erol büyükburç yorumunun bende ayrı yeri var.
üniversiteden sınıf arkadaşım vardı. cüneyt. hani şu yeni yetmelerin kanka dediği cinsten.
28 senelik arkadaşım. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi cüneytle.
93'teki metallica konserine de beraber gittik, yıllarca köprüaltındaki kemancı'ya da.
sonra okul bitti, hepimiz iş hayatlarına atıldık.
cüneyt evlendi, 2 tane güzeller güzeli çocuğu oldu. biri kız diğeri erkek. kız şimdi 6, oğlan 12 yaşında. sonra eşinden ayrıldı, çocuklar kendisinde kaldı. hem anne hem baba oldu çocuklara.
ben yıllar sonra istanbul'un kaosundan bunalıp antalya'ya geldim, yerleştim. o hep istanbuldaydı. hiç kopmadık kendisiyle. her sene yılda 7-8 kere gelirdi buraya. sonra " skerim lan, ben de ileride buraya yerleşeceğim " dedi, gitti geçen sene kaş'tan ev aldı.
her buluşmamızda hayaller kurduk geleceğe dair.
yaşlılığımızda antalya'da yaşayacağız, buyuk tekne alacağız, balığa çıkacağız, çocuklarımız burada bizi ziyarete gelecekler, vs, vs.
neyse, şarkı ile ilgili kısmı şu:
hep derdi ki: " olm, gün gelecek ben kızım selin'i evlendireceğim. düğününde de kızımla ilk dansımı erol buyukburc yorumu ile bu şarkı eşliğinde yapacağım "
her rakı masasında bu şarkıyı söyledik güle oynaya.
sonra o lanet gün geldi. geçen sene bir cuma akşamı çocukları hafta sonu için annesine bıraktı, evine geldi. bir kalp krizi, evde de kimse yok. pisi pisine gitti cüneyt.
söz verdim mezarının başında.
dedim ki : " sen bu şarkı ile o dansı kızının düğününde yapamadın. çocukların çocuklarım sayılır, ben bu şarkı ile; senin adına, o düğüne kadar ölmez da sağ kalırsam selinle dans edeceğim. "
umarım o günü görürüm be cüneyt.
babazula nın inanılmaz güzel şarkısı. izleyenler varsa hatırlarlar, biz size aşık olduk adlı güzide dizimizde de kullanılmıştı. sözlerini copy-paste edeyim de tam olsun:
içimden bir şey geçiyor nasıl söylesem
Daha adını koyamadım devamını bir bilsem
Bilirim bu hisleri korkarım kendimden
Aşığım galiba neden bilemem
Nereden ama bilemem aşığım söyleyemem
Durumlar tanıdık ama galiba henüz erken
içimden bir şey geçiyor nasıl söylesem
Daha adını koyamadım devamını bi bilsem
Sabah bakarız çaremize döneriz kendi halimize
Uyku tutar mı şimdi bizi?
O zaman da aynı karanlık
aynı yarasaydı,
Manolya delirmezden önce.
Büyükannemizin kocaman bakla bir evi,
Uzun pencereleri vardı, sedirinde
ölü doğmuş fareler pembeliği.
Okurduk leziz balgamlı gazetelerini
büyükbabamızın,
Okşarken ve korkarken erkek anamızdan,
Babamız bir gılman, pir şefkat,
Acımızın cümbüşünde sarsak bir kukla,
O yokuşta onursuz müezzin kuşları,
Sabaha karşılar, akşama karşılar hep,
Dizleri topunun diplerimiz olmuştu,
Uzun uzadıya bir fener alayı...
Karanlık aynı, yarasa ayna,
bu eller bu yüz'den yıkandıktan,
Manolya delirdıkten sonra.
baba zula'nin cok güzel bir sarkisi.
sarkiyi seslendiren kadin o kadar civil civil, cocukca bir sevinc ve simarik bi bicimde asik olmus gibi söylemis ki sarkiyi.
sözler ve sarkinin melodik yapisi birbirini öyle güzel tamamliyor ki.
"Bilirim bu hisleri korkarım kendimden
Aşığım galiba neden bilemem"
Doğada iyiliğin ve saflığın simgesidir Manolya... O, bu nedenle farklıdır, değerlidir, nadirdir. Hayranlık uyandırır; büyüleyici görünümüyle çevresinde tektir.
öyle naif, narin, nazlı, kokladığında, dokunuldugunda sararıp soluveren, kararıp kapanıveren.. o solarken, koklayanın içine sonsuz bi sevgi haresi hasıl eden.. "koklamaya kıyamam benim güzel manolyam" denmiş ya boşuna değildir..
evrimini ilk tamamlayan canlılardanmış manolya, milyonlarca yıldır hiç değişmemiş, zerafetinden zerre kaybetmemiş..
''..çiçeklerin en tatlısı manolya,
sevgilerin kanatlısı manolya,
ben seni el sürmedeğn gözümle de severim,
sen üzülme, sakın solma, mahzun olma manolya..''