arkadaş, dinin kapitalizmdeki kullanış yönü, miliyetçilik/yurtseverlik ayrımı ve kapitalistlerin milliyetçilik takıntısını incelersen çok iyi anlarsın neyi kastettiğimi.
ben patronlardan bahsediyorum sen üstüne alınma, sen sadece onların sistemini savunuyorsun sonuçta.
2) lenin'in emperyalizm: kapitalizmin en yüksek aşaması kitabındaki tezleri neden kapitalizm uluslararası boyutta emperyalizme dönüşmektedir açıklayıcı şekilde anlatır, üşeniyorum diyorsan yarın ben anlatırım bilgisayara geçip.
birincisi her liberal kapitalist olmak zorundadır, kapitalizm ulusal boyutta varolamayacağı için, uluslararası boyuta ulaşmak için emperyalizm aşamasına geçmek zorunda kalacaktır. bugün emperyalist saldırıların liberal boyutta (kapitalizmi görmezden gelerek) cevaplanması gerekirse karşılığı ne olur?
buradan çıkan sonuç her kapitalistin emperyalist olmak zorunda oluyor oluşudur. çünkü kapitalizm her zaman sınıf dışına çıkmayı ister, sınır içinde kalırsa gelir eşitsizliği artar ve ulusal boyutta isyanlara neden olur.
kapitalizmin bağımsız ülke yaratmayacağı konusuna da katılıyorum, bu da bir gerçekliktir.
"fakirler ne zaman başkaldırsa ya diğer dünya ayağı ile din adı altında susturursunuz"
vallahi ben öyle bir şey yapmam. ben daha çok sekülerleşmekten yanayım :D
diğer ideolojilerle de kimseyi susturmaya kalkmam. yine temelsiz söylemler. tuhaf tuhaf ithamlar :D ben birey olarak konuşurum. başkalarının ne düşündüğü, insanları nasıl gördüğü beni ilgilendirmez. ben, özgürlüğüme engel olmaması şartıyla düşünceleri dinler, anlamaya çalışırım. hepsi bu.
susma arkadaş. sana sus diyen yok :d istediğin kadar konuş.
emperyalizmin canı cehenneme yahu. kim savunuyor onu. neyse neyse öğrenirsiniz zamanla. emperyalizmin, kapitalizmin, vahşi kapitalizmin ayrı ayrı şeyler olduğunu öğrenirsiniz. bu duygusal patlamalar falan normal. okudukça gider o.
edit: dünyada bir tane kendi kendine yeten kapitalist ülke yokmuş. aa ciddi olamazsın :D yahu elbette olmaz. kapitalizmin böyle bir iddiası yok ki zaten. kendi kendine yetmeyi reddeder kapitalizm. ithalat,ihracat bu yüzden var :D
edit 2: hala patron sistemi diyor ya :D çarpıtmanın bu kadarı. bilgisizlik değil bu. işine gelmiyor. mantık hatasına düşmek işine geliyor.
sen bana önce Afrika'da ölen çocukların yaşam hakkı nerede,
hani parası olmayana da eşitse liberalizm, neden trump'ın torunu ile gundeydoğu asyalı çiftçinin torunu bir değil onu anlat mesela.
mesela sanayi devriminde günde on beş saate kadar çalıştırılan çocuk işçilerin yaşam haklarını anlat, anlat kardeş neymiş bu kapitalizm?
tek temennim umarım şirket sahibi felansınızdır. çünkü bu durumda seni anlayışla karşılarım kendi içinde tutarlısındır.
yok küçük burjuva ya da işçi sınıfından birisi isen gerçekten seni sikenlerin hakkını savunmak için bu kadar çaba harcayacak kadar lümpensin ve o zaman gerçekten sana çok acırım, çünkü araştıran bir arkadaşa benziyorsun.
fakir edebiyatı evet kardeş, zoruna mı gitti?
fakirler ne zaman başkaldırsa ya diğer dünya ayağı ile din adı altında susturursunuz,
ya hepimiz bu vatanın evladıyız kavga çıkarmayın der milliyetçilik ile susturursunuz,
ya fakir edebiyatı diyip fakirliği normallestirerek susturursunuz..
geçti o devir arkadaş, artık susmayacağız, artık işçi sınıfının yanında susmayan, boyun eğmeyen kitle var.
sizse her gün emperyalizm kıskacında ölen insanlar tarafından nefretle anilacaksiniz.
kapitalizmin çarkından çıkan bill gates, afrika için çalışan iş adamlarından. eşiyle birlikte kurduğu vakıfla çeşitli bağışlar ve aşı çalışmaları yapıyor afrikada. en son hollanda inekleri gibi inekler üretmek için afrikaya yatırım yapacaktı.
