en azından sözlükte bizim yapabileceğimiz nedir peki, ilki troll olmamak ve de trolleri muhattap alamamak olacaktır.
    2 ...
  10. 124.
  11. dinin insanları ne hale getirdiği konusunda güzel! bir örnek oluşturur.
    1 ...
  12. 125.
  13. 80 yaşındaki kör bir kadının gözlerini tornavida ile oyup, sonra da o acılar içindeki kadını tuvalete baş üstü vaziyette atıp üzerine de at arabası süren hayvanların yaptıklarıdır.
    edit: bunlar insan sa ben hayvan olmaya dünden razıyım.

    edit 2: aynen alıntıdır;
    " Sonra, karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen çok yaşlı Cennet Çimen' in evine gittiler. Bu kadını, Gel nene, gel nene diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar. Cennet kadın, gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan Cuma Yalçın ile Nuri Boğa tornavida ile Cennet kadının (80 yaşında) gözlerini oydular, sonra silah sıkarak öldürdüler. Yakınında bulunan helanın çukuruna baş üzeri atıp, üzerine at arabasını devirdiler. Daha sonra hem bizim evi, hem diğer evlerin tümünü yaktılar. Fevzi Görkem, yürü hadi seni kurtarayım diyerek beni alıp götürdü. Bir süre yürüdük, aniden kalbim sıkıştı; yürüyemedim. beni bırakıp gitti. Biraz dinlendikten sonra evime döndüm. Evimin her tarafı alev, kül ve kan... Azıcık dinlendim, askerlere haber vermek ve sığınmak için çıktım. Yolda Mustafa Göktaş, bir elini ibrahim Usta' nın boynuna sarmış, diğer elinde de tabanca tutuyordu. ibrahim Usta' ya Senin kanını evime akıtmayayım diyordu. Götürdü, saldırgan topluluğun içine itti, topluluk ibrahim Usta' yı dövmeye başladı, sonra da onu öldürdüler. Ben de kör-topal sürünerek askerlere sığındım. "

    http://www.psakd.org/maras_katliami.html
    1 ...
  14. 126.
  15. 12 eylül öncesi dönemde etnik unsurları kullanarak ve dini ön plana çıkararak çatışma başlatacak en verimli ortama sahip il olan kahramanmaraş da yaşanan türkiye tarihinin en acı olaylarından biridir.
    hamile kadınların karınları deşilmiş, insanlar ağaçlarda asılmış, baltalarla kafalar kesilmiştir.
    ermeni nin, yunan ın türk e reva gördüğü zulmü bu sefer türk, türk e reva görmüştür.
    hani 100 yıldır konuşuruz, 100 yıldır söveriz ya ermeniye yunana, türk anasının karnını deşdi diye işte aynı nefretle anılacak bir olaydır.
    fitili iki solcu öğretmenin cenazesi üzerine kurulan oyunla ateşlenmiştir.
    komünistlerin cenazesi kılınmaz diyen sağcılarla, cenazeleri unutup kavgaya tutuşan solcular, maraş kalesinin eteklerinde meydan savaşı vermiştir.
    takip eden günlerde bu sefer ülkücü gençlerin cenazeleri nedeniyle aynı gerginlik yaşandı.
    23 aralık da camilerden yapılan anonsların da etkisi ile aleviler sularımızı zehirledi, ulu cami cayır cayır yanıyor diyen sağcılar, alevi mahallesine kılıç, pala, balta, bıçak, silah, ne varsa saldırılmıştı.
    o gece maraş da taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmayacaktı.
    ben bu satırları o günleri hiç yaşamamış bir türk evladı olarak yazıyorum. üç gün süren bu katliamı okuduğumda nasıl ağladıysam şu an da aynı şekilde ağlıyorum.
    sunni, alevi diye insan insana bunu yapar mı?
    0 ...
  16. 127.
  17. 19 aralık 1978'de başlayıp 5 gün boyunca süren katliamdır.
    faşistlerce, katliamcı gericilerce planlanmış "din, imam, allah" naraları ile gururlanarak yüzlerce alevi öldürmüşlerdir. şimdi o katliamcılara, katillere sorsan "niye?" diye cevap veremezler ama ben vereyim kocaman harfler ile

    c a h i l l i k!!

