şöyle birşey var cana'yla ilgili; sunderland takımının "resmi" internet sitesinde transfer ile ilgili verilen duyuruda galatasaray'a 6 m. euro karşılığı satıldığı yazıyor lakin galatasaray borsaya 4.5 milyon euro olarak bildirmişti transfer fiyatını.
her daim takımlarına kim gelirse gelsin yücelte yücelte bitiremeyen galatasaray taraftarının son gözdesi.
bunu kivıl 'da da yaşadılar, şaban 'da da, keyta 'da da. ben önceden bu adam şöyle sakatlanır, böyle gol atamaz deyince güçlerine giderdi. geçmiş zaman tabi.
hayır bu kadar popülist olmaya ne gerek var onu anlamıyorum. şu fenerliler hadi doğuştan hüsrandalar da bunlar neden böyle ara gaz yapıyorlar sebebini kestiremiyorum. pireyi deve yapmada, tükürdüğünü yalama konusunda süperler.
bazı arkadaşların kivıl diye telaffuz ettiği harry kewell, mevkisi forvet olmamasına karşın süper lig'de 17 maçta 9 gol atmış, 4 asist yapmış ve yalnızca 3 sarı kart görmüştür.
yine aynı arkadaşların şaban diye dalga geçtiği shabani nonda, süper ligde 13 maçta 7 gol atmış, toplamda ise 24 maçta 16 gol atmış iyi bir forvet oyuncusudur. yaşı da göz önünde bulundurulduğunda istatistikler her şeyi gözler önüne sermektedir.
gel gelelim abdul kader keita'ya; geçen sezon oynadığı 49 maçta 11 gol atmış, 16 adet de asist yapmıştır. gerçi kendisini anlatmak için istatistiğe gerek yok, bilen bilir. özellikle keita'dan yana kuyruk acısı olanlar daha iyi bilir nasıl bir oyuncu olduğunu.
evet, galatasaray her sene yaptığı transferleri elinde patlayan bir kulüptür demek için ya aptal olmak, ya da futboldan gram anlamıyor olmak gerekiyormuş, buraya kadar tamam.
transferde bu kadar başarılı bir kulüp olan galatasaray'ın son transferidir lorik cana.
havalimanında kimse tarafından karşılanmamış transfer. hatta yönetici bile gitmemiş. türkiye ye getirilen yabancıların götü kalkmasın diye yönetimin yeni bir politikası olabilir.
isminin telaffuzuyla taraftarları ve basını ikilemlere gark etmesi muhtemel futbolcumuz. Ntv spor'da ''sana'' dedi spiker bayan az önce. Ama güzel bi hanım allah için...
aranılan kandan ötesi. ürkek değil en azından. galatasaray orta sahası ne çektiyse ürkeklikten çekti geçtiğimiz sezon. eğer dikkatlice gözlemlediyseniz görmüşsünüzdür. en güzel futbolu, sarp'ın inatçı, ısırgan ve basan zamanlarında oynadı galatasaray. ne zamanki sarp'ın performansında düşüş oldu işte o zaman galatasaray'ın yumşak karnı oluştu. topal'daki ürkekliği herkes biliyor. işte cana'nın en önemli özelliği topa ölümüne girmesi. ya o topu alır ya o adamı bozar, topal gibi kendini değil.
bildiğin psikopat lan bu..
müslüm baba konserinde her an kendini jiletleyecekmiş gibi duran arabesk gençlere benziyor sahada...
kasaplardan geçilmeyen ligimizde galatasarayın tam ihtiyacı olan adam...
sunderland performansını bilmiyorum, pek seyretme fırsatı bulamadım ancak marsilya'da gerçekten çok iyi bir performans göstermişti. teknik açıdan ahım şahım bir futbolcu olmasa da orta sahayı derleyip toplayacaktır, en önemlisi yumuşak sayılabilecek orta sahayı mücadeleci ve sert oyunuyla güçlendirecektir.
galatasaray'a gelmesinin en büyük sebebi babasıymış. babası, geçmişte yanlış hatırlamıyorsam samsunspor'da forma giymiş. o zamanlar galatasaray'da forma giymeyi çok istiyormuştu ama olmamış. oğluna; "eğer birgün olurda türkiye'de bir takıma transfer olursan, o takım galatasaray olsun" demiş.
bu da lorik cana ve babası ile ilgili küçük bir bilgi olsun sizlere.
galatasarayın 2010 yılında transfer ettiği arnavut defansif orta saha oyuncusudur, hırsıyla, çalışkanlığıyla ve takım oyununa yatkınlığıyla tam bir görev adamıdır.