köyde ezan sesinden mahrum iftarlar eden havvakızı, akşam alacasında, şehir meskeninde sözlüğe entry girerken ezan sesiyle kendine gelir. yerinden aç bilaç nefsiyle kalktğı anda perdesi açık kocaman camdan kayar gözleri. önce gökte daha dolununa varmamış ayı, derken dolunay gibi parlayan mayhayı görür: " şefaat ya resulallah"
ve ramazan nefsin terbiyesine değil, kalbin meskenine dolar, kalpte bir mahya yakar.
islam dünyasında sadece türklere aittir. özellikle istanbul da gelişmiş bir sanattı. * mahyacılar çifte minareli camilerin minarelerinin arasına dış mahya, ayasofya, sultanahmet, süleymaniye, nuruosmaniye camilerine ise iç mahya kurarlardı. bir mahya için yaklaşık 8 kg yağ harcanırdı. kurulmadan önce kareli bir kağıt üzerine kalıbı hazırlanıp, kandillerin yeri belirlenirdi.
camilerde iki minare arasına asılan ışıklı yazılardır. zamanın ruhunu hissettirirler. ramazan aylarında bazı camilerde hoş geldin ya şehri ramazan , bazı camilerde de ya allah diye yazar örneğin. cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde de cumhuriyet fazilettir ve çok yaşa laik devlet
mahyaları da asılmıştır. normalde mahyalara slogan yazmak için valilik izni gereklidir. yani herkes istediği gibi yazı yazamaz.
istanbul unkapanı köprüsü'nün unkapanı tarafında bir camide "ey oruç tut bizi" yazısıyla "daha neler" dedirten ramazanın mesaj içerikli süsüdür.
bir yiğit özgür karikatüründe sarhoş bir vatandaş tarafından "on bira yınsultanı" şeklinde yazılıp gülmekten öldürmüştür.