    bitmemiştir ki bununla da... sivas, gazi, dersim...
    nasıl bir dinin gereği insan öldürmek olabilir, inanç sorgulamak olabilir.
    hiç bir şeyde suçu olmayan o kadar insan öldürüldü. çocuklar, kadınlar, yaşlılar...
    hala büyüklerimden bunları duydukça gözlerim dolar çocukluğumdan beri anlayamam "biz ne yaptık, bu insanlar ne istiyor" diye sorar dururum, sorunun cevabını ben bulamadım hala. kimse bulamadı zaten.
    bu ülke şovenist duygularıyla, emperyalist hareketleriyle sadece kendini git gide yok edecektir.
    4 ...
  18. 128.
  19. türkiye cumhuriyeti tarihinde yaşanan en büyük provakasyon olmakla birlikte gerçek suçluların kendilerini o dönemki iktidarında ayak oyunlarıyla akladığı göz ardı edilmektedir.
    asıl olayları başlatanların 6 sol örgüt olduğununun mahkeme kararıyla kabul edildiğini,yargılamalardan sonra başta 1 numaralı sanık olarak yargılanan ökkeş şendiller başta olmak üzere kimsenin ceza almadığını,olaylardan sonra 7 sünnetsiz ceset bulunduğunu,chp li içişleri bakanı irfan özaydınlının ''olayları sol gruplar başlattı''dedikten sonra ecevit tarafından ani bir kararlar görevden alındığını,yerine türk milliyetçiliği düşmanı hasan fehmi güneşin atanıp olaydan solcuları sıyırdığını bilmeyenler,ihaleyi halen belli bir kesime bırakma gayretindeler.yine bazı kışkırtıcı hareketlerden geri durmamakta,yaşanan acı olaylardan ders almamaktadırlar.
    34.yılında ölen vatandaşlarımıza allahdan rahmet dilerim.
    2 ...
  20. 129.
  21. dincilerden nefret etme sebebidir. Müslüman değil dincilerden. Aynı dinde olmak gerekmiyormuş demek ki. Bu nasıl bir öfke hala anlamadım. Belki dediğiniz gibi islam kusursuz bir dindir; ama siz öyle misiniz kendini müslüman sanıp böyle saçmalayanlar?
    2 ...
  22. 130.
  23. insanlıktan çıkmış sözde müslüman kişilerin insan kıyımı, faşist hareketidir. *

    *eksi veren yazar arkadaşların yarası var galiba.
    4 ...
  24. 131.
  25. sonra neden ülkücüler dizilerde filmlerde kötü gösteriliyor. arkadaş sen gider maraşta, çorumda, sivasta, gazide sırf farklı mezhepe mensup olduğu için suçsuz sivilleri canice öldürürsen gidip sırf farklı düşünceden diye gazetecileri aydınları sanatçıları öldürürsen veya öldürme girişiminde bulunursan seni iyilik meleği olarak gösterecek halleri yok ya.

    edit: bunu yapan ülkücülerin en çok kullandığı slogan da rehberimiz kuran hedefimiz turan'dır.
    3 ...
  26. 132.
  27. üstüne basıla basıla söylenildiği halde sünnilerin yapmadığı katliamdır.
    arkadaş ortada bir katliam var evet insanlar yoktan yere öldürülmüş.
    ama bu katliam ülkede alevi ve sünni sorunu ortaya çıkarılsın diye tezgahlanmış bir oyundur.
    birileri çıktı çok iyi sünnicilik oynayarak alevileri katletti.
    ama bunun esas sorumlusu gerçek sünniler değildir.
    bu orospu çocukluğunu hiçbir müslüman yapmaz, yapamaz.
    katliam sırasında tipik bir sünni vatandaşıymış gibi allahu ekber diye insanları yakanlara aldanmayın.
    dediğim gibi bu bir oyundu. nasıl ki libya da, suriye de, hatta iran da olaylar çıkartılmışsa ülkemizde de aynısı uygulanmaya çalışıldı ama başarılı olamadılar.
    ben alevi katletmedim, katil değilim.
    ölen her alevi bir insandır, candır.
    tıpkı başbağlar katliamında öldürülen 33 can gibi.
    1 ...
  28. 133.
  29. her ''allahu ekber'' diyen müslüman olsa idi, bok atmak için can atan bazı kesimler haklı olurdu.
    iki kelime, allahu ekber. zor mu bunu söyleyip cana kıymak?
    bir kumar oynandı ve kazandılar. sonra düşman olduk birbirimize işte.
    o yüzden bu tip konular açıldığında sunnileri ağzına dolayan aptallar ile, faşist ruhunu islam üzerinden törpüleyen, islam'ı alet eden şerefsizler bilsin ki, sunniliği atın bir kenara, gerçek müslüman; bunu asla yapmaz. vesselam.
    işte o yüzden herkes bakış açısını değiştirmeli birbirine karşı, hem de herkes.
    allah yitip gidenleri cennetle müjdelesin.
    2 ...
  30. 134.
  31. https://galeri.uludagsozluk.com/r/369999/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370000/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370001/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370002/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370003/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370004/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370005/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370006/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370008/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370009/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370010/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370011/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370012/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370013/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370014/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370016/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370017/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370018/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370020/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370021/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370023/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370024/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370026/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370027/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370029/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370030/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370031/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370033/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370034/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370035/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370037/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370038/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370039/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370040/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370041/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370042/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370043/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370044/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370045/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370046/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370047/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/370048/+
    1 ...
  32. 135.
  33. bu da katliamın belgelerinden biri.

    http://haber.gazetevatan....re-bomba-atmis/507582/1/G

    edit: ulan, belgesi var, itirafı var, buna da mı eksi!
    2 ...
  34. 136.
  35. "maraş olayları sırasında, kahramanmaraş ile genel merkez arasında sürekli telefon görüşmesi yapılıyordu. buradan konuşanlar şevket çetin ve burhan kavuncu idi. bu konuşmalarda maraş'ta cihadın açıldığı, inşallah ülküdaşlarımızın başaracağı söyleniyordu."