"paran yoksa hak vermez liberalizm sana, çünkü liberalizmde birey olarak kastedilen parasal değeri bulunduran kişidir aslında."
koca bir solcu yalanı daha işte :d bu entryleri okuyan arkadaşlar aman ha! liberalizmi bunlardan öğrenmeyin rica ediyorum. açın kaynaklardan okuyun. mises okuyun, hayek okuyun. okuyun okuyun. ama bu solculardan falan öğrenmeyin. işleri güçleri fakir edebiyatı, çarpıtma, manipülasyon,uydurma.
sana soruyorum, bugün dünyadaki yüzyıllardır hüküm süren kapitalist ve libarel hükümetler neden afrikada açlıktan ölenler, hastalıktan ölenler için çözüm bulamadı?
o insanların yaşam hakkı var mı?
yahu kapitalizm/emperyalizm yüzünden ölmüş milyonlarca bebek var afrika'da diyorum, nerede onların insanlık hakları, tüm insanların eşit hakları?
paran yoksa hak vermez liberalizm sana, çünkü liberalizmde birey olarak kastedilen parasal değeri bulunduran kişidir aslında.
bugün liberalizmin rezilliğini fakir diye eleştirdiğiniz küba ücretsiz personel yollayarak afrika'ya, biraz düzeltmeye çalışıyor, insan olsanız utanirdiniz.
yanlış olduğu nokta şu arkadaş; bu liberaller hayal aleminde yaşar ve herkesi zengin olarak görür.
zengin ile fakir, ezen ile ezilen, sömüren ile sömürülen eşit hakka sahip olabilir mi hiç?
arkadaş Venezuelada eğer sosyalist ekonomi olsaydı özel şirketler devleti krize sürükleyemezdi. bugün Küba'da özel şirketler sadece turizmde biraz vardır Amerikan ambargosu yüzünden, onun dışında yoktur ve Küba, kapitalist pay alamadığından ve dışa kapalı olduğundan ekonomik olarak ilerleyemez iken bağımsız olabilmiş ve kendi kendine yetebilmiştir.
bugün dünyada kendi kendine yetebilen bir tane bile kapitalist ülke yoktur!
çünkü burjuva sınıfı uluslararası çıkarlari gereği bir olmak zorundadır.
komünizmin kanlı boyutu çok ayrı tartışma konusu..
bahsettiğin ''gariban edebiyatı'' bizzat liberalizmin antitezidir zaten bilader.
biz işçi Mahallesinde büyüdük, sana New York'ta hayatı betimleyecek değilim..
birincisi demişsin ki liberalizm ile emperyalizmin bir alakası yoktur.
liberalizm ekonomik temeli kapitalizm olan bir burjuva ideolojisidir. kapitalizm ise ulus boyutunda serbest ekonomi piyasası, uluslararası boyutta da -ulusal boyutta krizler kaçınılmaz olur- dönüşeceği kaçınılmaz son emperyalizmdir.
bundan mütevellit liberalizm ile emperyalizm arasındaki bağ koparamayacağın kadar sıkıdır.
demişsin ki insanlar eşit olamaz birisi hızlı koşar birisi yavaş..
ah ah canım arkadaş eşitlikten bahsederken ondan mı bahsettik biz..
liberaller der ki her insanın diğerleriyle eşit hakları vardır örneğin seyahat hakkını ele alalım.
bir patron çocuğu dünyayı istediği bir zamanda istediği şekilde gezebilir.
peki bir işçi çocuğu istediği zaman istediği şekilde dünyayı gezebilir mı?
cevap hayır olduğu için insanların kağıt üzerinde eşit haklara sahip olması onların gerçekte eşit haklara sahip olduğuna ulaştıramaz bizi.
