madenci

entry48 galeri16 video1
    1.
  1. yerin metrelerce altındaki madenleri canını tehlikeye atarak yer yüzüne çıkaran insan.
    3 ...
  2. 2.
  3. tezahüratlarda kullanılırdı madenciler..zonguldakın maçlarında şöyle bir tezahürat hatırlıyorum.Karşı takımın kalecisi top toplayıcı çocuğu itiyor ve topu hışımla elinden alıyor bunun üzerine taraftar başlıyor sövmeye kaleci kaleci söyle sen kimsin madencinin kazması kalene(!) girsin diye..
    1 ...
  4. 3.
  5. age of empires zamanlarında, muhteşem seslendirmesinden ötürü türk ırkını seçme nedenlerinden.
    - madenci , yaparım..
    2 ...
  6. 4.
  7. yusuf altunel şiiri.

    yığılın çığlar üstüme dedi
    gökyüzü döküldü yerlere
    dizeleri ayıkladılar göçüğün içinden
    geriye dökülememiş gözyaşları kaldı
    bir de
    söylenmemiş bir çift söz
    0 ...
  8. 5.
  9. hani canlı canlı mezara girmek denir ya işte bunu birkaç kuruş için her gün yapmak zorunda kalan ellerinden öpülesi insanlar.
    1 ...
  10. 6.
  11. Madenciden

    indim maden ocağına kara elmas diyarına
    yeryüzü sıcak olsun diye dost
    yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda
    çocuklarım gülsün diye dost
    oysa bizim evde gülen yok

    yürü derler yürü derler açlığa yürü derler
    kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler
    günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler
    yalanlara artık sabrım yok

    bugün maden ocağına kara elmas diyarına
    inmedik selam olsun sana dost
    ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere
    grev grev güneş doğmuş dost
    artık kaybedecek birşey yok

    yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler
    madenler bizim derler gerekirse ölüm derler
    günü geldi grev derler dost
    artık kaybedecek birşey yok

    zonguldak
    yerin derinliklerinden geldiler
    ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle
    ne kadar diplere bastırılsa
    o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin
    ağır ağır geldiler...
    sonra hergün geldiler artarak geldiler
    kadınları çocukları ve alkışlarıyla
    yoğurt mayalar gibi geldiler
    pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
    su gibi ateş gibi
    her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına
    yeni yollarla tanıştı ayakları
    her gün yeni kabuklar çatladı
    yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini
    bir kent oldular sonunda
    ve adını değiştirdiler ülkenin

    ...
    (bkz: Grup Yorum)

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/52295/+

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/52298/+

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/52301/+
    5 ...
  12. 7.
  13. grup yorumun en sevilen parçalarından biridir.
    ekmeklerini yer altlarında kazanmak zorunda olan, dünyaları başlarına yıkıldığında devletin bakanı tarafından ölmelerinin ''güzel''olarak nitelendirildiği bileklerinin hakkıyla çalışanlardır.

    karaelmas tabut olmuş, gerekirse ölün derler, günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler dost, yalanlara artık sabrım yok''
    2 ...
  14. 8.
  15. madenciler... ölüme her saniye yaklaşan insanlar. yerin derinliklerinde dışarıdan habersiz ekmek parası aramaya inen kutsal insanlar...

    ayrıca,
    grup yorumun sevilen parçalarından biridir;

    indim maden ocağına kara elmas diyarına
    yeryüzü sıcak olsun diye dost
    yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda
    çocuklarım gülsün diye dost
    oysa bizim evde gülen yok

    yürü derler yürü derler açlığa yürü derler
    kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler
    günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler
    yalanlara artık sabrım yok

    bugün maden ocağına kara elmas diyarına
    inmedik selam olsun sana dost
    ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere
    grev grev güneş doğmuş dost
    artık kaybedecek birşey yok

    yeraltında ezilenler yeryüzüne seslenirler
    madenler bizim derler gerekirse ölüm derler
    günü geldi grev derler dost
    artık kaybedecek birşey yok