    Mhp itirafçısı Ali Yurtasan ın sözleri yeterlidir sanırım.
    1 ...
  36. 137.
  37. 138.
  38. Geçmişi unutalım diyor bazıları, geçmişi deşmek gerilimi arttırır diyorlar. Ama yakın geçmişinden bihaber olan insanlar bugün de aynı oyunlar oynandığında yemi kolayca yutuveriyorlar. Oysa bilmek, en ince ayrıntısına kadar tarihimizin bu utanç, bu rezil sayfasını öğrenmek lazım. Öğrenmeli, içimize sindire sindire öyle bir yerleştirmeliyiz ki bir daha olmasın. Aynı düşüncede olduğunu sandığımız, bildiğimiz, olduğumuz insanların, abilerimizin, amcalarımızın, babalarımızın da bu katliamın sorumlularından biri olduğunu yok saymamız, olayları yok saymamız acıları hafifletmiyor. En azından o dönemi yaşamış insanlarımıza, bir yakınını, bir tanıdığını yitirmiş vatandaşlarımıza saygı duyabilmek, acısını paylaşabilmek adına bu utancı, pişmanlığı paylaşmalıyız. Tekrar tekrar yazmalıyız. Çünkü bugün de benzer şeyler yaşanmaya devam ediyor.

    - Kahramanmaraş'ta 19-26 Aralık 1978'de yaşanan katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi öldürüldü, yüzlerce ev ve işyeri yakıldı. Alevi mahalleleri talan edildi. Alevi ve Sünnilerin bir arada yaşadığı Kahramanmaraş'ta körüklenen gerilim 19 Aralık'ta Çiçek Sineması'na CÜneyt Arkın'ın "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği sırada bomba atılmasıyla zirveye çıktı. Sağcı bir grup, "Müslüman Türkiye" sloganıyla CHP,PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırdı. Ülkücü Gençlik Derneği Kahramanmaraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve ikinci başkan Mustafa Kanlıdere'nin talimatları ile bombayı attığı iddia edilen Osman Kenger, (Şimdiki adıyla Ökkeş Şendiller) Ankara'ya Ülkücü Gençlik Derneği'ne telefon ederek yardım talebinde bulundu. Ertesi gün Alevilerin yoğunlukta oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde bir kıraathane bombalandı. Mahallenin ileri gelen insanlarından Gıjgın Dede vefat etti. 21 Aralık'ta ise Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dönemin Kahramanmaraş Valisi Tahsin Soylu'nun kente askeri güç gönderilmesi talebi reddedildi. Ertesi gün iki öğretmenin cenaze törenine sağcılar saldırınca çatışma başladı. 22 Aralık gecesi sağcı gruplar "Alevilerin ertesi gün silahlı saldırı yapacağını" iddia ederek silahlanma çağrısı yaptı. 23 Aralık'ta kentte başlayan çatışmaların ardından 24 Aralık'ta polis kentten çekildi. Bundan yararlanan sağcı gruplar Alevi mahallelerine saldırdı. Olaylar yatıştığında resmi makamlara göre 111 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.Alevilere ait yüzlerce ev ve işyeri tahrip edilirken binlerce alevi ve sol görüşlü yurttaş kenti terk etti.

    Geçtiğimiz Aralık ayında katliam mağdurlarının alevi sivil toplum örgütlerince anma toplantısı yapılmasına valilikten yasaklama kararı çıktı. Geçmişi deşmeyelim de hala değişen bir şey yok ki.

