bu filmi izlemeden ölmeyin diye ısrarla tavsiye ettiğim yapım.
insanı hüzünlendiren , bunu da trajedi adı altında yapmadan son derece samimi , soundtrack müziği (bkz: negra sombra)olan müthiş film.
eğer bu filmin müziği türk şarkısı olsaydı kesinlikle vur yüreğim* olurdu.
etkileyici bir senaryoya sahip olan, başka bir seçeneğin olmadığı için gülerken ağlamayı öğreten, ölmek isteyip de ölememeyi anlatan ve ağlatan film.
--spoiler--
ramon, ölümden sonra yaşam olup olmadığına dair bir işaret gönderecekti. zaman zaman o sahneyi hatırlar, bir işaret beklerim... *
--spoiler--
javier bardem' in mükemmel oyunculuk sergilediği bir başka filmdir. filmi izlerken bir yandan ramon'un ölme isteğine saygı duyarken bir yandan da insan sadece kendisi içinmi yaşar sorusunu geliyor insanın aklına. filmin kendisi kadar müzikleride başarılı.
görüntü yönetmenine saygı duyduğum ve ramon karakterini oynayan javier bardem'in sürekli yatakta olmasına karşın etkileyici bir performans sunduğu, yaşamın bir zorunluluk değil hak olduğu fikrini vurgulayan amenabar filmi.
başlangıçta insanı korkunç bir ikilemde bırakan arkasından ölümün kurtuluş olduğu ramon sampedro'nun bu kurtuluş uğrunda verdiği mücadeleyi konu alan film. ramon'un deniz kazasına kadar olan hayatı gösterilinceye kadar napıyo bu adam ne güzel yaşıyor bu adam denilebilir ancak harika bir yüzücü olan, tüm dünyayı gemilerde tayfalık yaparak gezmiş bir, zamanlar capcanlı dopdolu bir hayatı olan bu koca bebeğin çektiği acıyı kavrayınca haklı bulunması kuvvetle muhtemeldir. kendisiyle aynı durumda olan rahibe verdiği cevaplar dinlenesidir içten içe yaptığı din eleştirisi ve tanrıya isyan had safhadadır. hollywood filmlerinin gerçekdışı mutlu sonlarından olsa gerek bi ara adam kalkıp yürüyecek sanmıştım, ummuştum en azından.
Film Ramon un hareketsiz vücuduna odaklı. Hayatla mücadele veren Ramon un geleceği ne mi? Ölüm... Ne kadar kabul etmesede. Umutsuz, yorgun, yalnız, korkak bir şekilde ölümü bekliyor yatagında. Hareketsiz olması izleyiciyide harketsiz kılıyor sanki.
Hayatınızın yirmi küsür senesini sağlıklı bir insan gibi yaşadıktan sonra basit bir kaza sonucu kalan yirmi sekiz senesini boyundan aşağı tutmaz bir halde nasıl yaşayabilirsiniz?
arşivde mutlaka bulunması gereken bir film. sözün bittiği yer vardır ya işte öyle. film size söyleyecek çok bir şey bırakmıyor zaten. filmin hiçbir karesi es geçilmemiş. yalın, berrak ve etkileyici bir senaryo, oyunculuk.
tanrı tarafından bahşedileni reddederek, tek çözüm yolunu seçen bir adamın etrafına çöreklendirilmiş film.
felsefi sayılabilecek diyalogları ile daha iyi duyabilmek için nefesleri tutturmuş,
ötenazi ve intihar arasında olan ince çizgiyi kalınlaştırmıştır.
+olm yatalak herif bile 2 tane hatun düşürdü, sıfatımıza sıçayım laaağnn.
-bu filmden bunu mu çıkardın sen şimdi?
+ne biliyim olm sarışın olan yaşlı maşlı ama hoşdu.
-seninle bir daha film izlersem ötenazik olayım emi!
javier bardem oynuyla hayran bırakır, oyunculuğu o kadar inandırıcıdır ki güzelim adam ne hale gelmiş diye kahrolursunuz. "yaşama ve yaşamama hakkının, insanın elinde olması mı gerekir acaba" diye düşündüren filmdir. ayrıca öğreticidir de, filmden sonra balıklama atlarken suyun derinliği konusunda düşünmeme neden olmuştur.
--spoiler--
ramon'un yakın akrabaları ile vedalaşıp, yeğeniyle sarıldığı sahne ve ardından yeğeninin ramon'un bulunduğu arabanın ardından koşması feci ağlatır.
--spoiler--
ramon sampedro 'nun dünyayı dolaştığını anlattığı sahnede, avukatı onun çektirdiği fotoğraflara bakar. bu fotoğraflardan biri de istanbul sultanahmet cami 'de çekilmiştir. bilginize...
engelli yaşama çok iyi bakılabilecek bir pencere açmıştır. bu filmi izlemek durup düşünmek için şanstır. istenmeyen sona cesurca gidilmiştir. gerçek budur hayat da gerçektir.
dumurlara iten film. javier bardem hayran bıraktırmıştır kendine. ayrıca görüntü yönetmeni (bkz: javier aguirresarobe) abimiz de yardırmıştır çıkardığı işle.
Alejandro Amenabar'ın gerçek bir hayat hikayesinden uyarladığı, yatalak bir denizcinin aile ve toplumunun baskısına rağmen ötenazi hakkını kullanmak istemesini , bunun için yaptığı mücadeleyi,çok güzel bir ispanyol Sahil Kentinde aşk,umutsuzluk ve de çok güzel müzikler eşliğinde anlatan(ki müzikler de Amenabar tarafından yapılmıştır ,duble helal olsundur) muhteşem filmi.
Filmin en güzel iki sahnesi Ramon Sampedro rolündeki Javier Bardem'in "flying camera" vasıtasıyla denize ulaşma sahnesi ve ve Sampedro'nun eski resimlere baktığı sahne,Amenabar burada görüntülü fotoğraf tekniğiyle Sampedro'nun gençliğini yansıtmıştır.
Ayrıca kesinlikle unutulmaması gereken diğer bir nokta ise Julia rolündeki Belen Rueda'nın etkileyici oyunculuğu,duru güzelliği ve 'zuhal olcay' tadındaki bakışlarıdır ve kendileri aşık olunası bir kadındır,nitekim Sampedro da o güzelliğe kalbini kaptırmaktan kendini alamamıştır.Henüz izlemeyen ademoğullarının bulup,buluşturup,ödenç alıp,üzerine yatıp ya da her nasılsa izlemesi farzdır.Zira böyle filmlerin kıymeti bilinmelidir,bildirilmelidir.
"Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum." (Ramon Sampedro)
venedik'te ödül almışlığı var da oscar konusunda bir fikrim yok..ötenazinin gerekliliğini hatırlatan sade bir dili ve görselliği olan(rüyalar hariç)izlenesi bir film..javier bardem'in her hali izlenmeğe değer...
ramon sampedro'nun denizin kokusunu almak, dalgaların sesini duymak için hayal gücünü kullanarak dağları aştığı muhteşem film. mutluluğu da üzüntüyü de ölümü de denizle içiçe yaşamıştır. duygu sömürüsü yapmayarak duygulandıran ender filmlerden...
bir de yeğeninin manda oluşu da pek güldürmüştür...