anathema grubunun bir şarkısıdır. fazla dinlenildiği sürece bunalımın ortasında bulursunuz kendinizi. sözleri şöyledir ki;
Kayıp Kontrol
Hayat... Bir kez daha bana ihanet etti.
Bazı şeylerin hiç değişmeyeceğini kabul ettim
Küçük beyinlerinizin benim ıstırabımı büyütmesine izin verdim.
Ve o benim akıl sağlığımı kimyasallara bağlı bıraktı.
Evet... Düşüyorum. Yere çarpmama ne kadar kaldı?
Neden çöktüğümü sana anlatamıyorum.
Neden yalnız kalmayı tercih ettiğimi... Merak ediyormusun.
Gerçekten kontrolümu kaybedip kaybetmediğimi?
Sona yaklaşıyorum
Nasıl biri olabileceğimin farkına vardım
Uyuyamıyorum... Bu yüzden bir nefes alıp en cesur maskemin arkasına saklanıyorum.
itiraf ediyorum. Kontrolumu kaybettim
- Olm ortam mı istiyorsun sen, karı kızla mı takılmak istiyorsun?
* Evet abi!
- Gel ulan bursaya, kardeşimsin!
Böylece numaralar alındı, hazırlıklar yapıldı, gittik herifin memleketine. Yol bilmeyiz iz bilmeyiz, ibne otogara almaya da gelmedi, evinde karşıladı tek bir donla. Sağolsun. Onu bari giymişti.
Yol yorgunuydum, 10 saat yolculuk yaptık kolay değil. Evinde yedirdi , içirdi, dinlendirdi Allah razı olsun.
Olağan şüphelileri izletti, sayesinde film kültürüm de arttı.
Filmin sonunda doğru söylemiş ibine diye yastık savaşı bile yaptık iki sevgili gibi. **
Yemeğimizi yedik, çaylarımızı içtik adam niye çağırdığını unutmuş gibi sevgilisiyle konuşmaya başladı. Msnde, telefonda, mesajla... yetmiyor sözlükte de konuşuyorlar. Ne çok konuşacak meseleniz varmış arkadaş!
Baktım olmayacak ;
* aga sen beni buraya eve kapatmaya mı çağırdı? Madem eve kapattın dön de bari boş gitmeyelim...öhhmm!
- ne istiyon lan it, eğleniyoruz ya işte!
* olm hani karıya kıza götürecektin, ortamlara akacaktık?
- haaa! öyle mi demiştim? * Olm yengen kızar yaa! Hadi gel madem ateri oynayalım.
işte bu diyalogtan sonra bu adamın ne kadar kılıbık, ne kadar klavye hovardası olduğunu anladım.
Şimdi msnden adresini, telefonumdan numarasını sildim. Mutluyum. Arada ateri oynarken aklıma geliyor, sinirleniyorum.
Yengeye de selamlar, bi rahat bırakmadı. Yandı yol param, karı kız diye!
(#5548886)
en baştan belirteyim: tanışık olmadığım ve kendisine herhangi bir sempati ya da antipati duymadığım bir yazar.
linkini vermiş olduğum entrysini gerçekten takdir ederek okudum. bu entrydeki fikirlerinden her aklı ve vicdanı hür insan faydalanmalıdır. aslında bu fikirlere, her aklı ve vicdanı hür insan zaten sahip olmalıdır. sadete gelirsem, vardığı sonuç* hariç kendisiyle hemfikirim.
bir gece vakti geldi bu bana ve dedi ki;
'' sana yazmak istiyorum... ama acıtacağız kabul mü ? ''
- kabul '' dedik...
canhıraş girdi mücadeleye, ve dahi kütüphanesinde ne kadar eser varsa döktü ortaya... başladı zırvalamaya...
osmanlıca' dan giriyor, farsça' dan çıkıyor, eski türkçe' nin rakikliğinden ve efsunkâr cephesinden alabildiğine yararlanıyor, döktürdükçe döktürüyor...
kendisi kafirdir, o da bana '' münafık '' der... ilginç tabi... hatta bursa' ya davet etti, anladım ki görmeyi çok istiyor... neyi diye sormayın... fakat kendisine bir çift kelâm etmem icab eder,
sırf o eskilerin hatrına, ve o döktürdüğü farsçaların, osmanlıcaların aşkına, ( ya da arakladığı mı demeliyim );
Derviş bağrı taş gerek,
Gözü dolu yaş gerek,
Koyundan yavaş gerek,
Sen derviş olamazsın...
Ele geleni yersin,
Dile geleni dersin,
Böyle dervişlik dursun,
Sen derviş olamazsın...
biliyorum dervişlik gibi bir derdin yok... hoş, gürkan denilen şeytan dışında dervişlik sevdasında pek adam da bulamazsın bu devirde. ben de bunun peşinde değilim. ama maşallah öyle bir yazıyorsun ki, seni gören, elinden felsefe kitaplarını düşürmüyor zanneder...
her şeyi bilmek zorunda değilsin !
insanlara şirin görünmek maksadıyla, her şey hakkında bir yorum ve analizde bulunmak gibi bir mecburiyete de memur değilsin...
sen neysen osun ! sen olduğun gibisin ! ve kendini farklı göstermeye çalıştıkça, sana benim gibi deliler, hiç de farklı olmadığını suratına öyle bir çarpacaktır ki, ilkbahar gelince, dallardan bir kadın memesi gibi sarkan armutların o sarıya çalan rengi, bir aksülâmel gibi o ışıltısız suratında parlayacaktır...
dinle kafir;
emrolunduğun gibi dosdoğru ol...
her ne kadar inanmasan da,
günü gelince, senin takvada hepimizden yükseleceğine inanıyorum... sanki sende o ışığı az da olsa görüyor gibiyim... bunu yüzüne karşı da söyledim... erbakan hocanı pek seviyorsun, arada avatarına koymandan belli, dalga geçtiğin zannına kapıldıkça insanlar seni ciddiye alıyor... unutma, ciddiye aldığın kadar ciddiye alınırsın... her şey makara, her şey geyik muhabbetinden ibaret değil. ben senin en çok ciddi olduğun zamanlarda verdiğin selamlardan hoşnut oldum...
bu arada, sana bir salık vermek istiyorum;
sen en iyisi, erasmus' un deliliğe övgü kitabını okurmuş gibi yaparken fotoğraf çektir !
garantili bir yöntemdir !
hatunlar kapında sıraya geçer !
ne ? sende o kitap yok mu ?
yahu bende de vardı ama hay aksi, sobada yakmıştım... şimdi '' porn star '' dergisini okuyorum... ablamızın biri ciğerine kadar açmış kendisini, baktıkça da ibret alıyorum ! nasıl bir ibretse artık ?
işin şakası bir yana, her söylediğim de şaka değildir... ben her zaman doğruyu söylemeye gayret ederim hakancığım, yalan söylerken bile !
kitapyurdu.com' dan alabilirsin o kitabı, bak hatun garantisi var ! diyorum...
şaka tabi şaka...
sen gönül adamısın, ama gollum' a dönüşüyorsun dikkat et... elbet göreceğiz o nurlu suratını... aklımdasın ! şehr-i orhangazi' ye geleceğim gün, kılıç kalkan ekibiyle beni terminalde karşılamazsan çok ağır yazarım sana...
sümbülzade vehbi gibi şiir döşerim, billah iflah olmaz makatın, sızlar durur tatlı popon ahir ömrün boyunca...
monte carlo'dan henüz döndüğüm için doğum gününü tam 00:00'da kutlayamadığım şeker kız. * sözlükte ilk tanıştığım kızlardan biriydi, onunla beraber önce las vegas'a oradan da arizona'ya gittik. daha sonra latin amerika ülkeleri ve ardından tabii ki avrupa.
ona deniz kenarında bir villa aldım bembeyazdı.
nah kafam kadar taşı olan yüzük aldım.
pöti bör püsküü aldım.
ancak beni istemedi. sadece turizmi canlandırmak için benimle birlikte olduğunu söyledi. yıkılmıştım.
sonra düşündüm yaptığı çok mantıklıydı hani baya gezdiydik hem bende bissürü yer gördüm.
bu tecrübemden sonra anladım ki çok okuyan değil çok gezen bilir.