    Ben alevi değilim. Maraşlı da değilim. Yaşamımın 40 yılı boyunca hiç bir şekilde kendimi ülkücü harekete yakın hissetmesem de vatansever, yurtsever olarak görürüm kendimi. Ülkücü gruplar neden tüm toplum tarafından benimsenmediklerini kendi kendilerine sorgulamalılar. Öte yandan Burma'daki müslümanlara yapılan zalimlikler için iktidarımız kampanyalar düzenleyip gözyaşı akıtırken kendi vatandaşlarının yaşamış olduğu acılara neden bu kadar duyarsız anlamak zor. Dünyanın en acı veren deneyimlerinden biri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde alevi olarak yaşamak olsa gerek. Bu insanlarımız Maraş'ta ve Çorum'da katliam yaşadılar, Sivas'ta yakıldılar. iktidar tarafından hala bir din olarak değil mezhep olarak tanındıkları için belirli bir ibadethaneleri yok, diyanet işleri şubesi olabilecek kurumları yok. Buna rağmen hala içiçe yaşamaktayız. Başlık altında bir şiir vardı. Gerçekten orada dediği gibi Fransız'a karşı işgal altında yanyana savaşırken ne oldu da bu kadar düşma olundu diye... O yüzden dış güçlerin müdehales olsa da, ağır provakasyon olsa da, tahrik olsa da, işin için pek çok karanlık örgüt olsa da ben aynı ili sınırları içinde hatta belki de aynı semtte yaşayan insanların birbirlerini satırlarla doğrayabilecek kadar nefreti nasıl oluşturabildiler içinde. işin içinde kim olursa olsun suçsuz masum kadınların hadi onu da geçtim ufacık bebeklerin katledilmesi için kim kimi kışkırtabilir. Bu durumda içimizdeki hayvanı suçlamaktan başka ne yapabiliriz? Dış güçler, derin devlet ya da her kim olursa olsun bize alın elinize satırları insanları, kadınları hatta bebekleri kıtır kıtır kesin mi diyor? O kadar acı ki... Günümüzde hala bu zihniyetin kalıntılarını görmek, buram buram hissetmek. Geçmişte kalsın deniliyor ama başbakanımız değil mi ki siyasi arenada rakibi olan Kılıçdaroğlu'nu kötülemek adına "O alevi, alevi" diyen... Bunu bu ülkenin başbakanı kendisini dinlemeye gelen binlerce kişilik bir kalabalığa miting alanı kürsüsünden haykırdı. Eminim ki ileride bu sözü de hatırlanacaktır. Ama şimdi siyasi gücünden dolayı kimse sesini çıkaramıyor. Modern ve bilimsel bir ülke olmaya çalışıyoruz. Bu da ırkçılığı, din farklılığından doğan sorunları da reddetmek demektir. Oysa neler yaşıyoruz.

    Bu olayların bir kere yaşanmaması duasıyla tüm alevi kardeşlerimin acısını paylaşıyor ve bu memleketin bir parçası oldukları için sevinç duyuyorum. Keşke yaşanmasaydı...
    2 ...
  39. 139.
  40. ergenlerin burada atıp tuttuğundan çok farklı bir şeydir,

    düşünsene; herkesin rahatsız bir şey yaşanmış, sağcıyı vurup "solcular yaptı" demişler, solcuyu vurup "sağcılar yaptı" demişler,

    olaylar bitmiş, halen kavgası sürüyor baksana, nasıl bir oyun kurdularsa orada, ergenler bile oradaymış ve mevzuyu hakkıyla biliyormuş gibi ahkam kesiyor,

    menemen i tertipleyip istiklal mahkemelerini kurduranlar kimse,
    madımak ı tertipleyip arkasından 28 şubatı tertipleyenler kimse,
    o zamanlar da maraş olaylarını tertiplemişler, biz de enerjimizi birbirimize harcayıp durmuşuz,
    halen devam ediyor aynı oyun.
    2 ...
  41. 140.
  42. ülkemizin kara lekelerinden birisi olarak tarihe geçmiştir.

    yıldönümünde bir kez daha kınıyoruz.
    1 ...
  43. 141.
  44. o dönemde chp iktidardı ve ecevit vardı hükümetin başında. içişleri bakanı irfan Özaydınlı yaptığı açıklamada olayların sebebinin sol örgütler olduğunu söyleyince istifa etmek durumunda kalmıştı ve maraş olaylarına gelene kadar marksist örgütlerin faaliyetleri ile alakalı raporlar hazırlamıştı. mesela o örgütlerin şu an ki kahramanınız esed'in babası olan hafız esed ile olan bağlantıları gibi.
    alevi, sünni, kürt türk arap fars ermeni ve ya herhangi biri. ''ölen bizden değil nasıl olsa'' mantığıyla yaklaşmamak gerek.
    bu olay türkiye'yi 1980 darbesine götüren basamaklardan biriydi ve toplumu şekillendirmeye çalıştı bu tip olaylar ve başardılar da.

    varlığı ve amacı türkiye topraklarını ve üzerinde yaşayan insanları ifsad etmek olan ''aşırı solun'' aptallığının, vatan haini oluşunun bedelini bugünün insanları halen daha ödüyor.

    ölenlere allah'tan rahmet diliyorum.
    0 ...
  45. 142.
  46. Hiçbir gücün unutturamayacağı insanlık suçu, katliamdır.
    0 ...
  47. 143.
  48. 1978 yılı Türkiye ve ülkücüler açısından oldukça zor bir yıldı!

    Bu yıl Türkiye’de, komünist çevrelerce korkunç iç savaş provaları yapılıyor, ülkücüler hunharca şehit ediliyor ve ama ne yazık ki ihale yine ülkücülere kalıyordu.

    Bu büyük iç savaş provalarından ilki “Malatya Olayları” diye bilinen, Malatya’da CHP’nin yarım asırlık iktidarını yıkarak, 11 Aralık 1977’de belediye başkanı seçilen Hamit Fendoğlu’nun, 17 Nisan 1978’de gelini ve torunları Bozkurt ve Mehmet ile birlikte şehit edilmesi ile başlayan ve akabinde genişleyerek devam eden olaylardır.

