Turkiye'den görücü usulü gurbetçi kızlarla evlenen erkek tanıdıklarım hep mağdur oldu. Çünkü anlaşamadılar. Çünkü her zaman buradan giden erkekler o ülkedeki kadınların ilgisini cezbetti. Gurbetçi kadınlarda ilginç bir cimrilik, para hastalığı vardı ve boşanmak korkunç oluyor.
3 çocuğunu bırakıp turkiye'ye dönmek zorunda kalan yakınım var benim. Niye biliyor musunuz? Kol gibi nafaka istiyorlar erkeklerden. Hem nafaka ödeyip hem orada tek başınıza yaşayamıyorsunuz.
Sevmediğiniz bir kadınla evlenmeyin bu yüzden. Tesettürlü bir kadın zaten asla size ayak uydurmaz, asla değişmez. Turkiye'den erkekleri götürüp götürüp ziyan ediyorlar gelmeyin bu oyunlara.
anlaşılan o ki, kızı görmüşsün, beğenmişsin, ee daha ne.. al gitsin. bi 33 sene düşündün de noldu? fırsat ayağına gelmiş işte neyi düşünüyorsun ki. flört aşk meşk ilişki boş işler bunlar. insan evlendikten sonra da sever. önemli olan denk olmak. denklik kriteri uyuyorsa olur o iş. ailenin uygun gördüğü kız genelde aile kızıdır. uyumludur. geçimlidir. anlaşması kolaydır. evlilikte önemli olan geçinmek. anlaşabilmek. diğerleri ardından gelir. çok yüksek beklentiler hüsran yaşatır..
geçen biri anlattı: babam annemi evlendiği gün görmüş dedi. nikah günü. görücü bile değil. 50 senedir öyle bir muhabbet görmedim dedi. risk almadan yaşanmaz. iyi çıkarsa dua edersin. umduğunu bulamazsan da benim seçimim benim kararım dersin. yine bekarlıktan iyidir. karamsar olmucan. sen iyiysen iyisini istiyorsan iyisi gelir. bence gelmiş o iyisi. evlenmek akıllılıktır. duygular ise geçici. mutluluk ve huzur, çılgınlık ve macera ile birlikte olmaz. ya birisi vardır ya öteki. herkes mutluluk istiyor ama gerçekten kuralına ve kitabına göre hareket eden azdır ..
öyle ya...
şimdiye kadar olan boşanma istatistiklerine bakarsanız ve insanların söylem - isyanlarına - pişmanlıklarına bakarsanız %99 kısmı genellikle "aaah! ah... şimdi ki aklım olsaydı seninle evlenir miydim?" şeklinde olduğu gerçeğinden yola çıkarak; iş kuracaksanız aklınızı, ev kuracaksanız kalbinizi - gönlünüzü dinleyin. siz bir iş kurmuyorsunuz...
kendinize bir sorun "aaah! ah... şimdi ki gönlüm olsaydı seninle evlenir miydim?" diyen kaç kişi gördünüz - duydunuz "aaah! ah... şimdi ki aklım olsaydı seninle evlenir miydim?" diyen kaç kişi gördünüz - duydunuz?
bir ayakkabı, bir pantolon, bir çanta gibi düşünün eş seçmeyi.
sevdiğiniz bir eşyayı alsanız ve ileride bu eşya kırılsa yırtılsa bozulsa atsanız bile anılarınızda tatlı bir nüans olarak kalır ve pişmanlığınız acıya çileye dönüşmez.
kötü değil de iyi günlerinizin anısı sizi hayata bağlar, önünüze pozitif bakarsınız.
genellikle kalbinizi dinleyeceğiniz seveceğiniz biriyle evlilikler özgür iradeyle olur ama insanlar büyük yanılsamayla aklını kullanarak özgür iradesiyle mantık evliliği yaptığını sanır.
oysa zeka - akıl en çok etkilenen ve biçimlendirilebilen, şartlandırma - yönlendirme yapılan bir olgudur. önce ihtiyaçlar sonra seçenekler ve bunlara sahip olma yöntemleri empoze edilerek akıl - zeka biçimlendirilir.
bunu en çok günümüzde reklamlar ve pazarlama - satış stratejilerinde görürüz. insanlar bir şeyi tercih etmesiyle sanki bunu kendilerinin istediğini kendi kararları sanır.
evliliklerde de mantık evliliği denen şey davranış bilimleri açısından teknik olarak bir tür görücü usulü, beşik kertmesi gibidir. çevre, toplum, ekonomik ve sosyal şartlar size empoze ettiği ortaya çıkardığı durumun yansımasıdır mantık evliliği.
uzatmayacağım...
karnınızın doyacağı bir yemeği mi yiyeceksiniz yoksa beğendiğiniz bir yemeği mi yiyeceksiniz durumu.
akıl - mantık doymayı, gönlünüz ise sevdiğiniz yemeği seçecektir.
bugün tarafıma mantık evliliği teklifi geldi sevgili yazarlar.
-normal şartlarda aşırı karşı oldugum bir şey. ne zaman konusu açılsa '' sevmediğim bir insanla aynı yatakta yatamam,sevişemem,sevmediğim biriyle ömür geçmez'' derdim. fakat ülkenin durumu,pahalılık,keyifsiz yaşam şekli bu teklifi değerlendirmeye alsam mı acaba dedirtti bana.
acaba sizler ne dersiniz?
-kuzenimin avusturya'dan arkadaşı geldi.kendisinin 22 yaşında ikiz kızları var.dün teyzemlere oturmaya gitmişler.teyzemler ve kuzenlerim kızları aşırı beğenmiş.aşırı ötesi hanım,düzgün,usturuplu kızlarmış.bizimkilerde hemen bana yakıştırmışlar.teyzem annemi arayarak durumu anlatmış. annemde konuyu bana açtı.bende kestirip attım. '' ya anne ben 33 yaşındayım kızlar 22,dindar kızlar bana gelmez. ben eşimle yarın öbür gün karşılıklı oturup içmek isterim,gezmek isterim. bu kadar dini yönü kuvvetli ve hanım biriyle ben anlaşamam'' dedim.
fakat bugün ciddi ciddi durup düşünüyorum.diyorum ki kendime;
-lan kız 22 yaşında,eli yüzü düzgün,zamanla belki sana ayak uydurur. avusturya'da yaşayacaksın neden düşün müyorsun ?