kucucuk havuzdan koca okyanus olusturulan yapim. havuz demisken, pi'nin isminin nereden geldigi cok guzel anlatilmis. kabul ediyorum bizim kaplan karaya cikinca arkasina bile bakmadan gidince gozum hafiften sulanmadi degil. ayrica filmin sonunda pi'nin karisi ve cocuklari geliyor, keske hindistan'daki sevdigi dansci kiz ile evlenmis olsaydi.
lan o açlıkta kaplan onu nasıl yemiyor.. o çocuk nasıl aç dayanıyor.. kitap nasıl ıslanıp bozulmuyor.. filmin sadece buralarını gördüm ve anlam eremediğim.. en kısa zamanda seyredeceğim film..
izledikten sonra çay bardağımı yıkamaya mutfağa gittim. bulaşık deterjanını kullandıktan sonra kenara koydum. şişesinden kuş sesi gibi bir ses çıktı. korktum etrafa baktım, her an bir şey saldıracakmış gibi hissettim. sonra gerçeği anladım. allah belamı versin sözlük. adam orda kaplanlarla zebralarla neler yaşamış, ben burda bulaşık deterjanından irkiliyorum.
tanrının varlığını 'ama bu daha güzel bir hikaye' çocukluğu ekseninde ispata çalışan film. büyük beklentiyle izledim ama saçmalığın doruğuna çıkan felsefesiyle hayalkırıklığı yarattı.
Açlık, kendiniz hakkında bildiğinizi sandığınız her şeyi değiştirebilir-Life Of Pi
Ang Lee, seyirciye adeta bir resital sunuyor. Gerek görselleriyle, gerek şiirsel anlatımıyla. 3D teknolojisiyle desteklenerek görsel bir ziyafete dönüştürmesi ve sinemaseverlere aktarılmış olması sinema seyircileri için ayrı bir şans.
gelmiş geçmiş en iyi görsel efektleri olan filmlerden biri ( hatta bence birincisi ).
3 boyut hiç gözü rahatsız etmiyor ki 3 boyutlu filmlerin çoğunun problemi gözü rahatsız etmesi.
kullanılan renkler inanılmaz.
kısaca sinemada izlemek için biçilmiş kaftan ama küçük ekranlarda, televizyonda izlemek o kadar keyif vermeyebilir.