    Bunlarla yetinmeyenler bu sefer gözlerini Sivas’a çevirmişlerdi. Sivas’ta Ramazan’ın son günü (3–4 Eylül 1978) patlak verip bayramın birinci günü de devam eden olaylarda 10 kişi ölmüş yüzlercesi de yaralanmıştı. Burada da aynı oyun sahneye konmuş maalesef istediklerini almışlardı.

    Kısacası Türkiye’nin her yerinde cinayetler işleniyor, kurtarılmış bölgeler ilan ediliyor, Kars kalesine Rus, Antep kalesine Çin bayrağı çekiliyordu… Fatsa malum, ODTܒde Türk bayrağı indiriliyor, istiklal marşı söylenmiyordu… Konya’da istiklal marşı okunurken yuhalanıyor, protesto etmek için bir grup yere oturuyor, meydanlarda Karl Marks, Friedrik Engels, Lenin, Stalin, Mao ve bilumum komünistlerin posterleri dolaştırılıyordu… işçi bayramları (!) komünist fraksiyonların adam öldürme yarışı yaptıkları yerlerdi…

    işte Türkiye’nin “manzarayı umumiyesi” buydu! Ancak bu tablo bile Türk düşmanları için yeterli değildi. Onlara daha çok katliam, daha çok kan gerekiyordu.

    Yıllardır yapılan çalışmalar sonucunda SSCB, Çin ve diğer komünist ülkeler, Türkiye’yi bölüp parçalama noktasına 22 Aralık 1978’de Maraş’ta gelmişlerdi. Ne yazık ki “Alevi-Sünni/Sağ-Sol” çatışması gibi gösterilen, ancak Rus, Ermeni, komünist çeteler ve diğer emperyalist devletlerin ortak yapımı olan bu katliam da ülkücülere mal edilmek istenmiş ve hatta kısmen de olsa bunda başarılı olmuşlardı.

    Maraş olayları bilindiği gibi “Çiçek sinemasının” bombalanmasından sonra başlamıştır. Çiçek sineması bombalandığında “Güneş Ne Zaman Doğacak?” adlı bir film oynuyordu. Film, komünizmin bütün pisliğini o günkü film teknolojisi ve senaryosu ile gözler önüne seriyordu. Film, 1940’lı yıllarda komünizmden kaçarak ülkemize iltica eden soydaşlarımızın kısa bir süre sonra Ruslara teslim edilmesi ve daha Türk topraklarından Rus topraklarına adımlarını dahi atamadan, Türk yetkililerin gözü önünde kurşunlanarak öldürülmesini anlatıyordu.

    Bu film hakikaten büyük gürültü koparmıştı. Filmin yönetmen asistanı ismail Güneş’e göre bu olayların arkasında SSCB ve KGB vardı! ismail Güneş filmi çekerken başlarına gelenlerin pişmiş tavuğun başına gelmediğini iddia ediyordu. Buna göre ekip, film daha çekim aşamasında iken Rus konsolosluğunda görevliler tarafından çekilmemesi konusunda nazikçe uyarılmışlar. Çekime devam eden ekibe saldırılar olmuş, stüdyo basılmış. Saldırılar bunlarla bitmemiş. Filmin negatiflerinin yıkandığı Lale stüdyosu üç kişi tarafından basılmış, üzerinde adı yazılı olması gereken filmi arayan ajan komünistler kutunun üzerinde başka bir ad yazıldığı için muratlarına eremeden oradan uzaklaşmışlar.

    Filmi Rus konsolosluğundaki görevliler ve onların tetikçilerinden kurtaran ekibin karşısına bu sefer de “sansür kurulu” çıkmış. Ancak sansür meselesi de filmin kadın başrol oyuncusu Oya Aydoğan’ın CHP senatörü bir yakını sayesinde aşılmış. Aslında film Maraş’tan önce Karagümrük ve Beşiktaş’ta gösterildiği sinemalarda saldırıya uğramış! ismail Güneş o kadar iddialı konuşuyor ki ona hak vermemek elde değil. Ona göre “bu iş ne sağ-sol ne de Alevi-Sünni çatışması değildi.” Sovyetler bu filmi oynatmamak için elinden geleni yapmış ve bunda kısmen başarılı olmuştur.

    işte bu film bütün Türkiye’de olduğu gibi Maraş’ta da halkın yoğun ilgisi ile karşılaşıyordu. Bu ilgi komünistleri ve özellikle POL-DER’i tedirgin etmişti. POL-DER’li polisler bu ilgiyi dağıtmak için bildik tehditlere başvuruyorlardı. “Bu arada sinemayı telefonla arayıp filmin oynatılması durdurulmazsa sinemanın bombalanacağı yönünde tehditler gelmeye başlıyor, emniyet de bu yönde baskıyı artırıyordu.” Fakat bu tehditler ne sinema sahiplerini, ne ülkücüleri ve ne de Maraşlıyı yıldırmamıştı.

