bitiş düdüğünün genelde havanın kararmasıyla çalındığı maçtır.
Zaten hava karardığı an annelerin hadi olum eve, birazdan baban gelecek bak gibi söylemleri duyulmaya başlanır.
Mahalle maclarinda baska hic bir resmi musabakada rastlayamayacaginiz
kurallar ve terimler vardir. Iste bazilari:
atan alır: mahalle maclari genellikle caddelerde yahut bahcelerde yapildigi
icin topun kacma olasiligi olan cok yer vardir. top bir yere kactiginda topu
kaciran takimin karsisindaki takim hemen, "atan alir." der. top onlarin
sahasinda auta cikmis oldugu halde karsi takim topu almak zorunda kalir.
elin avantajı olmaz: takimlardan biri ataktadir. defans oyuncusu topu elle
keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. golu yiyen takim el var diye
mizirdar. karsi takim, "avantaj olum." der. hemen akabinde kaleci "ulan elin
avantaji olmaz." diye haykirir.bir yere varilamaz. kısir dongudur.
adamın gol diyor:gol atilir fakat yiyen takim saymaz. hep bir agizdan "direk
ulan." diye anirmaktadirlar. fakat iclerinden biri, "gol abi." der. karsi
takimdan bunu duyan biri direk atlar ve, "ulan adamin gol diyo." diye
serzeniste bulunur. gol sayilir, gol diyen adam gövülür.
abanma yok: genelde kucuk cocuklar arasinda yaygindir. kaleciler abanma yok
derler.aralarında yasca buyuk olani "lan kari misiniz." dese de abanma
olmaz.
gönül alma: buyuklerle kucuklerin ortak oynadigi macta buyuklerden biri gaza
gelip kucuk bir cocuga sert girince direk penalti olur. nerede olursa olsun.
kucuk cocuk sevilen bi simadir ve faulu yapan abidir. penalti kullanilir,
genelde gol olmaz cunku kalede bir ayi vardir ve penaltiyi atan kucuk
cocuktur.
kaleci değiştin 2 penaltı: herhangi bir penalti pozisyonunda kaleye hemen
forvetin etkili silahlarindan biri gecmek ister cunku o her mevkide iyidir.
buna karsilik karsi takima teselli olarak ekstra bir penalti verilir. 1+1=2.
3 kere sektirme: kaleci degaj kullanirken eger yaninda bir rakip forvet
varsa topu 3 kere sektirir ve, "acilsana lan uc kere sektirdim iste." der,
rakip acilir
çift penalti sisteminde eger birinci penalti kacarsa ikinci sans vardir ama
gol olursa ikinci sans kullanilamaz. bunun mantigini hala
cozebilmis degilim.
bazen top insanin pek munasip olmayan bi tarafina gelir, herkesin reaksiyonu
aynidir: "işe ise!." uygun araziye cis edildikten sonra
maca devam edilir.
Mahalle maclarinda her zaman saci ince telli ve uzun olan kisiler vardir.
Bunlar geriden topu alip butun gucleriyle ileri kosarken kafalarini ileri
dogru atarlar. Amac gol atmak ya da rakibi calimlamak degil, saclarin
ruzgarda ahenkle dans etmesini saglamaktir. Bu kisiler buyuyunce
Fenerbahceli Ilker gibi olurlar.
Avut be oglumm avut Kasti faul yapma lann Direk abi direk, valla gol diil
Abi siz cok guclu oldunuz ya, Mithat'i bize verin, Mete'yi siz
alin Ahh bacagim, annem anneeem Top benim oolum, istedigimi oynatirim Beste
devre onda biter Santra yapin lan santraaa Sahsi oynama oglum pas ver Abanma
beee Yuhhh o da kacar mi Hakeme gozluuuk Ortani goriyim
Top zirt pirt araba altina kacar. Boyle durumlarda, sahadaki en celimsiz ve
en hop-zip kisi, en iri yari kisi tarafindan topu almaya
gonderilir. Arabanin altina kacan toplar tam ortasinda durur bazen, kimse
yetisemez oraya. Bu sefer tas atma ve sopayla itekleme fasli baslar.
Arabanin egzosuna vurulan birkac darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana
cikar bir taraftan; artik kosarak maca geri donme zamanidir.
