kralın doğum gününü zamanında kutlayan kompleksiz, şerefli, adam gibi adam... bu yazarı
tanımıyorum. hiç bir girisini de okumadım. ancak ruhunda mertlik dolaşan bir insan olduğuna
eminim. eyyyyyy dandik yazarlar sürüsü, uzun zamandır bitirecek yazar arıyordum, canım
sıkılıyordu, gösterin bakıyım o boyunsuz kafanızı... hedefim belli... yanlışlıkla ya da isteyerek bu yazara bulaşırsanız, açık konuşuyorum sizi bitiririm, bundan böyle bir abisi, himaye altına alanı filan değil, gerçek bir dostu olarak ona sahip çıkıyorum. kralı unutmayanı kralı asla unutmaz,
hakkını verir, peki ya siz, siz dandik yazar sürüsü, avuç içlerinizi matkapla delerek adımı yazmayı
o kadar arzuluyorum ki şu an...
bana göre. gözlerim yarı açık dilruba görülen sarhoşlukta kendimden geçip nefesimdeki ılıman
akrep kokusuyla "ohhhh it seems nice" diyerek okudum az önceki yazını. gittikçe kıvama
geliyorsun. seni gün geçtikçe kendime daha yakın hissediyorum. ilk günlerdeki tedirginliğini
üzerinden attığın yetmezmiş gibi artık kendin çağırıyorsun beni. gel diyorsun. gel ve beni mahvet albayım.
tanıştığımda öpüşürken dilini dişlerinin arkasına saklayan ve bitene kadar asla gözlerini açmayan,
hatta öpüşmemiz biter bitmez değil de 5-10 saniye sonra, üstelik de önce kafasını yere eğip daha sonra kaldırarak açabilerek bana arkadan bakabilen sevgilinin, şimdilerde seviştikten sonra evin içinde çıplak gezip benimle şakalaşması kadar keyifli bir şaşkınlıkla izliyorum sendeki bu
değişimi. ve sana olan ilk ciddi ayar sıkıntısının ne denli yaradığını görererek gurur duyuyorum.
utançtan cesarete. benim eserim.
zekamla, karizmamla, testislerimdeki alüvyonlu toprak kokusunun yüz hatlarıma kattığı grotesk
çizgilerle döverim seni. ağlayamazsın. ama bunu yapmayacağım. sözlük ombudsmanı
görevindeyim artık biliyorsun. beni bekle. yokluğumda sert rakiplerle çarpışıp ayakta kal. bana iyi bir av olmayı hak et.
gaza getirmeye yönelik yazını çok sevdim. Hani arkamdaymışsın gibi yazmışsın biraz önce. Tahrik etti beni. ad hominem göt veremem offf
yaramam ne çeşit sistem biliyorsan hepsinle gir bana, belden aşağı, daha da aşağı, kasıklarımın
çevresine, dil altıma, göbek lehimime, neresine olursa olsun vur. ben bakmam böyle şeylere.
tartışırken neresi olursa olsun oradan bana geçirilmesini arzular, durumun dengeleneceğini
düşünerek sevinirim.
ahhh jesiiiiiii.. keşke yeminimi bozabilsem. insanların arasındaki ilişkiye bilmeden bodoslama yorum yapma cüretindeki kışkırtıcılığın bana sağladığı haz eşliğinde yazılarımı okurken monitöre dalıp
giden bön bakışlarınla "ya ben buna ne cevap vericem acaba" tedirginliğini koltukaltlarımın
sıcaklığında düşleyebilsem. uzun cümleleri seviyorsun di mi?
sen uludağ kampusünü bilir misin jesi? bodrum katının vakti zamanında morg olarak kullanıldığı
Mimarlık mühendislik fakültesinin en kasvetli binasının koridorunda sabahlara kadar sözlük tasarımı yaptın mı? umutsuzluğa kapılıp uludağ forum adı altında çıkacakken son anda neden fikir değiştirdiğimizi biliyor musun? yalnızca "karanlık bir fotoğraf" sayesinde. muktedir kişinin gülümsediğini görür gibiyim. neyse anladı o "aramızda, daha doğrusu o gece orada olan 5 kişi arasında bir şifre diyelim" hemen çıkıştaki fotokopici hüsamettin amcanın kağıtlarını çalıp "laa ne yaptınız onca kağıdı gaymanalar, yediniz mi lan yoksa" demesiyle kahkahalara boğulurken yanımızda mıydın peki?