    Bu tehditler ne sinema sahiplerini, ne ülkücüleri ve ne de Maraşlıyı yıldırmasına yıldırmamıştı ama en sonunda komünist çetelerin istediği oluyor ve 19 Aralık gecesi Çiçek sineması bombalanıyordu. Patlamada yedi kişi çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanelerde tedavi altına alınıyordu.

    Filmin oynadığı sinemadan gelen müthiş bir patlama sesi ile dışarı çıkan ilk kişinin şüpheli davranışları etrafındaki vatandaşların gözünden kaçmıyor ve yakalanarak polise teslim ediliyordu. ileride kendisinden “CHP militanı” diye bahsedilecek vali Tahsin Soylu’nun konu ile ilgili şu açıklaması aslında her şeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu: “Sinemada Güneş Ne Zaman Doğacak adlı bir film oynuyordu. Ben filmi görmedim. Ama komünizmi yeren bir filmmiş. Sinemaya bomba atılması olayı ile ilgili olarak Pazarcık ilçesinin Demirciler köyünden sol görüşlü Salman Ilıksoy adındaki bir şahıs yakalandı ve tutuklandı.”

    Buna benzer bir açıklamayı da zamanın CHP’li içişleri bakanı irfan Özaydınlı yapmıştır. Bakan irfan Özaydınlı “olayları solcular başlattı” demiş, ancak bu açıklama nedeniyle başbakan Ecevit’in gazabına uğrayarak bakanlıktan alınmıştı. Görüldüğü gibi Maraş’ın ve Türkiye’de asayişin en yetkilileri olan Maraş valisi Tahsin Soylu ve içişleri bakanı irfan Özaydınlı, MHP’yi ve ülkücüleri daha olayın en başında aklamış oluyorlardı. Fakat Ecevit, CHP grup toplantısında yine kışkırtıcı bir konuşma yaparak âdeta olayları solun başlattığı yönünde açıklama yapan vali ve içişleri bakanına gözdağı veriyordu. Bunun üzerine Salman Ilıksoy serbest bırakılıyor ve bütün oklar ÜGD ve MHP üzerine çevriliyordu.

    Çiçek sinemasının bombalanmasından bir gün sonra (20 Aralık 1978) solcuların gittiği Akın kıraathanesi de bombalanıyordu. Akın kıraathanesinin bu olay için seçilmesindeki yegâne sebep bir gece önceki sinema bombalanması olayının intikamının alındığı havasını yaymaktı. Ancak Akın kıraathanesinin bombalanması sol çevreleri (çok istismar edilmesine rağmen) istenilen havaya sokmuyor, daha büyük katliamlara ihtiyaç duyuluyordu. Solcuların gittiği Akın kıraathanesine atılan bombadan aradıklarını bulamayan ve ortamı daha da gerginleştirmek isteyenler tarafından 21 Aralık günü Endüstri Meslek Lisesi öğretmenlerinden sol görüşlü Mustafa Onbaşıoğlu ve Hacı Çolak okulun önünde öldürülüyorlardı.

    Görüldüğü gibi komünistlerin safha safha uygulamaya koydukları bu planlar ile MHP’nin, ÜGD’nin ve Türk milliyetçilerinin hiçbir alâkası yoktur. Gerçekler böyle olmasına rağmen her olaya bir ülkücü sanık bulmakla görevli POL-DER ve basın hemen harekete geçerek failleri ülkücülerin arasında aramaya başlıyorlar. Bu tezgâhı kurmak hiç de zor olmuyordu. Nasıl olsa bombalanan kıraathane solcuların, öldürülen öğretmenler de solcu idi. O yüzden maya hemen tutmuş ve Maraş’ta olağanüstü olaylar yaşanmaya başlanmıştı. Ertesi gün, yani 22 Aralık günü öğretmenlerin cenazeleri kaldırılacak ve cenazede bazı eylemler yapılacaktı. Bu kararların alındığı toplantılara hem öğretmenleri öldüren hem de bombalama eylemlerini gerçekleştiren DEV-SAVAŞ yetkilileri ile ileride Maraş davasında yargılanıp idam cezası alacak olan ve arkadaşı Adil Ovalıoğlu’nu öldürmekten sanık “Sandık Cinayeti” zanlısı, Ermeni Gabris Altınoğlu da katılıyordu. Bu toplantılarda alınan kararlar gereği, gerekirse silâh kullanmak bile serbestti. (Çiçek Sinemasının ve Akın kıraathanesinin bombalanması ile iki öğretmenin öldürülmesi eylemlerini DEV-SAVAŞ adlı terör örgütünün gerçekleştirdiği daha sonra yapılan mahkemelerde ortaya çıkarılmıştır.)

