isveç'te, evet bildiniz, o şimdinin süper hümanist sevgi pıtırcığı göçmen dostu ülkesinde 1970'lere kadar uygulanan, özellikle saami ve fin kökenli "alt - mongoloid ırkların"* üzerinde sisteme karşı çıkmasınlar diye denenmiş, alien hand syndrome'a sebebiyet veren iğrenç olay. neyse ki isveç bugün bıdı bıdı iskandinav sosyalisti bir devlet olmuştur, ve bu insanlara aylık tazminat ödemektedir. toplumcu olacaklar ya, o bakımdan.
1930 larda başlayan, Lobotomi 1940 ve 1960lı yıllar arasında oldukça yaygın olarak kullanılan ve beyin cerrahileri bu zamanlar beynin sağ ve sol loblarını birleştiren bölgedeki bağlantının koparılmasıyla epilepsi semptomlarının iyileşme olacağı düşünülmüş tıbbi tekniktir.
Lobotomi ayrıca diğer ruhsal rahatsızlık durumları için de kullanılmaya başlanmış o dönemlerde. Beynin ön lobuna bağlı sinir liflerinin kesilmesi ile yapılan tedavi şekliymiş.genellikle keskin bir aleti göz yuvarının ( göz yuvarı, Kafatasında bir çukur içine yerleşmiş bulunan gözün yuvarlak bölümü) üstünden sokarak yapılıyor.
Lobotomiler günümüzde çok ciddi epilepsi durumları olmadıkça çok çok az bir biçimde kullanılıyor. (ilerleyen zamanlarda olumsuz etkileri üzerinde halen tartışma konusu olmakta)
1950'lere gelindiğinde piyasaya sürülen Thorazine isimli yeni bir antipsikotik ilaç, lobotomi pratiğinin modasının geçmesine sebep olmuştur.
Lobotominin yarattığı etkiler ve doktorlara yüklediği ahlakî yükümlülükler, Ken Kesey'nin 1975 yılında sinemaya aktarılan "Guguk Kuşu" isimli romanında anlatılmıştır.
ruh hastalarını iyileştirmek (!) amaçlı yapılan beynin bir bölümünü tamamından ayırma işlemi. Sene 1949'da egas moniz'in üzerine yaptığı çalışmalar ile nobel ödülü aldığı, sonuçlarının yararları tartışılır yöntem.
erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden randevu aldım, yaptıracağım.
bence herkes lobotomi yaptırmalı. biraz gözünüz ölüyor ama insanın kafası boşalıyor yani. ilk günkü gibi...
Sabaha kadar ingilizce sunumuna hazırlandığım konu. Öğrendiklerimin bir kısmı beni dehşete düşürdü. Çok ilgi çekici bir tedavi yöntemi.
Beynin ön kısmıdaki frontal korteks bölgesine yapılan müdaheleyle o lifleri ayırarak sosyo-duygusal tepkileri minimuma indiren bir tür ameliyat. Diğer bir deyişle o zamanın prozac'ı lobotomi operasyonuymuş.
Yine ilgi çeken kısımlardan biri de bazı hastaların operasyonu gönüllü olarak geçirmesi. Beyin kanaması, kalıcı beyin hasarı, hareket bozuklukları, kalp krizi, mental bozuklukların şiddetinin artması gibi çok ciddi riskleri olan bir uygulamaya gönüllü olmak şaka maka baya deli işi.
Guguk kuşu filminin sonunda Jack Nicholson'a yapılan bitkisel hayata geçiş yapmasına neden olan cerrahi yöntem. Şimdilerde yakınlarının izni olmadan kimseye bu işlem yapılmıyor.
Yan masamda tarihin en yalancı gastesi
Beynimin tam ortasında kâinatın sesi
Bu memleketi kuran büyük şaka yapmış kesin
Bur'da mezarlığın karşısında doğum hastahanesi
Davetinde tehdit, adaletinde kahır
Cenazesinde tekbir, merasiminde ağıt
Bi' şey mi teklif ettin? işitmedim, bağır!
Bugün istanbul'u seyrediyorum kulaklarım sağır
Martılar, bugün bur'da nöbetçiler
Bugün deniz dalgalı, bugün önemli gün
Dedim: "Nedir hayatın anlamı?"
Durup düşündü, sonra güldü
Benle kesin paylaş eğer çözersen bi' gün
Dedim basit; Hayat saçmalıktır, saçmalık bütün
Biraz karbonhidrat tüket sonra birazcık tütün
Böyle diyenler kaçarlar hep, sen hâlâ burdasın
Ve saçmalık vazgeçilmezdir kaçmayan için
Belki yarın öyle olmaz, yok garantisi
Bilirsin bazen insanoğlu aniden karar verir
Bana rol yapmayı tarif et bi' gün, aklım ermez hiç
Bu toplulukta oyunculuk marifet midir?
Ben misafirim, saçım siyah ruhum afrikanîdir
Kendi irademle bitirice'm merasimi
Ben misafirim, saçım siyah ruhum afrikanîdir
Çağrı Sinci, bir yeraltı sakini
Sanki en sevdiğim filmin en acıklı sahnesi
Hani lobotomi yaptılar ya Jack Nicholson'a
Aynı öyleyim bugün, henüz ölmedim fakat
Yalnız ihtiyacım var gibi küçük bi' tılsıma
istersen umudumu al, ver öfkemi bana
Bugün ufuk çok uzak ve bulutlar kara
Yalnız huzuruma dokunma, çok savaştım uğruna
Lütfen, beni mağlup etme hırsıma
Karanlık bi' tüneldeyim, duvarlar peşimde
iğne deliği kadar küçük bir ışık içimde
Bi' yerden bi' rüzgar esse oraya doğru koşaca'm
istikamet gebiş gibi delirmiş biçimde
Benimkisi özgürlüğe adanmış bir ömür
Ve bazıları özgürlüğü bi' çift gözle görür
Benimkisi özgürlüğe adanmış bir ömür
Nasıl yaşamışsa insan, aynı öyle ölür