    -zonguldak-
    yerin derinliklerinden geldiler
    ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle
    ne kadar diplere bastırılsa
    o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin
    ağır ağır geldiler...
    sonra hergün geldiler artarak geldiler
    kadınları çocukları ve alkışlarıyla
    yoğurt mayalar gibi geldiler
    pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
    su gibi ateş gibi
    her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına
    yeni yollarla tanıştı ayakları
    her gün yeni kabuklar çatladı
    yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini
    bir kent oldular sonunda
    ve adını değiştirdiler ülkenin...
    1 ...
  16. 9.
  17. çilenin adı, hayatın ne kadar ucuz olabileceğinin cevabı.
    0 ...
  18. 10.
  19. an itibarıyle iki başlığı ve iki entrysi olan 7. nesil yazar. ne diyek? hoş geldin.
    2 ...
  20. 11.
  21. merkezi adana olan bir kahve markasıdır.
    0 ...
  22. 12.
  23. en zor mesleklerden biridir.
    1 ...
  24. 13.
  25. yaklaşık 2 yıl sorna tekrar yazdığım sözlükteki eski mahlazım, yeni heyecanım.
    0 ...
  26. 14.
  27. böyle bildiğin uzun uzun yazıyor lan. eline sağlık diyelim; ayrıca yeniden hoşgelmiş.
    0 ...
  28. 15.
  29. zamanında bir kızı sevmiştim, beyaz tenli, yanağında ben olan, güleç...

    kaç geceyi sabahladım, kaç çay yuvarladım allah bilir, ben bile bilmem.. ardında köpek gibi koşturmak, gömleği en fazla pantoldan dışarı çıkararak tarz yapmak..

    parasız yatılı yurdundaydım, yurt kadar sevdim, yurdum kadar..

    kız sevmedi, gitti istanbullu oldu, istanbullu yaşadı..

    ne o ben eski benim, ne o kız o kız..

    şimdi nerdedir bilmem, ama allahın kaderi beğenmediyse, memnun olmadıysa ahım boynuna..
    1 ...
  30. 16.
  31. tren yolculuklarını çok sever bu yazar...

    çocukluğu taşrada demiryolu kasabasında geçmiştir. ondandır belki de, çocukluğu, hatıraları hep şehir içi küçük posta trenindedir..

    cumhuriyetin en sevdiği kazanımı olarak görür tren yolculuğunu..

    iyi ki kompartıman konulmuş bazı trenlere, hani küçük odalar, dostluklar, bazen aşklar...

    kompartımanalrda kaçak yolculuk yaparken, yurdum türküleri dinleyip türkleri türklern yurtlarını izlemek, değdi elbet yaşamaya.
    1 ...
  32. 17.
  33. gücünü yüzsüzlüğünden alan yazar.

    bir zaman elinde a4 kağıdına yazdığı denemeyle şehirdeki tüm yerel gazeteleri gezmiştir, beğenilmemiştir. edebiyat dergilerine yolladığı şiirler zayıf bulunmuş, 4 sayılık ömrü olan fanzinlerde dahi yer edinememiş, facebook duvarında yazdığı uzun yazıların altına yazıldığı zaman, 'kardeş nerdesin, gelirken ekmek al abi şeklinde eleştirel yazılar gelmiştir.

    kendine gelen eleştirilerden hakaretler utanır bu yazar utanmaz.
    2 ...
  34. 18.
  35. sözlükte at koşturamamış yazarlardan...

    uzun uzun enrtyler girmiş, yazdığı komik yazılara katıla katıla gülmüş, siyasi yazılarından dolayı ilgililere göz kırpmış, sözlüklerdeki olağan kızların twitter, facebook, ask for, netlog sayfalarında gezinmiş, yazılarıyla olduğu gibi mesajlarında da kendini gösterememiştir.

    şu an ki durumu genç semihten dahi kötü durumda oalndır. semih şentürk ün onca golü varken, tüm sözlük zirvelerien gittiği halde hiç bir zaman tanınmamış, tanındıktan sonra okunmamış daha fena tanınmamıştır.
    0 ...
  36. 19.
  37. yerin onlarca metre altına bazıları ısınabilsin diye girip emeğiyle kömür çıkartandır madenci.
    ama aynı kömürü kendi çocuğunu ısıtmak için bulamayandır da madenci.
    0 ...
  38. 20.
  39. Université Lille Nord de France da okuyup, çankaya da yetişmesine rağmen, aile tarafından ise urfa ya arjantin den göç eden dedelerine rağmen gelip gidip, youtube üzerindenşu müziği ısrarla dinlemesi enteresan kişidir; http://www.youtube.com/wa...e.com/watch?v=wNIK1_A6b2c
    0 ...
  40. 21.
  41. 22.
  42. mücadele ettiklerini tek tek elden kaybederken, ümidine hayran kaldığım.. acaba ümit mi, sarılacak bir şeyi olmamasından mı orası şimdilik bilinmez.