    Aynı akşam Vali Tahsin Soylu, Gaziantep Zırhlı Birlik Komutanına yazdığı yazıda “K.Maraş’ta cenaze törenini bahane eden solcular, çok kuvvetli yandaşlarıyla, sağ görüşlü kişi ve kuruluşlara saldırabilirler. Bu yüzden olaya müdahale edebilmek için kuvvet bulundurulmasını istiyorum” diyordu. Vali böyle diyordu ama hükümet aynı fikirde değildi. Çünkü içişleri bakanlığı tarafından valiliğe gönderilen yazıda “içişleri bakanlığı, şereflerine lâyık bir tören yapılmasını” istiyordu. Vali Tahsin Soylu aldığı emir gereği herkesin cenazeye katılmasını teşvik ediyor, okul ve devlet dairelerini tatil ediyordu. Daha önce TÖB-DER ve Yürükselim mahallesinde beş örgüt tarafından (TÖB-DER, TKP/ML-DHB, TDKP/HK, DEV-SAVAŞ ve TiKP) alınan karar gereğince plan uygulanıyor, iki öğretmeni öldüren DEV-SAVAŞ cenaze töreninin hazırlıklarında da başı çekiyordu.” Marksist-Leninist bölücü terör örgütleriyle Marksist-Maoist bölücü terör örgütleri kendi yandaşlarınca öldürülen öğretmenlere görkemli (!) bir cenaze töreni düzenlemek için aralarındaki çekişmeyi bir süreliğine rafa kaldırmışlardı. Yıllardır milliyetçi muhafazakâr yapısı nedeni ile bir türlü sızamadıkları Maraş’ta kendilerinin ispatını ancak bu yolla yapabileceklerine inanıyorlardı.

    Okulların ve devlet dairelerinin tatil edilmesinin ardından komünist katiller çarşıları dolaşarak bütün esnafı dükkân kapatmaya zorluyorlardı. Bundaki amaç mümkün olabildiğince kalabalık toplamaktı. Böyle gergin bir ortamda morgdan alınan cenazeler, cenaze namazı için Ulu cami’ye doğru yola çıkarılmışlardı. Tarihler 22 Aralık 1978 cuma gününü işaret ediyordu!

    Adı geçen öğretmenlerin cenazelerinin kaldırılacağı gün çeşitli yollarla halkı Ulu Cami’ye toplamayı sürdüren komünistler, tahriklerine olanca hızı ile devam ediyorlardı. Hatta o kadar ileri gidiyorlardı ki, duyan kulaklarına inanamıyordu. Ama ne yazık ki komünistler “Maraş müftüsünün resmî araçla kentte dolaşıp halkı (Alevilere karşı) kışkırttığı” dedikodusunu yayarak Ulu cami etrafında binlerce kişinin toplanmasını sağlıyorlardı. Bu söylentileri Hürriyet gazetesi okuyucularına şöyle duyuruyordu: “Saldırganlara dinamit lokumu ve silah dağıtıldı. Adını açıklamayı sakıncalı bulan bir yetkili, Maraş müftüsünün resmi araçlarla kenti dolaştığını ve halkı kışkırtıcı konuşmalar yaptığını, olayların bundan sonra başladığını öne sürdü”

    Bu arada akıllara durgunluk veren bir iddia daha ortaya atılıyordu. Aynı gün “Bağlarbaşı imamı Mustafa Yıldız Cuma namazında oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevî öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır diye vaaz verdiği” dedikodusu yayılıyordu. Artık ok yaydan çıkmış, herkes her söylenene inanır hale gelmişti… Zaten istenilen de buydu...

    Oradaki hain ve sinsi plan, Cuma namazını kılanları tahrik ederek öldürebildiklerini hemen orada katletmekti. Bu arada cenazeleri alan topluluk önlerine çıkan her şeyi tahrip ederek Ulu cami önüne geldi. Bütün bu azgınlığın arkasından olacakları sezen Maraşlılar da Cuma namazından çıkanlarla beraber Ulu cami önünde toplanmaya başladılar. Karşılıklı slogan atmalar ve komünistlerin Peygamberimize (S.A.V) hakaret etmeleri sinirleri iyice gerdi. işte “bu anda polisten (POL-DER) ve kortejde bulunan militanlardan topluluğun üzerine ateş edenler oldu.” Tabii provokatörler de boş durmayarak halkın galeyana gelmesine yardım ediyorlardı.

    Kan temeline oturtulan devrimin ilk kıvılcımı sayılabilecek Maraş olaylarının patlak verdiği gün bir başka kıvılcım da Elbistan’da çakılmıştı. Bir CHP senatörü olan Hilmi Soydan o tarihlerde ülkenin istikbalini MHP’de gördüğünden partisi CHP’den ayrılıp MHP yetkililerine “artık MHP’de siyaset yapacağını” söylemişti. Senatör Hilmi Soydan TÖB-DER’de yapılan hain plan sonrasında DEV-SOL militanı Ali Sarıaslan tarafından katlediliyordu. Bu cinayetle olayların boyutunu ve alanını genişletmeyi uman katiller Hilmi Soydan’dan başka MHP ilçe başkanı, ÜOD başkanı ve Ülkü-Bir başkanını da öldürmeyi planladıklarını daha sonra itiraf edeceklerdi.