gelelim dünyadaki yoksulluk safsatasına.
demişsin ki bu liberalizm sayesinde oldu.
arkadaş bu tamamen sosyalizmin bir başarısıdır, mobilde olduğum için uzun uzun yazamıyorum istersen yarın bilgisayarda çok uzun anlatabilirim sana, kısacası şudur: sosyalist ülkeler işçilere 2x para veriyorsa bir kapitalist ülke işçiye x/2 para veremez, isyan çıkar orada. bu yüzden kapitalizm Sovyetlerden sonra gerilmelek mecburiyetinde kalmıştır. eğer senin dediğin gibi kapitalizm bunu yaratmış olsaydı, sosyalist ülkeler olmadan önce dünyada yoksulluğun azalması gerekirdi. öyle miydi peki? bak bakalım Rus devriminden önce Avrupa'daki işçilerin yaşam standartlarına.
sanayi devriminden sonra işçilerin yoksulluğu gitgide artmış, patronlarınsa gitgide zenginliği artmıştır. bu kapitalizmde sürekli böyle işler.
fakir edebiyatı dediğin durumsa bizzat emperyalizmin zayıf halkası ile alakalıdır.
yani Amerika'daki bir işçi ile Afrika'daki işçi aynı derecede edilmez, Amerika afrikayıda sömürdüğü için kendi işçi sınıfının yaşam standardını bir nebze yükseltmiştir.
soğuk savaştan sonra ise işçi sınıfı gitgide daha da fakirleşmeye başlamıştır.
güneydoğu asyada da azaldı. çinde, singapurda, japonyada,güneykore de, taylandda. buralarda yoksulluk hızla azaldı.
güney amerika ülkelerinde yoksulluk varsa sosyalist hükümetler yüzündendir. gerçi oralarda da yavaş yavaş sol hükümetler liberalleşmeye başladı.
"yüzyıl önce ilacı bulunmuş hastalık yüzünden her gün ölmekte olan, kapitalizmi doğrudan besleyen liberalizmin yayılmacı emperyalist politikası sonucu Ortadoğu başta olmak üzere ölen milyonlarca can?"
bunlar tamamen işin acıtasyon boyutu. liberalizm ve emperyalizm yanyana gelemez. az önce yukarıda da dedik, hukuksuzluğun olduğu yerde liberalizm yoktur. kafanızdaki liberalizm algısı yanlış. açın okuyun yahu. biz mi öğreteceğiz bu kavramı. bir sürü kitap yazılmış. ara sıra solcuların kitaplarından kafanızı kaldırın da liberalizm nedir ne değildir bi karıştırın kitapları.
bireyler zaten eşit değildir ki kapitalizmin hatası değil bu. hukuk önündeki eşitlik hariç bireyler biribirinden farklıdır. eşit olamazlar. kimi çok zekidir, kimi tembel. kimi çok iyi koşar, kimi kıçını kaldıramaz. kimi çok iyi keman çalar, kimi nota bile bilmez. kimi dili çok iyi konuşur kimi cümle dahi kuramaz. ne eşitliği ? romantik solcu lafları bu eşitlik vs.
"iki bireyin özgür olduğunu kabul etmen için ikisinin şartlarını eşit yapman gerekir"
öyle bir şart gerekmez. ortaya temelsiz önermeler atmayın. iki birey özgürdür. istediği yere seyahat etme özgürlüğü,istediği okula gitme özgürlüğü vardır. eyleme dökene kadar bu özgürlükler eşittir. eyleme geçtiği andan itibaren bireyin sorumluluğu başlar. yani burada özgürlük negatif özgürlüktür. pozitif değil.
