sokak aralarında hayata pek tabii geçirilen mahalle maçlarında golü yiyen tarafın, rakip kaleye yakın olmak için, her golden sonra, orta sahadan oyuna başlaması, santrayla oyuna başlar başlamaz maçı ölüm kalım maçı belleyen agresif bi tanesinin kaleye şut çekmesi, halen halı saha maçlarında devam ettiriliyor ha. Geçen gördüm. Bayaa komikti. Komiklik derecesini artıran ise haksız yere gol yenildiğini düşünen arkadaşın küfür edercesine kaleye abanmasıdır ki ben bunlara çok gülüyorum. Afraya tafraya bak, sankit şampiyon kulüpler kupası maçı a.q.
O eski mahalle maçlarında, şimdiki halı saha maçlarında da falan, kaleye kimin geçeceği konusunda anlaşmazlığa düşüldüğünde, aralarındaki iyi oyuncuya, kaleye geçmesi dahi teklif edilemiyo da, o iyi oynayan çocuğun, 'tamam ben geçerim ilk önce' teklifine karşı çıkan, oyunu gereğinden fazla önemseyen ki bu tipler genelde toptan çok da anlamayanlar arasından çıkar, çocuğa da, üstelendiğinde kavgaya kadar konuyu taşımasından ötürü de kaleye geçmesi istenmiyo ya, işte bu da çok komik.
Mahalle maçında penaltı kullanırken penaltıyı kullanmak için açılan, hatta bokunu çıkartıp abanmayı planlayarak taa orta sahaya kadar açılan çocuk şutu gerçekleştirmeden, takım arkadaşından biri araya girip penaltıyı çekmiyor muydu? Gol olursa, golü yiyen tarafın, o kadar açılan çocuğun golü atamama ihtimalini göz önünde bulundurup ''sayılmaz ki'' diye çıkışmaları yeri göğü inletmiyor muydu ? Atış tekrarlanmıyor muydu peki? Gol olursa golü olan taraf ''al yine gol hem de boru gibi''diye laf geçirmeye de mi çalışmıyor muydu? Gol olmazsa, golü yemeyen taraf ''ne malum gol olacağı'' düşüncesinden ekmek yediği için atışı tekrarlatmanın mutluluğunu konusunda dahi benim bi fikrim yok dersen de... s.ktir git len başka bi entry oku. **
bi keresinde 6 7 yaşlarındayken beni de takıma almıslardı 2 saat boyunca hiç topa değememiştim ama son golü atıp kahraman olmuştum bu maçların birinde mahallede.
ezan okununca annen çagırınca hava kararınca maç biter
penaltıya maçı seyreden bi grup karar verir
herkes bi futbolcu ismi alır aynı ismi iki kişi alınca kavga çıkar
kaleler 2 adet taşın 6 adım aralıklarla konularak oluşur
olmayan direği herkes görür
aldım verdim yapılarak oyuncu seçilir
sokakta oynanan ve bir top ve 4 taş bulmanın oynamak için yeterli olduğu futbol oyunudur. ülkemiz erkek çocuklarının hemen hemen hepsi en az 1 kez oynamıştır. bildiğimiz futbol kuralları geçerlidir, ama "3 korner 1 penaltı", "bir iki üç sahana" gibi bazı özel ve pragmatik kuralları da vardır.
sanıldığının aksine kalecinin çok çok önemli olduğu maçlardır. * şöyle ki top kontrolü olmayan biri mahalle abisi tarafından kaleciliğe alıştırılır. sonrasında büyük gün gelir çatar. artık mahallenin kalecisi olmuşsunuzdur. öncelikle tek kaleci olduğundan dolayı çok değerlisinizdir ve asla oyundan çıkarılmazsınız. sonra maç başlar. maçın başlarında öyle bir uçarsınız ki yedektekiler "tafarrel gibi kalecisin oğlum" * diyip gaza getirirlerdi. ancak ne olursa o sözden sonra olur. en kova kaleci sizsinizdir. takımda defans kavramı olmadığından dolayı geleni geçeni yersiniz. maç bittikten sonra diğer maçlar için hırs yaparsınız. bu böyle gider. ta ki mahallenin abisi sizi tam kıvama getirene kadar. tam kıvama gelince öyle bir oynarsınız ki; kalecilikten başka kornerlerde açılıp kafayla gol atma, kaleden kaleye gol atma gibi özellikleriniz baya gelişir. bir de bakmışsınız ki mahalle efsanesi olmuşsunuz. artık herkes sizi konuşur. turnuvalarda en korkulan takım olursunuz falan. hatta ve hatta mahalle abileriyle oynanan maçlarda bile kalecilik yaparsınız.
içimde ukte kalan maçtır. evet hayatımda hiç mahalle maçında oynayamadım. yeteneksiz olduğumdan değil, mahalle kavramı yoktu hayatımda. apartmanlar arası maça mahalle maçı deyip oynardık çocukluk işte.
araba geçerken herkesin yerinde donması gereken maçtır. araba geçtikten sonra herkes çakılı kaldığı yerden oyuna devam eder.
maçın bitiş düdüğü genellikle akşam ezanıdır.
aşağı mahalle- yukarı mahalle ayrımının neye göre yapıldığının belli olmadığı maçtır.
+haydar bizim takımda.
-sktir lan, o bizim mahallede oturuyor bi kere!
+lan oğlum o bizim yukarı mahalleden.
-lan oğlum onların evi deniz kenarındaki ev.
+olsun dedesigil bizim mahallede oturuyor.
-hönk???