ingilizceyi gerçekten anlayabilenlerin gitmesi gereken bölümdür. Yan gelip yatmak ya da matematikten kaçmak için seçilmemelidir. Biraz götü zorlarsanız başarılı olursunuz. Ben matematikten kaçmak için seçtim ama sonradan fark ettim ki sayısalım daha iyiymiş. Kısacası arkadaşlar adam gibi düşünün.
ikinci sinifa geçerken dil bölümünü seçme eylemi. önceden sadece süper lise, anadolu lisesi ve anadolu öğretmen liselerinde var idi fakat şimdi düz liselerde de olan imkan. tabi eğitim kaliyesi gerçekten merak konusudur. matematikten anlamıyorsanız, parmaklarınızla sayı sayıyorsanız fakat buna karşılık ingilizce aksanınız milleti hayretlere düşürüyorsa bu eylemin gerçekleşmesi söz konusudur.
Sayısal seçmiş biri olarak benimle aynı sınıf derecesinde fakat yabancı dil ağırlıklı eğitim gören arkadaşımın ingilizce testlerinden birini aldım. "Kızım sizin bölümünüz kolaaaaaay. Ver testi yapıcam bi daha ki derse"
Sonuç mu? Kalem oynatamadım. Bu kadar ağır bir dil olur mu? Hani kolaymış falan filan tamamiyle yalan. Her bölümün zorluğu kendine göre farklıdır. Onların da fizik kimyada kalem oynatamayacakları gerçek.*
sayısala, eşit ağırlığa 'iyiki' durum el vermediği için seçtiğim bölümdür yalnız iyi çalışma gerektirir zira okul bitince ingilizceye puan yetmeyince almanca-fransızca seçip kara kara düşündürür insanı bu üniversite bitince ne yapıcağım diye.
Göründüğünden kat ve kat zor fakat kat ve kat zevkli bi seçimdir.Her daim genel kültür ve muhabbetten ortamı bulabilirsiniz.Fakat şu bi gerçekki my name is bilmemne diyebilmek gibi bi düşünceyle girirseniz büyük ihtimal affallarsınız.(ben seçtim.Nasıl seçtim bende bilmiyorum.Ama ilk sınavdan 46 aldım 52 soruluk kelime 48 soruluk grammer bölümü vardı.Artık siz anlayın halimizi.Bide böle mattaki gibi işlediği yere diye bişey yok.Kafadan ne konu gelirse hocanın aklına onu soruyo.Sonuçta hayatını vermen gerekiyo o 8 sene.neyse çok konuştum.)
Sınavlar ilk sene özellikle anadolu+ liselerde baya bi kazık gelir.Ama işin güzel yanı 1. sene sıkıp 2. sene pekiştirip 3. sene kelime ve karşılıklı pratik yapma imkanıdır.Son seneye kdr yatıp son sene çalışmak zorunda deilsinizdir.(Böle yapmak kolay gelir ama intihar riski %70e çıkar bu yolla)
sınıftaki yoğun kız popülasyonu içindeki tek erkekseniz, ya da 2-3 erkekten biriyseniz arkadaşlarınız size cennetteki çocuk neden demesin. ama onlar bilmezler ki dil bölümü seçen kızlar yarı dönem gelmeden içlerindeki erkeklere hiç aldırış etmeden resmen hayvan gibi yaşamaya başlarlar. bu dil bölümü seçen kızlarda gözlemlenmiş olmakla beraber, isviçre ve danimarka laborantları tarafından da onaylanmıştır. yarı dönem gelmeden kızların hormonları içinde eritilmiş bir erkek cennetteki çocuk olsa ne yazar ?. osuran, geğiren, bıyıklarını alan, sıradan sıraya hijyenik ped fırlatan dişilerin içinde kalan erkek belli bir süre sonra (1 ile 5 ay arası) cinsellikten çok uzak bir yere gidebilir. hatta o kadar uzağa gidebilir ki nötralize olur resmen. işte tamamen bundan dolayı diğer bölümleri seçen bireylerin yanlış yorumladığı seçimdir yabancı dil bölümünü seçmek.
üniversite sınavı sonucunda bu nötralize olmuş erkekler çeşitli dil edebiyatlara, mütercim-tercümanlık bölümlerine ve öğretmenlik fakültelerine girizgah yapabilirler. kızlar yapamaz mı ? onlar da yapabilirler ama kız demeyin bana, tiksinti geldi.
"ulan sayisal yok bende, tiksinirim matematikten, fonksiyondan; sozelde de bolum yok, o halde yabanci dili seceyim ben en iyisi. hem saglam da yatis yeriymis diyorlar..." yollu bir fikir sancisindan sonra girisilmis bir atraksiyon olabilir kimileri icun. mimkündör.
okulda dil bölümü için sınıf, ders programı, hocalar bile ayarlandıktan sonra müdür yardımcısının muhtemelen yabancı dil öğretmenlerinin alacakları ücretle ilgili endişeleri ve kıskançlığı sonucundaki ısrarlı çabaları ve motivasyon kaybettirici konuşmaları ile bölümü seçecek 6 kişiden 4 tanesinin cayması nedeniyle kaç sene geçerse geçsin içte buna dair bir ukte kalmasıdır. **
okulunuzda yabancı dil bölümü açılmadığından çoğunlukla okul değiştirmeyi gerektiren ve bu yüzden vazgeçilen eylemdir. sonraları kendinize çok kızarsınız böyle tırt bir sebepten geleceğinizi yönlendirmekten dolayı. dikkat edilesi şeydir yani.
herkes tarafından çokça eleştirilen durumdur. muhtemel olanı mutlaka bir hocanızın sizi caydırmaya çalışacak olmasıdır. ama yabancı dil okumak güzeldir. bunu o insanlara anlattığınız zaman tüm sorunu çözersiniz.
erkekse kız popülasyonu yüksek bir sınıfa düşer. genelde sınıftaki kızlar da güzeldir lakin bazen kızların içinde ezilebilir bu erkekler. yazıktır.
bununla birlikte dil seçmek ayrıcalıktır. mesela sınıfınız 6 kişiyse -ki genelde anadolu liselerinde bu şekilde az olur- dersi klasik müzik eşliğinde yapabilirsiniz... edebiyattan mest olabilirsiniz. derslerde çay, kahve içip kek yiyebilirsiniz. daha da ileri gidip sınıfa kettle alabilirsiniz. sınıf küçükse ve soğuksa kışın polarınız eksik olmaz. zaten üstüne oturduğunuz bir yastığınız hep vardır. sonuçta siz dilcisiniz ve götünüz bile önemli... öğretmenlerle, öğretmen öğrenci ilişkisi yaşamazsınız. arkadaş gibi olursunuz.
ve son olarak dil mezunu insanlar her konu hakkında fikir sahibi olurlar. ayrıcalıklıdır bunlar. ciddiyim. torpillidirler de..
allaaaam hayatımın en doğru kararıydı dil seçmek!
lisede gördüğüm kadarıyla 5 kişilik sınıfta okuldaki en babalama kızlarla (hatta 1 i rus) 3 yıl okumak, tüm müdür yardımcılarının bir numaralı öğrencisi olmak, okuldaki bazı ayak işlerine gönderilmek (derste olduklarını pek görmedim bunların) gibi imkanlar sağlayandır. lakin gelecek konusunda benim kaygılarımı taşımamasının sebebi nedir bu kişilerin bilmiyorum. güzeldir güzeldir.
fizik kimya biyolojiden kurtulmak için eşit ağırlık seçilir fakat en büyük sorun haala duruyordur : "matematik"
çözüm : dil bölümü
(bkz: problem solved)
insanların küçümsediği davranış. "herkes eşit ağırlık okurken sen niye dil seçiyosun kızım/oğlum" cümlelerine çok rastlanacağı için özgüven ve kararlılık gerektirir. ama dil bölümü seçen öğrencilerin diğerlerinden büyük bir farkları vardır. diğer bölümün öğrencileri lisede bölüm seçerken çoğunlukla meslek düşünmeden seçerler ancak dil bölümü öğrencileri mesleği de hesaba katarak bu seçimi yapmışlardır. yani idealistlerdir. * işin neticesi dil bölümü öğrencilerini kötüleyeceğinize en çok meslek sahibi olanların ne bölümü mezunu olduğunu araştırın, dil bilenle bilmeyen arasındaki maaş farkını araştırın, sonra da gelip sözlükte başlık açın. benim de kafamı attırmayın! *
aslında bir dili öğrenmede yeteneğin gerekip gerekmediği bilimsel olarak ispatlanmadığından kişinin bende yetenek yok demesi en azından şimdilik bir bahanedir.zira orta okulda hep ingilizce dersinden kalıyordum lakin şu an bir metni rahatça anlayabiliyorum ama bunu yapabilmek için 4 yılımı en azından 1 saat ingilizce bir şey yaparak geçirdim.*
çalışılmalı ama nasıl?grammar,msn ve görsel araçları kullanarak bu işi başarırsınız.
saatlerce çalışmayı ve kitap okumayı göze alıyorsa kişi bu bölümü seçmeli.
ha doğru düzgün türkçe konuşamayan,vaktini bilgisayar oyunlarında geçiren internet gençliğindenseniz zaten girdiğiniz gibi bir bok yapamayacağınızı anlarsınız.zira bu tür bölümlerde önemli olan o dili bilme seviyeniz değil,o dilin kültürünü anlama seviyenizdir.yani ben cümleyi anlıyorum,çok karmaşık türkçe'ye çeviremiyorum derseniz nanayı yediniz.
lisede yapılabilecek en zor şeydir. iki sınava birden hazırlanmak gerekir ve 2006 dan itibaren değişen sistemle birlikte yabancı dil bölümü öğrencileri diğer bölümdekilerle aynı dersleri çalışıp üzerine ingilizce* için fazladan zaman ayırmaları gerekmektedir.
ne kadar zeki olsalarda bu durumun zorluğunu o diğer bölümlerdeki arkadaşların anlaması beklenemez çünkü yabancı dil bölümündeki öğrencileri bekleyen meşhur yds'nin o arkadaşların haftada en fazla dört saat gördüğü ingilizceyle pek alakası yoktur.
gerçekten diğer derslerden pek anlamayıp kolay olduğu(!) için yabancı dil seçen hiç de az değildir. ama bu öğrencilerin başarılı olanları çok nadir görülür. hele ki "diğerlerini yapamıyorum ama ingilizceden yırtmak daha basit" mantığıyla bu eylemde bulunan biri için bu başlığın en düzgün tanımı:
(bkz: hayatın hatası).*
yabancı dil bölüm seçmeyi düşünen varsa eğer diyeceğim şudur ki yabancı dil yetenek ister. çok çalışıp kağıt üzerinde görünen notun yüksekliğinden de başarılı gibi görünebilir bir insan. kimi için de bu olması gerekendir. fakat gerekli ilgi ve yetenek olmadan bir yabancı dili iyi bilmek çok zordur.
herkes sadece yazar, sadece dinler, sadece anlar. bu yüzden günümüzde herkes ingilizce bilir. ama yazıp, dinleyip, anlayıp ve bunun yanında konuşabilen en önemlisi bunlara bir de o dilde düşünebilmeyi ekleyen azdır. bence asıl olması gerekendir.