"peki Suriye'de Doğan beş yaşındaki çocuğun yaşama hakkını niye savunmaz bu amına koyduğumun ideolojisi?"
seviyeye bak. resmen arzın dibi... bu nasıl tartışma üslubu ? klasik solcu kurnazlığı. tartışmayı hemen duygusal zemine çekip, aklınız sıra argüman üreteceksiniz. suriyeli 5 yaşındaki çocuğun durumu için liberalizm gerekli asıl. o çocuk birey olarak, özgür bir insan olarak yaşamak istiyorsa ona birey olarak en çok değer veren düşünceyi savunmalı. onu toplumla bir bütün gören zombimsi insanlar üreten bütüncül ideolojiler yerine, onu birey olarak kabul eden fikirleri savunmalı. önce birey olmalı insanlar. toplumcu değil, bireyci düşünmeli. medeniyet bireyci düşünce sayesinde bu seviyeye geldi. toplumcu düşüncenin olduğu yerde kan ve diktatörlükten başka bir şey olmadı. emperyalist ülke denilince sadece batı ülkelerinin kanlı tarihi geliyor insanların aklına. oysa komünizm adı altında katliamlar yapan ülkeler hemen unutuluyor. objektif olun.
tartıştığıma pişman oldum. bir hevesle mantıklı bir tartışma yapabileceğim kanısına vardım ama şu argüman bile demeye bin şahit isteyen şeyleri okuyunca hevesim kaçtı. ne zaman bir solcuyla tartışsam işi döner dolaşır gariban edebiyatına getirir :D
edit: arkadaşın venezuela ile ilgili söyledikleri saçmalık. chavez zamanında aşırı kamulaştırmalar yüzünden venezuelada yabancı sermaye kalmadı. büyük petrol şirketlerinin yatırımlarının üstüne atladı chavez. bir çok şirkete el koyup kamulaştırdı.. özellikle enerji kurumlarını. şimdi onun acısını yaşıyor ülke. çünkü o enerji şirketlerindeki teknoloji ve bilgi birikimi venezuelada yoktu. o şirketler gibi verimli olunamadı. chavez tam da sosyalist sisteme yakışır bir diktatör gibi gasp etti özel şirketleri...venezuela allahtan tam olarak sosyalist ekonomiye geçmedi. geçseydi, şu an insanlar yokluktan birbirini yiyordu. sadece sosyalizm teşebbüsü bile ülkeyi mahvetti ne geçmesi :D
edit 2: adam yoksulluğun azalmasını sosyalizme bağladı. çin örneğini veriyorum sana sadece. çine son 30 yılda dünyanın yatırımı geldi. dünyanın fabrikası konumuna geldi. diğer asya ülkelerine de geldi bu yatırımlar. ve buralardaki iş gücüne olan talep çok çok arttı. bir şeyin talebi artarsa değeri artar. böylece işçinin değeri arttı. çin asgari ücreti 600 doları aştı. ortada sosyalizmin değil bizzat kapitalizmin başarısı var :d
sadece size kısa bir örnek vereyim, bugün Venezuela'da olan olay nedir biliyor musunuz? sosyalizm kaynaklı bir kriz değil söylendiği gibi, zira sosyalizmde kapitalizmde olduğu gibi krizler olması olası değildir.
venezuelada tam anlamı ile sosyalist ekonomi olmadığından ötürü, çoğu şirket özel.
bugün ABD başta olmak üzere kapitalist haydutlar paraları ve işadamları ile finanse ediyor venezuela'daki özel şirketleri.
asgari ücret 1 lira olsun ve ekmek fiyatı 10kuruş olsun. ve halk standart şekilde yaşıyor diyelim.
bu şirketler tüm paraları ile ekmeği topluyor, karaborsaya düşürüyor ve 50kuruştan satıyor, tabii bu libarellere göre ticaret özgürlüğüdür. daha sonra devlet halkı zora sokmamak için asgari ücretin aynı oranda yükseltiyor, örneğin 2tl yapıyor. bu sefer karaborsaya düşen mallar 50kuruş yerine 1tlye çıkarılıyor, sonra devlet tekrar asgari ücreti arttırıyor ve sonuç olarak bugünkü ekonomik kriz oluşuyor.
şimdi dünyada Venezuela'da binlerce insan ölüyor ve milyonlarca insan zor geciniyorsa - çünkü sadece ekmek su değil tüm gıda sektöründe aynı olay var- bu liberalizmin suçudur. çünkü ABD venezuela'daki petrolleri alabilmek için oradan sosyalistleri uzaklaştırmaya çalışıyor, buna yönelik politika izliyor, bu emperyalizmdir ve kapitalizmin kaçınılmaz sonucudur.
burada olan olay liberallere göre oldukça normal, suç olmayan ticaret özgürlüğüdür.
yahu vicdani olarak düşünün, bunu savunmak insanlık düşmanlığı değil midir?
bugün dünyada buğday kıtlığı var, bugün neden insanlar açgözlülük ile ihtiyacından katlarca üretim yapmakta ve harcamaktadır?
bugün dünyanın yarısını dünyanın tamamına yetecek üretim yaptığı halde neden dünyanın yarısında açlıktan ölen insanlar vardır..
bugün kapitalistlerin umut dolu gözlerle baktığı Amerika Çin Rusya ve Avrupa gibi kapitalizmin gelişmiş olduğu ortamlarda neden hala milyonlarca evsiz vardır ve milyonlarca insanın birden fazla evi olmalıdır?
nasıl milyonlarca insanın obezlik sıkıntısı çektiği dünyada milyonlarca insanın açlıktan öldüğü gerçeği "bireysel özgürlük" kapsamında gözardı edilmelidir?
liberal yazar demiş ki; liberalizm yalnızca ekonomiden ibaret değil, evet sosyalizm de sadece ekonomiden ibaret değildir fakat ekonomik yönelimler toplumsal refahı en çok etkileyen olgulardır.
Dünyada son yüzyılda yoksulluk bilmem kaç azalmış.
ya arkadaş Avrupa'da böyle haklısın, Amerika birleşik devletlerinde de keza böyle, ya güneydoğu asya'daki çiftçiler, köylüler?
ya Latin Amerika'dakiler ya da afrikadakiler?
yüzyıl önce ilacı bulunmuş hastalık yüzünden her gün ölmekte olan, kapitalizmi doğrudan besleyen liberalizmin yayılmacı emperyalist politikası sonucu Ortadoğu başta olmak üzere ölen milyonlarca can?
onlar için yoksulluk azaldı mı, yaşam pahalılandı mı?
bireysel özgürlüğü savunursun, hangi birey arkadaş?
kapitalizm yüzünden hiçbir birey eşit değildir artık, bugün Ali Ağaoğlu'nun en uzaktan akrabası ile birbirini hiç tanımayan iki işçinin çocuğu arasında kocaman bir uçurum vardır.
hangi bireyin özgürlüğü? bugün Amazon'un sahibi her kimse, onun özgürlüğü vardır, evet. istediği her şeyi para ile yapar, gezme, tozma özgürlüğü vardır doğru.
peki Suriye'de Doğan beş yaşındaki çocuğun yaşama hakkını niye savunmaz bu amına koyduğumun ideolojisi?
yıllar önce fabrikalarda on yaşında çocuk işçiler günde on iki saat çalışıyor, ve bazıları iş kazası adı altında öldürülüyordu, bugün de azalarak devam ediyor. bunlar olurken o patronların bunları yapma özgürlüğü vardı, fakat o işçilerin yaşam hakkı için can veren yine sosyalistlerdi,
bugün de onlar için savaşan, mücadele eden, hapis yatan sosyalistlerdir.
iki bireyin özgür olduğunu kabul etmen için ikisinin şartlarını eşit yapman gerekir. örneğin patron çocuğu için özgürlük vardır mesela kıyafet özgürlüğü, istediğini giyer.
peki işçi çocuğu için kıyafet özgürlüğü nerededir? neden abisinden kalma yırtık pantolonları giymekle yetinmelidir?
patronların işçileri öldürebilme özgürlüğü sende kalsın, biz işçilerin patronlardan intikam alma özgürlüğünden yanayız.
bireysel hak ve özgürlüklerin, hukukun her şeyden daha önemli olduğunu savunan görüştür.
liberalizmin hukuki yanını yok sayıp sadece ticaretten ibaret sanmak cehalet içerir. dünyanın en refah ülkelerinde bireysel özgürlükler en önemli şeydir. aksi halde solcular bu ülkelere kapağı atmak için can atmazdı.
21.yy da medeniyetin geldiği seviye ortadadır. özel sektör ve rekabetle kaliteli mal ve hizmet sağlanıyor. yoksulluk son 100 yılda hızla düştü.
suyu örnek vermiş bir arkadaş.ben de aynı örnek üzerinden gideyim. su kaynakları azalacak. bunun için özel sektör havadaki nemden su üretmek için yatırım yapabilir veya su üretmenin daha pratik yolunu bulabilir. şu an bile çalışmalar yapılıyor. bu girişimlerin önünü tıkamak zorbalıktır.
nasıl ki amazonun sahibi jeff bezos ve spacex in sahibi elon musk, nasanın beceremediğini yapıp roketleri tekrar kullanılacak şekilde tasarladıysa, su üretimi için de özel sektör becerisini konuşturacaktır.
jeff ve elon, özel sektörün en güncel örnekleridir. bu da serbest piyasa ekonomisi sayesinde olmuştur.
edit: gerçi kime ne anlatıyorsak. 21.yy da hala marxtan bahseden kişilerle bir şeyi tartışamazsınız. marx öldü. kapitalist dünya ise hala ayakta.
hakkında uzun uzun tezler yazabilirdim, fakat gerek yok.
zira bu düşünceyi savunan kişi ya şirket sahibi zengin bir aileden gelen insandır ki bencillik yaparsa kendi içinde tutarlıdır, tutarlı olmayan seçenek ise kapitalizmden olumsuz etkilendiği halde bunu savunan yani lümpenlerdir.
zengin olanı ikna edemezsiniz, açgözlü, hırslı ve diğer insanları önemsemez.
lümpen olanı ikna etmekle zaman kaybetmeye değmez, marx'ın DAS kapital ve komünist manifesto kitaplarını okuması kesinlikle fakir birinin antikapitalist bir sosyalist olması için yeterlidir.
tanıma gelirsek; paranın her kapıyı açtığı, kağıt üzerinde herkesin fakat gerçekte parası olanın özgür olduğu sistem. eşitsizlikler sistemi diyebiliriz çünkü zengin birinin çocuğu ile fakirin çocuğu hiçbir zaman bir olmaz ve siyasetleri bunun üzerine kuruludur.
örneğin onlara göre bir şirketin sınırsız zengin olması özgürlüktür, aynı şirketin dünyadaki tüm içme sularını x paraya alıp 20x paraya satması, su alamayanın ölecek olması normal, ticaret özgürlüğüdür mesela.
sscb kapitalizmin en büyük dinamiği olan rekabet olmasaydı daha erken tarih olurdu. abd ile rekabete girdi. o yüzden askeri alanda elle tutulur bir şeyler üretti. hani o solcuların insanı yarış atına çeviriyor, köleye çeviriyor dediği rekabet..
rekabet ve girişimci olmadığında yok olup gidersiniz. girişimciye ne kadar hürriyet verirseniz ( bahsedilen hürriyet, bürokratik engelleri kaldırma ve vergi yükünü azaltma) o kadar çabuk kalkınırsınız.
götünü yaymayı seven, memur kılıklı tembel tenekelerin en sevmediği düzendir. başarıya göre devam edersiniz ya da defolur gidersiniz. türkiye'de sevilmemesinin esas sebebi beleşçiliğe olan taleptir.
solcu vatandaşların çoğu liberal değerlerin benimsendiği ülkelere gitme,yerleşme hayaliyle yanıp tutuşurken sosyalizmi, kamulaştırmayı dibine kadar savunurlar. peki bu durum beni rahatsız ediyor mu ? evet ediyor.
insanlığın bulduğu en güzel sistemdir. devlet, güvenliği sağlamak için oluşturulmuştur, ötesi devletin işi değildir. burada liberalizmi eleştirenler, vergileri eleştirmesinler, çelişirler. liberalizm ve rekabet sayesinde gelişiyor insanlık.
Liberalizmde Mutlak eşitlik yoktur fırsat eşitliği vardır.
Fırsat eşitliği nedir derseniz ki şudur:
Köy okulunda okuyan ile mirasyedi dedesinin parasıyla kolejde okuyanın da üniversite okuma fırsatı vardır.
Fırsatın var işte değerlendirsene hergele diyor sistem. Ama sen diyemiyorsun ki benim okulumda sıra yok, hoca yok. Babamın test kitabı alacak parası yok, özel hoca tutacak dedem yok. Ama fırsatın var.
Liberalizm garip gureba fakir fukara avutma sistemidir. Fırsatı yakalayınca köşeyi dönenlerin hikayesi anlatılarak sen de olabilirsin böyle diye avutulursun.