    yolunda, zaferlerden ziyade mağlubiyetler olan ama yolda olan.. yolda olmaya çalışan, yolu karanlık olan yolunda ışık arayan.

    zümrüdü anka değildir, küllerinden yeniden doğmaz.. yediği her darbe sırtında bir izdir, kaybolaz kalır... abzen unutur ama kaybolamz, unutmak istemese dahi unutamaz, hatırlatır ona..

    elini kaybeden insanın elinin yerine bir şey bulması olası ama eli unutması olanaksız...
    0 ...
  43. 23.
  44. kral yazardır; mücadelesinden hiç vazgeçmemesi dileğiyle. sen yaz hacı biz okuruz.
    2 ...
  45. 24.
  46. hakkındaki en güzel şiirlerden birini orhan veli nin yaptığı, dünyadaki en zor işi yapanalrın ortak olarak karşılaştırdığı iş yapan insanlar,

    orhan veli nin şiiri;

    Zonguldak yolundayız.
    Dağların tepesinden,
    Birdenbire denizi göreceğiz.
    Denizi gökle bir göreceğiz,
    Şimal rüzgârları gelecek uzaktan.
    O yolcu, biz yolcu,
    Şimal rüzgârlarıyla öpüşeceğiz.
    Güneşli bir günde,
    Masmavi göreceğiz Karadeniz'i.
    Balkaya'dan Kapuz'a kadar,
    Karış karış biliriz biz bu şehri;
    Eki'nin çiçekli bahçeleri
    Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla;
    Paydos saatlerinde yollara dökülen
    Soluk benizli insanlarıyla...

    Siyah akar Zonguldağın deresi;
    Yüzkarası değil, kömür karası;
    Böyle kazanılır ekmek parası.
    2 ...
  47. 25.
  48. istanbul da yalnızca 700 bin nüfus cüzdanında, 3 milyodan fazla sivaslı, yalnızca peçetecilik yapmadığını gayet iyi bilen yazardır..

    sivas ı çok sevmiştir ve sevecektir, memleketçilikten çok daha öte, memleketi anlamak için memleketini hele ki sivas ı tanımayı görev bellemiş yazar..

    sivaslılar ın bir takım zavallıların dediği gibi, düşük işlerde çalışması kötü müdür, namussuzluk mudur taksicilik, yahut bir zamanlar bazı taraftarların sivaslı şimdi de sivasspor un teknik direktör ü rıza çalımbay ın babasına itafen güya yermek için yazdıkları rıza efendi iki ekmek bir şişe süt pankartıyla gurur duyar.

    kaç sivaslı istanbul un yahut başka yerlerin sokaklarında, namusuyla çalışırken, yoksulluktan yitip gitmiştir, herkesin düşünmesi gerekir.

    hasan hüseyin'den sivaslı hasan hüseyin den bir şiir;

    Acıyı Bal Eyledik

    Pir Sultan olur dirilir'

    bak su bebelerin güzelliğine
    kaşı destan
    gözü destan
    elleri kan içinde

    kor olasın demiyorum
    kor olma da
    gör beni

    damda birlikte yatmışız
    öküzü hoşça tutmuşuz
    koyun değil şu dağlarda
    sanki kendimizi gütmüşüz
    hor baktık mi karıncaya
    kirdik mi kanadını serçenin
    vurduk karacanın yavrulusunu
    ya nasıl kıyarız insana

    sen olmazsan öldürmek ne
    çürümek ne zindanlarda
    özlem ne ayrılık ne
    yokluk ne yoksulluk ne
    ilenmek ne dilenmek ne
    ilenmek ne dilenmek ne
    issiz güçsüz dolanmak ne
    gün gün ile barışmalı
    kardeş kardeş duruşmalı
    koklaşmalı söyleşmeli
    korka korka yasamak ne

    kahrolasın demiyorum
    kahrolma da
    gör beni

    kanadık toprak olduk
    çekildik bayrak olduk
    döküldük yaprak olduk
    geldik bugüne

    ekmeği bol eyledik
    acıyı bal eyledik
    sıratı yol eyledik
    geldik bugüne

    ekilir ekin geliriz
    ezilir un geliriz
    bir gider bin geliriz
    beni vurmak kurtuluş mu

    kor olasın demiyorum
    kor olma da
    gör beni...