    Ulu cami’de karşılıklı slogan ve taş atmalardan sonra Maraşlıların kararlı tutumları karşısında militanlar cenazelerini de bırakarak burayı terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu konuyla ilgili Avukat Selahattin Aydın 30.06.1980 tarihinde Adana 1 nolu sıkıyönetim mahkemesinde şöyle demiştir. (Kaçan teröristleri kastederek) “Bir kısmı da askerî araçlarla olay yerinden uzaklaştırılmış... Hastane civarında askeri bir cemseden militanlarca açılan ateş sonucu Cemil Karadutlu adında sağ görüşlü bir genç vurularak öldürülmüş... Bu grup içinde bulunan DiSK bölge temsilcisi solcu Mehmet Taşkesen topluluğu silahla tarıyor ve bir vatandaşı ağır yaralıyor... Aynı gün akşam, Yürükselim mahallesinde Memili Bakıca ve Hamza Yıldız isimli sağ görüşlü gençleri öldürüyorlar...”

    22 Aralık Cuma günü ve akşam öldürülen üç kişinin cenazeleri 23 Aralık günü defnedilecektir. Cenazeye bütün Maraşlı katılarak bir kez daha komünizme geçit ve taviz vermeyeceğini gösteriyordu. Geceden Yürükselim mahallesinde askerlerin tedbir aldığını gören Maraş sakinleri hiçbir şeyden habersiz hastanenin olduğu yere doğru ilerliyordu. Bu duygu ve düşüncelerle öldürülen gençlere duyulan acılar ve katillere duyulan kin ile yoğrulan bedenlerin üzerine bir anda mermi yağıyordu. Geceden kurulduğu belli olan bu tuzağın içine düşenlerden ilk anda 30 kişi hayatını kaybediyordu. ilk tetiğin çekilmesinden hemen sonra diğer mahallelerde de katliam başlıyordu. Komünist teröristlerin daha önce seyyar satıcı ve milli piyango satıcısı kılığında Maraş’a soktuğu katiller yine daha önce hazırladıkları silâhlarla sağcı-solcu, Alevi-Sünni ayrımı yapmadan katliamı sürdürdüler. Bastıkları evlerde hiçbir ayrım yapmadan çocukları, kadınları, yaşlıları bile öldürdüler. Üstelik bununla da yetinmeyip evleri ateşe verdiler. Savunmasız gördükleri her şeyi leş yiyici sırtlan sürüsü gibi talan ediyorlardı. Katliamlar yapan komünistlerin bu görevi 25 Aralık 1978 tarihine kadar sürüyordu. 26 Aralık günü olayın gerçekleri herkes tarafından görülüyordu. Resmî açıklamalara göre 111 ölü ve yüzlerce yaralı vardı.

    Sivil otoritenin yanlış tutumu sonucu askerî birlikler olaya çok geç müdahale etmiş ve cinayetlerin artmasına neden olmuştur. Güvenlik güçlerinin geç gelişi komünistlerin işine yaramıştır. Bu konuda “olayları solcular başlattı” dediği için istifa ettirilen içişleri bakanı irfan Özaydınlı’nın yerine gelen Hasan Fehmi Güneş, yıllar sonra “78’liler Federasyonu” tarafından düzenlenen “Maraş Katliamı ve Gerçekler” konulu panelde “dönemin hükümetinin katliamı önleyebilecek güce sahip olduğunu” iddia ediyordu. Güneş, “ciddi bir devlette böylesi katliamların engellenmesinin mümkün olduğunu, hükümetin ‘kötü yönetimi nedeniyle’ katliamın durdurulamadığını” söyledi. “Ben de hükümetin üyesiydim. Maraş’ta bu tür hareketlerin olacağı sinyalleri geliyordu” diyen Güneş, olaylarda hükümetin sorumluluğu olduğunu itiraf ediyordu.

    Sadece Maraş’ta çıkan olaylarda birkaç gün içinde yüzden fazla insanın ölümüne rağmen Ecevit, kendi dönemlerinin barış ve kardeşlik dönemi olduğunu iddia etmiştir.

    19 Aralık günü başlayıp 26 Aralık’a kadar süren olaylar sonucunda yüzlerce kişi gözaltına alınmış, tutuklanmış ve sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmıştır. “Yapılan yargılamalar neticesinde MHP ve diğer ülkücü kuruluşlar hakkında suç duyuruları reddedildi.” Ancak Ecevit hükümetinin ve POL-DER’li polislerin bütün oyunlarına rağmen adalet karşısında hesap veren MHP ve ülkücü kuruluşların beraat etmesine karşılık, başta Garbis Altınoğlu olmak üzere pek çok komünist yargılanmış ve suçlu bulunmuşlardır. Adı geçen Ermeni Garbis Altınoğlu Türk milletine yaptığı bütün kötülüklerin cezasını Maraş katliamının bir numaralı sanığı, tertipçisi, teşvikçisi ve uygulayıcısı olduğu gerekçesiyle yargılandığı mahkemece suçlu bulunmuş ve idama mahkûm edilmiştir.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük