monte carlo'dan henüz döndüğüm için doğum gününü tam 00:00'da kutlayamadığım şeker kız. * sözlükte ilk tanıştığım kızlardan biriydi, onunla beraber önce las vegas'a oradan da arizona'ya gittik. daha sonra latin amerika ülkeleri ve ardından tabii ki avrupa.
ona deniz kenarında bir villa aldım bembeyazdı.
nah kafam kadar taşı olan yüzük aldım.
pöti bör püsküü aldım.
ancak beni istemedi. sadece turizmi canlandırmak için benimle birlikte olduğunu söyledi. yıkılmıştım.
sonra düşündüm yaptığı çok mantıklıydı hani baya gezdiydik hem bende bissürü yer gördüm.
bu tecrübemden sonra anladım ki çok okuyan değil çok gezen bilir.
bir gece vakti geldi bu bana ve dedi ki;
'' sana yazmak istiyorum... ama acıtacağız kabul mü ? ''
- kabul '' dedik...
canhıraş girdi mücadeleye, ve dahi kütüphanesinde ne kadar eser varsa döktü ortaya... başladı zırvalamaya...
osmanlıca' dan giriyor, farsça' dan çıkıyor, eski türkçe' nin rakikliğinden ve efsunkâr cephesinden alabildiğine yararlanıyor, döktürdükçe döktürüyor...
kendisi kafirdir, o da bana '' münafık '' der... ilginç tabi... hatta bursa' ya davet etti, anladım ki görmeyi çok istiyor... neyi diye sormayın... fakat kendisine bir çift kelâm etmem icab eder,
sırf o eskilerin hatrına, ve o döktürdüğü farsçaların, osmanlıcaların aşkına, ( ya da arakladığı mı demeliyim );
Derviş bağrı taş gerek,
Gözü dolu yaş gerek,
Koyundan yavaş gerek,
Sen derviş olamazsın...
Ele geleni yersin,
Dile geleni dersin,
Böyle dervişlik dursun,
Sen derviş olamazsın...
biliyorum dervişlik gibi bir derdin yok... hoş, gürkan denilen şeytan dışında dervişlik sevdasında pek adam da bulamazsın bu devirde. ben de bunun peşinde değilim. ama maşallah öyle bir yazıyorsun ki, seni gören, elinden felsefe kitaplarını düşürmüyor zanneder...
her şeyi bilmek zorunda değilsin !
insanlara şirin görünmek maksadıyla, her şey hakkında bir yorum ve analizde bulunmak gibi bir mecburiyete de memur değilsin...
sen neysen osun ! sen olduğun gibisin ! ve kendini farklı göstermeye çalıştıkça, sana benim gibi deliler, hiç de farklı olmadığını suratına öyle bir çarpacaktır ki, ilkbahar gelince, dallardan bir kadın memesi gibi sarkan armutların o sarıya çalan rengi, bir aksülâmel gibi o ışıltısız suratında parlayacaktır...
dinle kafir;
emrolunduğun gibi dosdoğru ol...
her ne kadar inanmasan da,
günü gelince, senin takvada hepimizden yükseleceğine inanıyorum... sanki sende o ışığı az da olsa görüyor gibiyim... bunu yüzüne karşı da söyledim... erbakan hocanı pek seviyorsun, arada avatarına koymandan belli, dalga geçtiğin zannına kapıldıkça insanlar seni ciddiye alıyor... unutma, ciddiye aldığın kadar ciddiye alınırsın... her şey makara, her şey geyik muhabbetinden ibaret değil. ben senin en çok ciddi olduğun zamanlarda verdiğin selamlardan hoşnut oldum...
bu arada, sana bir salık vermek istiyorum;
sen en iyisi, erasmus' un deliliğe övgü kitabını okurmuş gibi yaparken fotoğraf çektir !
garantili bir yöntemdir !
hatunlar kapında sıraya geçer !
ne ? sende o kitap yok mu ?
yahu bende de vardı ama hay aksi, sobada yakmıştım... şimdi '' porn star '' dergisini okuyorum... ablamızın biri ciğerine kadar açmış kendisini, baktıkça da ibret alıyorum ! nasıl bir ibretse artık ?
işin şakası bir yana, her söylediğim de şaka değildir... ben her zaman doğruyu söylemeye gayret ederim hakancığım, yalan söylerken bile !
kitapyurdu.com' dan alabilirsin o kitabı, bak hatun garantisi var ! diyorum...
şaka tabi şaka...
sen gönül adamısın, ama gollum' a dönüşüyorsun dikkat et... elbet göreceğiz o nurlu suratını... aklımdasın ! şehr-i orhangazi' ye geleceğim gün, kılıç kalkan ekibiyle beni terminalde karşılamazsan çok ağır yazarım sana...
sümbülzade vehbi gibi şiir döşerim, billah iflah olmaz makatın, sızlar durur tatlı popon ahir ömrün boyunca...
(#5548886)
en baştan belirteyim: tanışık olmadığım ve kendisine herhangi bir sempati ya da antipati duymadığım bir yazar.
linkini vermiş olduğum entrysini gerçekten takdir ederek okudum. bu entrydeki fikirlerinden her aklı ve vicdanı hür insan faydalanmalıdır. aslında bu fikirlere, her aklı ve vicdanı hür insan zaten sahip olmalıdır. sadete gelirsem, vardığı sonuç* hariç kendisiyle hemfikirim.
- Olm ortam mı istiyorsun sen, karı kızla mı takılmak istiyorsun?
* Evet abi!
- Gel ulan bursaya, kardeşimsin!
Böylece numaralar alındı, hazırlıklar yapıldı, gittik herifin memleketine. Yol bilmeyiz iz bilmeyiz, ibne otogara almaya da gelmedi, evinde karşıladı tek bir donla. Sağolsun. Onu bari giymişti.
Yol yorgunuydum, 10 saat yolculuk yaptık kolay değil. Evinde yedirdi , içirdi, dinlendirdi Allah razı olsun.
Olağan şüphelileri izletti, sayesinde film kültürüm de arttı.
Filmin sonunda doğru söylemiş ibine diye yastık savaşı bile yaptık iki sevgili gibi. **
Yemeğimizi yedik, çaylarımızı içtik adam niye çağırdığını unutmuş gibi sevgilisiyle konuşmaya başladı. Msnde, telefonda, mesajla... yetmiyor sözlükte de konuşuyorlar. Ne çok konuşacak meseleniz varmış arkadaş!
Baktım olmayacak ;
* aga sen beni buraya eve kapatmaya mı çağırdı? Madem eve kapattın dön de bari boş gitmeyelim...öhhmm!
- ne istiyon lan it, eğleniyoruz ya işte!
* olm hani karıya kıza götürecektin, ortamlara akacaktık?
- haaa! öyle mi demiştim? * Olm yengen kızar yaa! Hadi gel madem ateri oynayalım.
işte bu diyalogtan sonra bu adamın ne kadar kılıbık, ne kadar klavye hovardası olduğunu anladım.
Şimdi msnden adresini, telefonumdan numarasını sildim. Mutluyum. Arada ateri oynarken aklıma geliyor, sinirleniyorum.
Yengeye de selamlar, bi rahat bırakmadı. Yandı yol param, karı kız diye!
anathema grubunun bir şarkısıdır. fazla dinlenildiği sürece bunalımın ortasında bulursunuz kendinizi. sözleri şöyledir ki;
Kayıp Kontrol
Hayat... Bir kez daha bana ihanet etti.
Bazı şeylerin hiç değişmeyeceğini kabul ettim
Küçük beyinlerinizin benim ıstırabımı büyütmesine izin verdim.
Ve o benim akıl sağlığımı kimyasallara bağlı bıraktı.
Evet... Düşüyorum. Yere çarpmama ne kadar kaldı?
Neden çöktüğümü sana anlatamıyorum.
Neden yalnız kalmayı tercih ettiğimi... Merak ediyormusun.
Gerçekten kontrolümu kaybedip kaybetmediğimi?
Sona yaklaşıyorum
Nasıl biri olabileceğimin farkına vardım
Uyuyamıyorum... Bu yüzden bir nefes alıp en cesur maskemin arkasına saklanıyorum.
itiraf ediyorum. Kontrolumu kaybettim
kocaeli zirvesinde tanıştığım yazar. o zamanlar nickim falan yoktu zirve günü uçurulmuştum hatırlamaz şimdi o beni. *
kısa saçlarıyla tekila içip içip çakır keyif olup gülüp eğlendiğini gördüğüm ve mutlu olduğum yazar. hani müzikten anlıyor mu anlamıyor mu bilmiyorum, sohbeti iyi keyif verici. bir de kendisine tavsiyem şudur ki;
az iç lan! *
en yakın zamanda görüşmek dileğiyle.
anathema nın kalsiği. klasik çünkü; insanın dibe vurduğu ilk anda aklına tam olarak bu şarkıdaki sözler, bu cümleler gelir. anathema bu durumu düşünerek, bir kalsik yaratmıştır. depresyona girip de dinlemeyen, bitti her şey diyip de bu şarkıyı müzik dosyasında aramayan var mı? tabiki de yok.
anathema'nın uyuşturucu niteliğindeki şarkılarındadır.
yazıyorum yazıyorum siliyorum tanımlarımı bak. kelimelerim kifayetsiz kalıyor. şarkı gibi değil de duygu durumu gibi sanki. vurup geçiyor gibi, acıtmaktan ziyade kabulleniyorsun gibi. intihar anı gibi. kemanını yüreğinize batırıp batırıp çıkarıyor gibi. öyle dokunan bişey, ayrılık ve hayatın ta kendisi gibi.
PS: videodaki filmi sevenler kadar nefret edenler de vardır elbette. dolayısıyla filmden tiksinenler sadece şarkıyı dinlesin ki şarkıya haksızlık olmasın. ben bu filme tapanlar grubunda bir kişi olarak bir kere daha düşündüm, acaba bu şarkı bu filmle birlikte mi bu kadar vurucu, yoksa tek başına da aynı etkiyi yapabiliyor mu? tek başına da aynı etkiyi yapabiliyor lakin filmle birleşimi de cuk olmuş. herhalukarda hem şarkıya hem de bu filme aşık olanlar için tadından yenmez bir kombinasyondur üstteki link. *. *. *
''... Küçük beyinlerinizin benim ıstırabımı büyütmesine izin verdim.
Ve o benim akıl sağlığımı kimyasallara bağlı bıraktı.
Evet... Düşüyorum. Yere çarpmama ne kadar kaldı?
Neden çöktüğümü sana anlatamıyorum.
Neden yalnız kalmayı tercih ettiğimi... Merak ediyormusun.
Gerçekten kontrolümu kaybedip kaybetmediğimi?
Sona yaklaşıyorum
Nasıl biri olabileceğimin farkına vardım
Uyuyamıyorum...
Bir açıklama ekle
Küçük beyinlerinizin benim ıstırabımı büyütmesine izin verdim.
Ve o benim akıl sağlığımı kimyasallara bağlı bıraktı.
Evet... Düşüyorum. Yere çarpmama ne kadar kaldı?
Neden çöktüğümü sana anlatamıyorum.
Neden yalnız kalmayı tercih ettiğimi... Merak ediyormusun.
Gerçekten kontrolümu kaybedip kaybetmediğimi?
Sona yaklaşıyorum
Nasıl biri olabileceğimin farkına vardım
Uyuyamıyorum...''
--spoiler--
Evet... Düşüyorum. Yere çarpmama ne kadar kaldı?
Neden çöktüğümü sana anlatamıyorum.
Neden yalnız kalmayı tercih ettiğimi... Merak ediyormusun.
Gerçekten kontrolümu kaybedip kaybetmediğimi?
Sona yaklaşıyorum
Nasıl biri olabileceğimin farkına vardım
Uyuyamıyorum...
Bir açıklama ekle
Küçük beyinlerinizin benim ıstırabımı büyütmesine izin verdim.
Ve o benim akıl sağlığımı kimyasallara bağlı bıraktı.
--spoiler--
söz çevirisiyle ağlatan şarkıdır. insan geçmişten geleceğe yaptıklarının hepsini sorgular. pişmansa bu şarkıyı dinliyosa sıçmıştır. ya intihar eder ya da ağlamaktan ölür bilmiyorum.
anathema şarkısıdır. insanı depresyona sürükler. hele sonundaki keman solosu yok mu dünyadan alır götürür sizi. eğer birgün intihar etmeye kalkarsam bu şarkı eşliğinde edeceğim. sözleri de şöyledir;
Life has betrayed me once again,
I accept some things will never change.
I've let your tiny minds magnify my agony,
and it's left me with a chem'cal dependency for sanity.
Yes, I am falling... how much longer till I hit the ground?
I can't tell you why I'm breaking down.
Do you wonder why I prefer to be alone?
Have I really lost control?
I'm coming to an end,
I've realised what I could have been.
I can't sleep so I take a breath and hide behind my bravest mask,
I admit I've lost control.