ya kore sinemasının geleceğini tartışıp birbirlerimize kısa senaryolarımızı anlatıp sabaha kadar batak oynadığımız da nerdeydin sen jesi? heh " cevap ver bana" geç kaldığımız bir cuma namazı sonrası hocadan özel hutbe isteyip dakikalarca güldüğümüzde de yoktun sen be jesi' yazarlık ruhundan çok uzaksın çok...
benim bu sözlüğün yönetiminle aram çok iyi. ulan dört sene beraber okuyup her gün
görüştüğünüz insanlarla nasıl olacak ki başka? o yüzden format mormat takmazlar. bana işlemez
yani. istersem seni buradan attırabilirim. Zall'a lan karateci deyip tüm modların nick altına
"lan keraneci" diye yazsam beni güçlü bulur musun? bak bunu yapabilirim. başka ne yapamam demiştin? sana kendimi ispatlamam lazım canım. ama dediğim gibi benimle çarpışmayı hak etmelisin sen de. bana layık olmana var daha. yeminimi bozduracak kadar tahrik etmelisin beni.
şunu da asla unutma: albay kemal avlarını kendi seçer. ona bulaşanları, sataşanları değil, sadece
canının çektiklerini yoklar ve bitirir. senin yaşamanı istiyor ama.
albay kemal ve gerici zihniyetteki trollere verdiği ayarları severek okuduğum yazar. hem de bazılarının aksine boş yapmak için çabalamıyor, okunası şeyler yazıyor, geleneklerle çağdaşlığın uyumunu savunup gericilik yanlışına karşı çıkıyor. büyük saygı duyuyorum kendisine.
valla ben kendimi bildim bileli fenerliyim ama galatasaraylılarla bir sorunum yok. fanatik değilim yani. kimin hangi takımı tuttuğu beni ilgilendirmiyor. oo benim takımım sizinkine koyar amq kafasında değilim. rahat ol.
ya hocam kuyruk acısı olan aktrollerden işte. entarilerini de daha önce sapladığım aktroller favlıyor hep.
kim bilir kimin feyki bu peçete artığı arap çomarı. benimkinin tadını çok sevdikleri için nickaltımdan ayrılamıyorlar. benim her zaman dimdik bekliyorum bunları lol.
1923'te, 28 şubat'ta, 1980'de, istiklal mahkemelerinde size nasıl sapladıysak acınız geçmediniz bir türlü.
laik laik lol. atatürk'e de isyan etti senin gibi götveren islamcılar, sonra da kendilerini dar ağacında buldular. fazla kaşınma la bebe. sonra boş otobüste ayakta gidersin.
ha vedat olayı tamamen uydurma. peki senin peygamberinin 9 yaşındaki kızla evlenmesine ne diyeceğiz? o tamamen gerçek.
1980 de idam edilen yalnızca deniz gezmiş ve arkadaşları değil, cumhuriyet devrimleriydi, atatürk ün rehber edindiği robespierre in idealleriydi darağacında sallandırılan...
her şey 1980 de, 24 ocak kararlarıyla başladı.
turgut özal,
tansu çiller,
mesut yılmaz hepsi de natocu kemalist subay kenan evren döneminin bürokratlarıydı ve türkiyede neoliberal iktisadi politikaların temellerini atarak, bizi tank palet fabrikalarının, limanların, hastanelerin, okulların özelleştirilerek işgalci sermayeye peşkeş çekildiği karanlık bir geleceğe taşıdılar.
1960 larda darbeci paşalar cumhuriyet anayasasından halkçılık ve devletçilik ilkelerini çıkarmıştı, 12 eylül nato cuntasıyla beraber atatürk cumhuriyeti de lağvedildi ve geriye kalan halkçı uygulamalar da birer birer yitip gittiler.
doksanlarda liberal türkiye cumhuriyetinin vatandaşlarıydık.