egemen bağışa ''beyni bağış'' yapılmış kişi yazdım ama eksi oy yağdırmışlar, çok üzüldüm, eksi oy almama değil tabii ki bu kadar sempatizanı olmasına ne acı durumdayız böyle...
1- tehdit edildim diye çok kolayca yalan söyleyebilecek bir imam ya da müezzin senelerce millete vaaz verirken milleti yemişmidir?
2- tehdit edilen bir müezzin/imam neden yıllık izne çıkarılır?
3- bir tehditle yalan söyleyebilecek bir imam/müezzin başka tehditler altında ne tür yalanlar söyleyebilir?
4- ardında saf tuttuğun, imam/müezzin olarak atadığın bir insana "yalancı" demek devlet ciddiyetiyle ne kadar örtüşür?
5- bundan sonra ardında namaza durduğumuz imamın/müezzinin öleceğinizi bilseniz dahi yalan söylemeyin öğüdüne ne kadar uymalıyız?
6- tehdit altında yalan söyleyeceğini iddia ettiğiniz (kaldı ki buna ihtimal vermiyoruz) imam/müezzine konuşma yasağıda getirilmiş midir? bu şahıs susuyorsa yalan söylediği için mi susmaktadır? susuyorsa vicdanı rahat mıdır? susuyorsa tehdit mi edilmiştir? ve son soru....
7- imam osurursa cemaat s.çarmı ?
ne söyleyeceğini şaşırmış bir grup siyasinin, maymunun ağaca yapıştığı gibi yapıştığı argümandır.
evet, müezzini tehdit etmişler. hatta, müezzine meze hazırlatıp bakkaldan kavun ve peynir de aldırmışlar.
camide çekilen görüntülerde, ayakta bağıran ve "üç malzememiz var" diye imkanların kısıtlılığını anlatan doktorun da kafası güzel zaten. ondan bağırıyor öyle.
buna da inandınız mı? inanmalısınız, son derece mantıksız çünkü.
egemen bağış müezzinin baskı altında olduğunu söyledi. ısrarla orda içki içildiğini söylettirmeye çalıştı ama müezzin her konuşmasında ve soruşturmada yaptığı açıklamada içki içilmediğini söyledi. acaba müezzine baskıyı uygulayanın kendisi olduğunu bilmiyor mu?
imam içki içilmedi dedi, müezzin içki içilmedi dedi ne bileyim artık herhalde cemaati tek tek evinden alıp sormaya başlayacaklar. herkesi kendileri gibi görüyorlar sanırsam.