Bundan 6-7 ay önce uludağ sözlükte yazarlığa başladım. Amacım sözlükteki kızlarla binbir şikeyle de olsa tanışıp, msn isteyip otel odasında işi bitirmekti. Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Sözlükte hiç kız yoktu. Özel mesajla taciz etmeye çalıştığım yazarların hepsi erkekti. Kıllı, göbekli erkekler... *
Bir gün l.c mahlaslı yazarla özel mesaj yoluyla tanıştım. Tanışmaz olaydım. Kız sanıyordum ibneyi. Kısa cevaplarla siktiri çekiyordum, anlamıyordu. Ben kovdukça o üstüme geliyordu. Daha çok ilgileniyordu. Zamanla ilgisi hoşuma gitmeye başladı. Sözlükteki kızlar umrumda değildi. zaten çoğu götüme benziyordu. ya da olsaydı götüme benzerlerdi. *
Bir gün l.c mahlaslı yazar beni zirveye davet etti. kendisine "sadece kizlar gelecek değil mi" diye sordugum vakit "olur mu canim erkekli, kızlı, gayli, hayvanlı, konulu, konusuz hep beraber" diye cevap verdi. "Ajan kız var mı ki bu sözlükte?" dedim. "Bırak o emoları Sktir et hepsi götüne benziyor" dedi. çekinerek de olsa "tamam" dedim. Ne çekinmesi aga resmen gözüm dönmüştü, yanına gitmek için sabırsızlanıyordum. Ne de olsa ben abazan bir erkektim. Kaç haftadır düz duvara tırmanıyordum.
Zirve yapılacak şehire giderken heyecandan ölecektim. Daha önce hiç zirveye gitmemiştim. Zirvenin yapıldığı kafeye girdiğimde sen de 100 ben diyeyim 150; gözlerini saçlarıyla kapatmış, her tarafları metallerle delik deşik olmuş, ellerine isimlerini yazıp tepeden fotoğraf çeken arkadaşlarla karşılaştım. sonra l.c mahlaslı yazar aralarından çıkageldi. Kafasını 3 numaraya vurdurmuş olduğundan saçındaki yamukluklar ve ara ara dökülmüş olan saçlarıyla diğerlerinden çok farklıydı. E haliyle.
Cazibesine dayanamayıp kollarına atladım, belki korkudandı. Bana sen de mi bizdensin diye garip garip sorular sordular. O an anlayamamıştım. Onlardan olmadığım çok belliydi. Bana yiyecek gibi bakıyorlardı. iffetli bir ibne pardon erkek olduğum için l.c mahlaslı yazara "birlikte çıkalım, korkuyorum" dedim. "Korkma ben varım" dedi. Ona güveniyordum.
L.c mahlaslı yazarla şehrin ışıkları arasında geceye daldık. çok içmiştik. yanlış bir şeyler yapmaktan korkuyordum. Tercihlerimin değiştiğini farkediyordum. Bir otel odasına yerleştik. Artık hiç bir şey umrumda değildi. Bütün herşeyimle onun olmak istiyordum. Banyodan çıktığımda l.c mahlaslı yazar uyuyakalmıştı. Sabaha kadar onu izledim. Horlaması beni daha çok tahrik ediyordu. Ama onu uyandıramazdım.
Uyandığında bana " naber yarram? rahat uyuyabildin mi?" dedi!
Kandırılmıştım. Duygularımla oynanmıştı.
Bana göre uludağsözlük bitmişti.
ben yine de sansliyim, en azından aktif olan hep bendim, lutfen uludag sozluge uye olacak siz degerli hemsirelerim, bunu yapmadan once iki kere dusunun.. *
her çiçeğin eti yenmez diye dağa taşa haykırmak istediğim yazar. biliyorum saçmaladim ama sana karşı koyamiyorum. her gördüğümde küfür edesim geliyor gidiyor böyle.
benimle msc orchestra ile baltık başkentleri turuna gelmeyi reddetmiş yazar.
haa bir de bana olan aşkını (bkz: #4999443) no'lu entryle dışa vurmuş yazar. yirimcik.