At bakiim aabinin killi goğsune... Ya ne iğrenc birşeydi bu. Sen takimini
kurmussun, pasa pasa macini yapiyosun. Muhtemelen yasca ve boyutca senden
buyuk olan eleman damlar, bu gereksiz cumleyi sarfederek maca dahil olur,
tadimizi tuzumuzu kacirir.
gol değil oğlum belden yukarı: minyatur kale maclarda elle tutulmasina engel
olunmak icin getirilmis bir cozumdur ancak bel ustu gibi kisiden kisiye
degisen ve ispati zor bir kriter getirdigi icin nice kavgalarin cikmasina,
nice baslarin yarilmasina sebep olmustur.
Iyi guzel de butun bu kavramlar kitabi olmadan, televizyon olmadan nasil
herkes tarafindan bilinebiliyor? Ben diyorum ki gizli bi orgut var, her
mahalleye bi adam gonderiyo bilmem kimin amca oglu olarak bilmem kim de
orgutten.
Sonra mesela hem gol hem penalti olunca agizlara kolayca yerlesecek "giren
gole penalti olmaz" cumlesini soyluyo, pozisyon geciyo, cocuk evine donuyo
ama ifade baki.
Oynayacak kisi sayisinin tek olmasi ve kimsenin oyundan cikarilarak kalbinin
kirilmak istenmemesi durumu sozkonusu olur sikca. bu durumda futbol kariyeri
en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile adlandirilarak birinci devre bi
takimdan ikinci devre bi takimdan
oynatilarak ufacik yureklere ve beyinlere adaleti yerine getirmis olma
duygusu zerk edilir. Aksam herkes eve gidip yattiginda da hep o gunku maci,
varsa attigi golleri, kacirdiklarini, bir sonraki maclarda yapmayi
planladigi hareketleri hayallenerek uykuya dalar. Bu planlanan ama
becerilemeyen hareketlere girmiyorum. ben mahalle maci kurallarinin nasil
bilindigi sorusuna ise kalitsal diyorum.
Bazen kucukler kendi aralarinda oynarken eli torbali bi is donusu adami maca
dalip topu kucuklerin ayagindan alir ve aptal aptal seyler
yapmaya baslar. Eger adam yetenekliyse bi iki numara yapip cocuklarin aklini
alir. En sonunda topa hizlica vurur. Cocuklar topu yakalayamaz ve top uzaga
gider. Eli torbali is donusu adami yaptigi ufak hareketten mutlu bir halde
evinin yolunu tutarken cocuklarin "hay ........., top ta ..............
gitti, kim alcek lan topu?" dedikleri duyulur.
elden gol olmaz: Pasa pasa oynuyoruzdur, adamin tekinin eline carpar top,
biz dikeriz topu, hemen bi mahalle maci oyun kurallari uzmani portler oradan
bi yerden ve der ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasin hasta misin sen?
El karari verilmisse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmistir elden
gol olmayacagini, hatta baraj bile kurulmazdi bazen. Ben de
buyuyunce ogrendim elden direk kaleye cekilip gol atilabilecegini. Ogrendim
de ne oldu, o caanim frikikler geri mi geldi?
Kumsalda oynanan maclar genellikle topun denize kacmasi ve mac icinde
yorulan kisinin denize atlayip topa ulasip, topla beraber yuzmeye devam
etmesiyle sona erer. Herkes denize girer ve "Sampiyon Fener!" diye garip
garip bagirir. Nedense de hep Fener diye bagirilir.
"uc adim acilmak" denen olayi atlamak senelerini betonda top oynayarak,
dizinde o cok derin olmayan ama surekli yanan yaralarla dekore eden bicok
mahalle topcusunu uzecektir. Top frikik noktasina dikilir ve rakip barajin
ustune dogru adeta 'onnar orda diilmiscesine yurunur'. Kocaman uc adim
atilir ve baraj gogusle itmek suretiyle uzaklastirilir. Adimlarin
buyuklugunden sikayet edenler iki kere "o-ha" der.
Penalti vuruslarinda en bickin forvet oyuncusu sahne alacagindan kalecinin
gozu korkar. Hemen ici rahatlatilir: "korkma oglum, teknik vurcam"
Mahalle maclarinda rastlanan pekcok tatsiz durumdan sadece biridir
kalecisizlik. Herkes kendisini ispatlamak ve golleri yagmur edip
yagdirmak istediginden kimse kaleye gecmeyecektir. Adil duzen ilk "kalede
son" diye bagirani kayirmaktadir. Hemen arkasindan gelen "son bir", "son
iki".. gibi cigliklarin sonunda artik son kac oldugunun bir onemi kalmayan
agir kanli arkadas kaleye gecer. Kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka
ayriyla eldivenleri bir sonraki arkadasina teslim edebilir. Nizam boyle
emreder.
Arkadasin biri iyi orta gol getirir diye bagirir o da iyi bi orta yapmaya
calisir ve ortasini yaptiktan sonra duser. Arkadasin dizi
kaniyodur ama farkinda değildir birisi ordan "olm dizin kaniyo" der ve olan
olmustur dizi kaniyan cocuk aglamaya baslamistir.
Simdi nasil ozledim o gunleri....
Paylasim adina idi hepsi...
Oysa simdi ? Simdi cocuklarimiz bilgisayar basinda , paylasimdan habersiz
ve yalnizlar...
alıntıdır...
olası hezimetlerde hele işin ucunda kola, gazoz tipi iddialar varsa annelerin ve babaların maç sonu dahil olduğu maçlardır.
- sizin mahalle hakemi satın almış rauf bey.
+ hıdır bey ne hakemi çocuklar kendi aralarında oynuyor.
- bırak allah aşkına federasyonda size çalışıyor sezon başından beri.
hiç bir zaman mahalle maçlarında kaleciye geri pas kuralı üzerinde tam anlamıyla bir anlaşma sağlanamamıştır.
maçında başında konuşulur,
-abi geri pas var mı?
+var olsun abi, tabi geri pas var var,var yaa, denir ardından,
-tamam geri pas varmış denir, maça başlanır ve zırt kaleciye geri pas olur ve kaleci topu eliyle alır.
sonra bir münakaşa hoopptss geri pas denir
amına koyım geri pas var dedik ya ondan eline aldı bizim kaleci denir.rakip;
+olm geri pas var dediysek geri pas kuralı var dedik,der.
işin içinden çıkılmaz.bir kere diyaloğa bak amına koym baştan yamuk
-geri pas var mı
+var.
üst mahalle toplanır,mahallenin en küçük çocuğuna al şu bisikleti git söyle sizle maç yapcaz de gelsinler buraya denir.çocuk önce gitmez,seni de oynatcaz deyince gider,sorar,futbola elverişli ayran gibi bir saha ortak olarak seçilir,bir iki kere gidip gelen bu elçilerden sonra esas takımlar ortada bir yerde buluşur,hava da ayran gibidir.takımlar kuruludur zaten 7/14 sokaktadır herkes,maç başlar,belli kurallar vardır.topu atan alır,kalecinin boyunu geçerse gol olmaz,araba gelince herkes durur,araba gidene kadar kımıldayana küfür edilir,bu arada camdan bakan teyzeler, ablalar,hastalar çok ses yapıyonuz gidin lan başka yerde oynayın diyenler,balkondan su döken amcalar,maçın içine ederler,heyecanı alırlar,terimizi soğuturlar,bizi hasta ederler.bir tane beleşçi çocuk rakip kalede bekler büyük ihtimalle 5-6 gol atar,maçın sonunda hava yapar,ona çok kızılır.bu maçlar bol gollü bir milli maç havasında geçer ölüm kalım savaşı gibidir canlar dişlere takılır.sonunda çirkef gençler iki takımda da göze çarpar skoru sürekli değiştirir,genelde yenilenler yapar bunu ve kavga sebebidir genç arkadaşlar yapmayın böyle çirkeflikler,kaybeden takım çok kızgındır,kavga çıkarmak ister,küfür eder,bir kavga olur tekme tokat,vuranlar vuruşanlar,kendi takım arkadaşına bile vuranı gördüm zaten kimse bakmaz kapar gözünü dalar,neyseki bizim takım sağlamdı hiç dayak yemedim ama çok adam dövdüm,bir tanesini komaya sokmuşluğum var.neyse top felan patlar,bir iki arabanın camı, aynası kırılır bunlar normal şeyler ortamdan kaçın kurtulun bir şey olmaz,arabasının içine ettiğiniz adam eve gelir babanıza söyler,baba araba çok dandik yavaşça vurdum yamuldu deyin, babanız kızmaz.maç biter,eve gelinir maçın özetini şöyle bir abinize geçersiniz,banyoya girersiniz çok rahatlarsınız, ayaklarınız pamuk gibi olur hafifte bir ağrı vardır sonra yatarsınız,yarı uykulu yarı uyanık bir hal var ya o arada babanızın sesi gelir uyumuş bu anneniz maç yaptı geldi yoruldu der,orada uyursunuz sabah gözünüzü kendi yatağınızda açarsınız sizi kim götürdü bilinmez ama birisi kucağına almıştır.kahvaltı ve sonra topu alıp sokakta maça devam,keşke büyümesekte bu günleri tekrar tekrar yaşasak,hayat güzel miymiş neymiş o zamanlar,nice maçlar böyle gelip,geçer...
yeni sözler ve hareketler öğrendiğin mahalle eğlencesi.
"saat dörtte mahalle maçı var" gibi bir sesle başlar her şey. saat üçte ordasındır. nasıl olsa antrenman yapacaksındır. bu maçlarda iki tip insan direkt oynar. top sahibi, mahallenin en iyi oyuncusu. mahallenin en iyi topçusu önce top sahibini sonra arkadaşlarından başlar takımları oluşturmaya. herhangi bir takıma alınmadıkça umut yitirilir. alınsanda zaten pas atılmaz, top verilmez; eskaza atılırsa hemen "hey"li, "hop"lu, "hişt"li nidalar gelir ardından. tabii büyüdükçe ve güzel oynamaya başladıkça takımlara alınma oranın artar. şimdi hatırlanan olaylara şöyle bir bakalım, tabi sizde bakın:
(bkz: atan alır)
(bkz: aynı hızla)
(bkz: üç korner bir penaltı)
(bkz: direklerin taş olması ve topun direğe çarpıp çarpmama sorunsalı)
(bkz: topun arabaların altına kaçması)
(bkz: çok sert oynayan kazmalar)
(bkz: şeytan taşlıyormuşçasına şut çeken ayarsızlar)
(bkz: abi beni de alın diyen paleler)
maçın oynandığı yerin dışında,sözlerine güvenilir birinin oturması şarttır...arada sırada ona danışılır,sözleri çok önemlidir bu adamın,sonuca kesinlikle etki eder...
Antalya büyükşehir belediyesi tarafından el atılmış maçlardır. Artık daha organize bir şekilde önce semt semt daha sonra Antalya çapında oynanmaktadır. Hatta takımlar hakkında bilgiler önce gazetelerde bile yer almaktadır.
Ama bi sorun eski maçların zevkini alabilir misin alamazsın. Zira o maçta takım kaptanları ne derse o olurdu.
-olm bak su adamın cok faul yapıyor git söle dalıcam.
*abi tamam konusurum ben.
tabii ki diğer mahalledeki adamlar yakın arkadaş olunca
-olm bak su adamın cok faul yapıyor git söle dalıcam
*sen kime dalıyon lan.
bir de böylesi vardı.
Bu arada belediye bu işe 8 yıl önce falan başladı ilk yılında biz de oynamıştık.
iki ayrı mahallede yaşayan çocukların,biraraya gelerek kendi mahalle takımlarını oluşturmasıyla oynanan müsabakadır.Genellikle zevkli geçer,fakat alınan yenilgi ve galibiyet bütünleştirmeyi ve paylaşımı öğretir çocuk yaşta.Abartılıp maçtan önce idman bile yapılır,bir büyük seçilir antrenör ilan edilip çalışmaya başlanır.Maç günü takıma giremeyen ve futbola meraklı insanların motivasyon çığlıklarıyla sahaya çıkılır ve karşı mahalle takımına cevap verilir.
futbolun sokak versiyonudur. ülkemizde de hemen hemen her sokakta oynanır. ikişer tane taş koydun mu kaleyi de bulmuş olursun. işin ilginç tarafı manzara hemen hemen her yerde aynıdır. bu geleceğin futbol yıldızlarının önü eli bıçaklı "keserim lan topunuzu, gidin mahallenizde oynayın" diyen amcalar tarafından kesilir. kurallar da nerdeyse her yerde aynıdır. duvardan gol olmazlar, elden gol olmazlar, degajdan gol olmazlar... penaltı 9 adımdan atılır, kaleci 9 adım sayerken "oha lan tuvalete de öyle mi gidiyon" esprisi yapılır. kaleci değişirse iki penaltı atılır. genelde çürük adamlar kaleye konulduğundan penaltıda başkaları kaleye geçer. penaltı vuruşunda ise abanma yoktur, kaleci genelde ufak olduğundan ölebilir. faul atışlarında da üç adım açılınır. kalecilerde ise, üç kere top sektirildiğinde rakip oyuncu açılmak zorundadır. açılmassa yine klasik "açılsana olum üç kere sektirdik" lafı söylenir. her faulden sonra "omuz omuza olum ya bir şey yok" denir. her pozisyonun tartışması itina ile yapılır. erman toroğlu'ndan ahmet çakar'dan örnekler sunulur. hatta olay farklı boyutlara gelir, topu biri eline alır büyük bir abiye gidilip olay bir kişi tarafından anlatılır, hatta canlandırılır. etrafta abi yoksa evine gidilir, hatta uykudan kaldırılır. bir de direk üstü olayı vardır ki allahlık. top direğe yakın bir yerden gol olduysa "direk üstü" diye itiraz edilir ve top yavaşça canlandırma şeklinde "bak böyle gitti olum valla ya" diye tekrar yaşanır sonra ortak karar alınır maça devam edilir. yine daha oyunun başında top seçiminde "yumurta mı değil mi" tartışmaları yapılır, top alınır iyice incelenir karar verilir. hatta yine bir abiye kontrol ettirilir. abi de sanki top experidir ve son kararı verir. yine klasiklerden birisinin annesi ya pazardan gelir ya eve çağırır ve maç yarım kalır. bu sefer de sahadan kaçana 12-0 kuralı devreye girer. bir de yine aklı evvellerin uydurduğu çözüm yolu olan skor nolursa olsun "atan kazanır" kuralı vardır. bu genelde kabul edilmese de bunu kabul edecek cesur vatan evlatları illa ki çıkar. üç korner bir penaltı kuralı ise opsiyonludur maç başında konuşularak karara bağlanır. neticede çocukluğumuzun en güzel sporudur. erkeklerin nerdeyse hepsi bu yoldan geçmiştir, hatta kızlar bile bu oyunu oynamıştır. hatta "ahmet olum ayşe bile senden güzel oynuyo hehehehe" sözleri sıkça duyulmuştur. maçlarda iddia varsa o da gazoz olacağından maç sonunda kupa niyetine kaldırılır, hatta şampanya niyetine çalkalanır, fışkırtılır maç sevinci yaşanır. sonra da "için oğlum için enayi gazozu ehehehhe" denir ve yenilenlerle dalga geçilir. oyunun kahramanları yine cıvıklıklarını göstermek için yaptığı "ben tek siz hepiniz" lafından sonra ortaya çıkan cıvık maçlar da görülebilir. takımlarda eşitlik aranmaz, kuru fasülye diye tabir edilenler ya eşit şekilde dağıtılır ya da güçsüz takıma hediye olarak verilir. hatta bu hediyeler oyuncuyla kalmaz, avans diye tabir edilen hediye goller de verilir. ve zayıf takım oyuna avantajlı başlar. güçlü takım yenilirse de bu avans sayesinde ağlama dayanağı oluşturulur. devrelerde genelde süre olmaz ve 10'da devre 20'de biter kuralı işler. iki tarafın da hoşuna giderse kaleler değişmeden bile olabilir devre. kaleye geçirelecek bir ufaklık bulunamadıysa sırayla kaleye geçilir, kaleci kim olacak sorusu daha geldiği gibi "sonuuuum" diye bir haykırıştan sonra "son bir, son iki, son üç vs." gelir. tartışmaların en bomba anlarıysa özellikle gollerde tartışma yaşanırken, golü yiyen takımdan birinin gol demesi akabinde "bak adamın gol dedi, adamına sor adamına sor" laflarının ardından bütün takım bu adama düşman olur ve gol olarak değer kazanır. mızıkçıların çok olduğu gibi oyun bozanlar da çoktur. "ahmet size girsin ben de onlara" diye dalarlar ortaya, akabinden kabul edilmediğinde "oynamazsam bozarım oyunu" denir ve oyun bozulur yeni maça başlanır. maç yapacak çoğunluğa ulaşılamazsa da "alman kale, dokuz aylık, gol atan kaleye, ortada sıçan" oyunlarından biri oynanır.
iki taş arası kale,
parçalanmış pantalon veya dizler,
taraftarsanız, bağırmaktan kısılmış ses,
evinizin yanındaki boş arsa,
mahalle çocuklarının aralarında sorun çözme yöntemi (kazanan boş arsada oynar, kaybeden bir daha ayağını basmaz)
ille de sonunda kavga çıkar, eve dağılmış dönülür...
mahalle maçı kuralları:
- Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer. Penaltıları, frikikleri, tacı bile atar. iyi oyuncuları kendi takımına alır. Fazla koşmaz, hatta hiç koşmaz.
Defansa yardım etmez. ileride armut gibi durur, beleş top bekler. Attığı beş şuttan yedisinin de bir şekilde gol olmasını ister.
- Gol sevinci 'Nasıl şeyttik ama' şeklinde yapılırsa, kavga çıkar.
- Ameliyatlı ve yeni sünnet olmuş arkadaşlara sert girilmez. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Üç korner bir penaltı, dört taç bir korner yapar. Bazen tersi de mümkündür.
- Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adımlarla aldım verdim hesabını en hesaplı yapanındır.
- iyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilir.
- Transferler, 'Ahmeeet top oynamaya geliyon mu oğlum' şeklinde yapılır.
- Kuduz köpek, sarhoş, deli, araba, öğretmen, müdür, müdür muavini ve din hocası yoldan geçerken maça ara verilir.
- Bir elde salça ekmek, sana yağlı reçelli ekmek, diğer elde gazozla top oynanır oynanmasına ama oynanmazsa daha iyi olur.
- Akşam ezanı okununca, anne çağırınca, baba köşeden görününce ve televizyonda 'Kara Şimşek' başlayınca maç mecburen biter.
- Topu, komşunun bahçesine atan dombili alır.
- Topa abanmak, burun vurmak yasaktır. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Kızlar, bilhassa manitalar geçerken artiztik hareket yapılmaz. Artiztik hareket yapan, hareketin Allahını görür.
- Su içme molası ancak susayınca olur ve hep birlikte su içmeye gidilir. Musluğa ağız dayanmaz, avuçla içilir. Dana gibi çok su içilmez, içilirse dalak şişer. Öküzlüğün âlemi yok.
- Faul olunca ana avrat dümdüz gidilmez, en fazla ağlayarak 'Hepiniz topsunuz, ben oynamıyom layn' denilir.
- Topu patlatan, doğal olarak parasını öder. Patlayan topun içine taş konulup yoldan geçen adam vursun diye şaka yapılmaz. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Ancak patlak top ikiye kesilerek, iç kısmı dışarı gelecek şekilde kafaya şapka yapılabilir.
- Bir topu en hakkını vererek, bisiklet tamircisi şişirir. ideal şişirilmiş topun tanımı, 'Dolma gibi oldu layn bu' olur.
- Taş, gaz tenekesi, elektrik direği, ağaç, limon sandığı bulunamazsa kazak, ceket, gocuk ve okul çantasından kale direği yapılabilir.
- Kaleci degaj yapmadan önce topu üç kere yerde sektirmelidir.
- Seyirci olarak hısım akraba arsaya çağrılmaz, hele anne-baba hiç. Çünkü anne-baba gelince çok utanılır ve tarihin en kabız maçı yapılır.
- Serbest atış kullanılırken top oynanan arsa eğer genişse, baraj dokuz adım öteye, eğer alan darsa üç adım öteye kurulur. Penaltı atışı öncesi ise kaleci kaleden dokuz adım sayar, topu oraya koyar ve atış oradan yapılır.
- Skor on beşe üç olsa da, iki taraf sıkılınca, hava kararınca, evden çağrılmalar artınca 'Gol atan galip' kuralı devreye girer ve tuhaftır golü atan hakkaten maçı kazanır.
- Birinin başka şehirden, bilhassa Almanya'dan akrabası, dayı oğlu, amca oğlu filan gelirse, muhakkak oyuna alınır ve misafirdir diye en güzel ara paslar onun önüne yuvarlanır. Bu davranışın o lavuğun getirdiği çukulata, oyuncak ve yeni topla hiçbir alakası yoktur. insanlık bunu gerektirir. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Sarı, kırmızı kart olmadığı gibi, yerine göre taç ve özellikle ofsayt kuralı uygulanmaz. Israr eden gombiği yer. Ayrıca zayıf takıma, zayıflık derecesine göre beş fark, 10 fark avans verilir.
- Testislerine top gelen bahtsız ve acılı arkadaş mutlak suretle işetilir.
- Kaleciler, annelerinin ördüğü yün eldivenleri pek tabii ki giyebilirler.
topun araba altına sıkısması, topun dereye ucması ve topun hayali kale taslarının neresinden gectigi gibi sorunsalların cirkefe en iyi yatan * tarafın lehine sonuclandıgı genclık eglencesı idi.