Pozitif ceza hukuku okulunun kurucusudur. insanlar irade özgürlüğüne sahip değillerdir. onları suça iten bir takım özellikler vardır ve bunların başında biyolojik sebepler gelir. beden yapıları özellikle kafa yapıları onları belli şekillerde davranmaya iter. diyor. Mesela kafa tasını ölçen, biçimiyle ilgilenen bir bilim; kafatasındaki girinti ve çıkıntıları, belirli tümseklerin beynin nasıl çalıştığını gösterdiğini, beynin özelliklerinin bu kafatasındaki çıkıntılardan anlaşıldığını ve bu çıkıntılarla anormal davranışları arasında bir ilişki olduğu söylenmiştir. Bir seri katil öldürülüyor ve lambroso bunu inceliyor. kafatasında çok anormal şeyler olduğu görülüyor. daha sonra akıl hastahanelerindeki incelemelerinde ve ağır suçlar işleyen kişilerin kafatasındaki ölçümlerde hakikaten farklı yapılar çıkıyor. altı bine yakın suçlu üzerinde yaptığı araştırmalarda bir başka sonuca daha varıyor: acıya daha dayanıklılar. bunların anatomik özelliklerini listeliyor ve belirli suçlu tiplerini ayırıyor, belli bedensel özelliklere sahip olanlar belli suçları işlerler diyor. mesela aynı basık, iri alt çenesi olan, patlak gözler, asimetrik yüz, uzun kollar, büyük eller ve ayaklar vs. bunlardan beş altı tanesine sahip olan suç işleyecektir diyor.
lombroso nun bu görüşleri, günümüzde ne kadar kabul görmese de, oluşturduğu suclu tipi toplumun bilinçaltına yerlesmis durumdadır. örneğin bir hukuk fakultesinde öğretmen, öğrencilerinden bir kağıt çıkarıp suçlu tip deyince akıllarına geleni çizmelerini istiyor. öğrencilerin buyuk bir kısmı lombroso nun suclu tipine benzer tipler çiziyor. yargilama yapacak bir kisinin karşısına getirilen iki tipten, bu suçlu profiline uyan kişi büyük ihtimalle potansiyel suçlu olarak görülecektir. bilinçaltına kazinan bu prototip, önyargılara sebebiyet vermesi açısından buyuk tehlike arzetmektedir.
lombroso 19. yüzyılın ortalarında suç bilimi dalında ilk adımı atan kişidir. bu alanda sunduğu en önemli teori de suç işleyen insanların dış görünüşleriyle belirlenebilir olduğuydu.
lombrosoya göre suç işleyen insanların alınları geniş, çeneleri büyük yapılı ve gözleri donuk bakışlıydı. darwinin evrim teorisine bağlı olarak yaptığı açıklamasına göre bu tipe uyan kişiler insan gelişimini tamamlamamış, geri kalmış ve uygarlıktan bihaber davranan maymun benzeri insanlardı. suçluların genelde dövmeli olmasını da mağara insanların göreneklerine yatkın olmalarına bağlamıştır.
aynı dönemde fransız sosyolog gabriel de tarde "her toplum hak ettiği suçluyu çeker" cümlesini kurarak karşıt teoriyi ortaya sundu. ona göre "doğuştan suçlu" olunmazdı, sadece toplumun eksiklikleri sonucu meydana çıkarttığı suçlu olabilirdi.
bu iki aşırı teorilerin orta yolunu alman ceza hukuku profesörü franz von liszt buldu. ona göre suçlar tek bir etkenin ürünü olarak değil daha çok çeşitli faktörlerin bileşimi sonucu ortaya çıkıyordu.
günümüzde değer kazanan teori lisztin ki olsa da, lombrosonun bu konuda ilk kapsamlı araştırmalar yapmış olması suç bilim dalında büyük önem taşır.
kadınların geri zekalı oldukları için suç işleme oranlarının erkeklere göre daha az olduğunu belirten adli tıp profesörü. ancak zeka seviyesinin yüksekliği ile suç işledikten sonra yakalanmama arasındaki doğru orantıyı gözden kaçırmış bir suç bilimcidir.
eklemeden geçemeyeceğim bir şey daha var ki, Erzurumlu ibrahim yazınca kıyamet kopuyor, ama lombroso yazınca suç bilimci oluyor (!) .
lombroso, suçu doğuran temel etmenin biyolojik nitelikli olduğunu savunmaktadır. bazı insanların doğuştan suça meyilli olduğunu ve suçluların kafatası yapılarından kolayca tanınabileceğini iddia etmiştir. ona göre vücudunda biçimsel bozukluğu olan insanlar doğuştan suç işleme potansiyeline sahiptir ve bu tip insanların gözlenerek kontrol altında tutulmaları gerekir.
italyan krimonolojist (suç bilimci) Cesare Lombroso (1835-1909). suçluların fiziksel özelliklerini belirlemeye ve bir standart oluşturmaya yönelik çalışmalar yapmıştır.
suç antropologlarının babasıdır. bazı insanların (bkz: doğuştan suçlu) olduklarını iddia etmiş şahsiyettir. sonradan bu konudaki görüşlerini yumuşatarak "doğuştan suçlunun" sadece uygun sosyal koşullar altında suç işlediği görüşünü benimsemiş ve "suça yatkın kimseler (kriminaloid)" olarak ismi değiştirmiştir.