kütüphanedeki bütün bilgisayarlara keylogger kurup, akşam eve gidince mailime gelen loglardan msn ve browser oyunlarının şifrelerini ayıklayıp çeşitli ibnelikler yapmak. tüm okulun internetini kesip kafama göre açmak.
okul çıkışında müdür yardımcısından tarih belgeseli izlemek için izin alıp kolpaçino izlemektir. bu olayda 3 kişiydik ve izin kağıdında doğal olarak 3 kişi yazıyordu. mütiş sol beynimnen izin kağıdını saklayıp ertesi yıl okuldan çıkmak için kullanmıştık. çıkmak için her ne kadar üçüncü kişiyi bulamasak da bekçi fark etmemişti. hayat o zamanlar güzeldi be.
lisede taraftar grubumun olmasi. guzel birseydir ama kaeili kizli voleybol oynarken ve onumde kiz dururken abdul cadiri kurmussun denmesi her hareketimde bravo abdul denmesi adima pankart acilmasi bunlar iyileriydi ki birde capsler yapilmasi ozaman kizmistim ama suan komik birer hatira olarak kaldi hafizamda.
lisede benim din kültürüm hep rezaletti. dinden sınav olacağız ama ben yine çalışmadım. neyse sınavdan önceki dersteyiz. edebiyatçı tahtaya küçük küçük bir sürü bilgi yazıyor serveti fünun falan filan. biz de kopya planları yapıyoruz. neyse ders bitti. tahtaya bir baktım bir sürü şey yazıyor karmakarışık. o an ampül yandı zihnimde. tahtadaki edebiyat cümlelerinin arasına yer yer din kültürü kopyası yazdım. resmen tahta şu şekilde oldu:
''servet-i fünun edebiyatı, II. Abdülhamid döneminde, servet-i fünun adlı derginin çevresinde toplanan sanatçıların batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketidir. taharet, necasetten ve hadesten olmak üzere iki çeşittir.. ''
böyle olunca hoca farketmedi tüm sınıf verdik kutsalı verdik kutsalı kimse zayıf almadı.
öğretmenlerle toplanıp fotoğraf çektirilirdi, bu fotoğraflarda herkes öğretmenlerin arkasına dizilir ve hayvan gibi ağızlarını açarak dil çıkartırlardı.
kızın tekini, yakın arkadaşımın onu sevdiğine inandırdım. sonra da kız tüm sınıfın önünde çocuğa seni seviyorum demişti. ondan sonrasını anlatmak gerekmez. sonuç kız o dönem benle hiç konuşmadı. ayrıca arkadaşım, kızı sınıfın önünde göt etti. kız 1 hafta alay konusu oldu.
bahar döneminde kızlar süveterleri çıkarırdı. bende bundan faydalanarak sütyen kopçalarına daha rahat ulaşırdım. önümde oturan kızın kopçasını en sessiz sakin öğretmenin dersinde çeker bırakırdım. kızın sırtından çıkan çaaattt! sesine hayrandım, mazoşistlik ve bir o kadar da şerefsizlik işte.
bir de beden derslerine o gün katılmayan regli olmuş kızlara salça olurdum;
-hayırdır neden eşofmanları giymedin?
+defol cesarettin.
-söyle söyle, çekinme kardeşinden.
+hocaaam, cesarettin rahat bırakmıyo bizi.
-kanıyo de valla gidicem.
gibi bilumum şerefsizlikler. iğrendim lan kendimden.
kimya dersinde deney yapmak için hoca beni görevlendirmişti. yanda oda vardı malzemeler için, deney malzemelerini alırken amonyak dikkatimi çekti. deney bittikten sonra hocanın işi çıktı. ders iptal oldu, yalnız biz sınıfta kalmak zorundaydık, anahtar da bende kaldı, odanın. fatih diye bir arkadaş vardı. ben de ona amonyak koklattım. çocuğun yüzü bembeyaz oldu, nerdeyse bayılacaktı *mk; ama ben, arkadaşları toplamış gülüyordum. gerçi sonra fatih de geldi güldü. salak herif. ulan o çocuğa bir şey olsa (amonyak koklamakla ölünmez evet.) bayılsa, düşse kalsa orda bildiğin ortalama bir zencinin aletini boğazıma kadar almıştım. neyse ki bir şey olmadı.
bazen göz yummaktır. elemanın biri ağzındaki rocco'yu (lolipop olan) müdürün odasına girdiği için piçin birine vermişti(bahçede bekliyor piç). piç olan da rocco'yu ayakkabısının tabanına sürdü defalarca ardından bekçinin köpeğine yalattı. sonra müdürün odasından gelen çocuğa "kankiiiiii" diye yavşayıp verdi rocco'yu. pek bir münasebetim olmadığı için diyemedim alma onu ağzına diye. olan oldu.
veli toplantısından hemen önce wc yazısıyla okul müdürünün tabelasını değiştirmektir.
müdürün odasına kemeri çözerek giren bir veli:
-pardon klozetler ne tarafta?
önümde oturan kızın eteğinin fermuarını, uçlu kalem yardımıyla, yavaş yavaş açmıştım, sonrada tahtaya kalkmıştı, gülmüştüm ama şuan hiç komik değil, bir diğer şerefsizlik, sıra arkadaşım olan erkekten hoşlanan kız, hep beni kıskanırdı, bende sıra arkadaşımı sevdiğim için piçliğine hiç sıramı değiştirmezdim, kaybettiğim bişey var mı yok, iyi ki yapmışmıyım, tartışılır ama kızın gözler fenaydı, bir keresinde de hocalardan bir tanesinin arabasını alıp, el yardımıyla, bildiğin haaaa hhiiii yaaa edalarıyla yerini değiştirmiştik *, bi de eski sevgiliyi kıskandırmak için başka biriyle çıkmak, çocuğu muazzez ersoy dinliyor diye bırakmıştım, o zamanlar demir demirkan, mavi sakal dinlerdim, hala severim, liseli miyim lan ben.
okula gelen yeni matematik hocasıyla dalga geçmek için iddaaya girmiştim. okulun ilk gününde ilk dersi bizimdi. 11. sınıftaydık. bu zor bir soru sormuştu, kimsenin bilemeyeceği kesin bir soru. ''bilene 100 vereceğim'' dedi ben de biraz da bağırarak ''vermeyenin ...'' dedim. lan adam mezun olana kadar bana kıl olmuştu. yalnız şimdi düşünüyorum da çok ayıp etmişim.