    ve bir şiir daha hasan hüseyin den; sivas a ve istanbul a saygıyla, sevgiyle;

    Bu kenti sevdim dedim
    Benim olsun demedim ki

    Sevdim dedimse akşam kızıllığını
    Gönlüm gibi akıp giden şu çayı
    Şu ormanı şu denizi şu dağı
    Benim olsun demedim ki

    sivaslılar ın perişanlığıysa yani konu bir şiir daha, sivaslı ahsan hüseyin den;

    insan pazarı

    gondulardan gelmişik
    açlık nedir bilmişik
    aman ağbey yaman ağbey
    gör bizi

    sabahın seherinde sıcak yataktan
    kopmuşuk da gelmişik bu güvenpark'a
    gelmişik de birikmişik bu güvenpark'ta
    'angara angara güzel angara'
    aman ağbey yaman ağbey
    gör bizi

    çorum'lardan suvas'lardan oluruk
    çangırı'dan ezirgan'dan gelirik
    gırşeher'den yozgat'tanık vallaha
    anşe'lerik fatma'larık gülüzar'larık
    güllü'lerik hatçe'lerik ağbeyim
    açlık nedir bilirik
    hele sen bir al bizi
    hele sen bir olur de
    biz her işi görürük

    cam silerik parıl parıl
    halı kilim silkerik
    ağartırık gap-gacağı
    aş da yaparık
    çamaşır dikiş nakış
    yatak da gabartırık
    süpürürük tertemiz
    gül-gülüstan ederik
    bakma öyle kibir kibir ağbeyim
    bakma öyle horgörük
    hele sen bir olur de
    hele sen bir al bizi
    hele sen bir goku sür
    sultan olur sekerik
    açlığın dini olmaz ağbeyim
    yoksulluğun vatanı
    kör olasın gahpe devran
    biz açlığı bilirik

    güvenpark'ta bir anıt var
    gördün mü
    aha böyle yamrı yumru bir daşdan
    bildin mi
    yazıyo ki o anıtta ağbeyim
    'övün çalış güven türk'
    garga bokun yememiş
    it deşmemiş çöplüğü
    biz gelirik gondulardan ağbeyim
    aha orda bekleşirik
    beklerik ki gelsinler
    bizi ordan alsınlar
    yap desinler aha şunu
    yap desinler aha bunu
    üşenmezik erinmezik
    biz her işi görürük
    yeter ki gelsin epmek
    yeter ki brakmasın bu can bu teni

    türkük diye övünüyok ağbeyim
    açlık türkü bilmiyo ki
    varak diyok iş üstüne
    çağır çağır gelmiyo ki
    çalışsak da güvensek da ağbeyim
    övünsek da olma mı
    anam sayrı üç yıldır
    babam işsiz ağbeyim
    gardaşlarım daha güççük
    daha suçsuz ağbeyim
    birileri gelse de alsa ya beni
    yuğsam da arıtsam ya kirlilerini

    dersim'lerden suvas'lardan oluruk
    gıtlıklardan gıyımlardan gelirik
    erinmezik üşenmezik ağbeyim
    biz açlığı bilirik
    güvenpark'ta o anıta
    selam saygı ederik

    eğer hasan hüseyin alevi derseniz kid ersiniz, bi de sünni şairden şiir o zaman, yavuz bülent bakiler'den;

    Anadolu

    Ben Anadoluyum...
    Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...

    Şükrederek, kalktığım sofralarımda
    Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.

    Hastalarım ölüm yataklarında
    Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.

    Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
    Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...

    Devlet denince hep vergi geldi aklıma
    Jandarma deyince kırbaç...

    En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
    Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.

    Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında
    Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç...

    Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara
    Barışta düştü üstüme gölge gölge haç...

    Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ
    Alın terine muhtaç...

    Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
    Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç...
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük