padişah: ey mecnun sana istedigin kadar altın vereyim leyladan vazgeç der. leylanın aşkından yanan mecnunun cevabı hayır olur...
padişah ne dediyse mecnunun cevabı degişmez...padişah en sonunda sana kızımı vereyim leyladan vazgeç der...padişahın kızı da o kadar güzelmiş ki görenler hayran olurmuş...mecnunun cevabı yine aynıdır..
artık padişah o kadar şaşkınlık içindedir ki mecnuna dönerek..bu leyla yı bana getir göreyim...altından hazineden makamdan ve en önemlisi benim güzel kızımdan ne kadar güzelki sen onu bunlara degişmedin der..
mecnun gider ve leylayı getirir.. leyla yı gören padişaha bir gülme gelirki kahkahalar atar..padişah mecnuna dönerek;
- ugrunda ölümü göze aldıgın hazinelerden ve benim güzel kızımdan vazgeçtigin leyla bu mu ?... bu ülkenin en çirkin kızı...(leylanın dişleri dökülmüş saçları darmadagın simsiyah o kadar çirkin ki)
--spoiler--
iki tende bir can; bir kabukta çifte badem... bir sır sorsa birisi mecnun a, ses ulaşır leyla dan; kim leylaya seslense cevap alır mecnun dan. mecnun un yanağı leyla nın kitabı; leyla nın adı mecnun un tek yazısı. gözüyle seslenir birisi; öbürü cevaplar kaşıyla. onun gözbebeği, bunun gözünün içinde...
--spoiler--
Bir gün bir adam çölde namaz kılıyordu. Önünden mecnunun geçtiğini gördü. mecnuna sinirlendi ve söylendi:Sen niye namaz kılarken önümden geçtin. koskaca çölde başka yer mi yok? bilmiyor musun bunun günah olduğunu?
Mecnun kendisine kızan adam bakar ve
kusura bakma ben leylanın aşkından seni görmemiştim. peki ama sen namazda iken mevlanın aşkından beni nasıl gördün?
leyla mecnun'u sınamak için ondan bir dilek diledi:
- ey aşık! neyin varsa getir.^
+ a ay yüzlü! aşkılnla ne suyum kaldı, ne kuyum. ne ciğerimde azıcık kan, ne bedenimde bir parçacık can. gönlüümde elem çok, gözümde uyku yok. aklımı yağmaya veren sen, uğruna delilik bulan ben. benim senden başka neyim var? eğer bir kuşcağız can ise istediğin, senden bir emir yeter, derhal vereyim.
- a yiğit aşık! can değil kastım. ben onu senden ne vakit istesem alırım, başka neyin var sen ondan bahset.
mecnun o vakit arandı, yakasında sakladığı bir iğnesi vardı, onu çıkarıp sevgiliye sundu.
+ işte, varlık aleminde sahip olduğum tek şey bu iğnedir. varlık namına bundan gayrı bir şeyim yok. bunu da neden taşıyorum bilmek istersen, çölde, ovada senin izini arar, yolunu bulmaya çalışırken kendimi kaybedip sık sık düşüyorum. a gönlümü alan, işte oralarda benim ayağıma, bedenime dikenler batııyor. bu iğneyle o dikenleri çıkarıyorum ki yolda oyalanmayayım, sana kolay varayım.
leyla suç unsuru bulmuş gibi sevindi ve atıldı:
- işte bu iğneyi istiyordum senden. eğer aşkında gerçek isen bu iğne nasıl layık oluyor sana. bencileyin bir güzeli ararken, a coşkun aşık, o yolda, sevgili yolunda ayağına diken batarsa, onu çıkarmak doğru olur mu sence; dikeni çıkarırsan buna vefa derler mi acep?
mecnun'un ayağına batan dikenler, başkalarının armağan edeceği binlerce gül buketinden daha iyi olduğuna inandın mı şimdi.
zavallı mecnun, ayağındaki dikenlerden acı verdikleri için mi kurtulmak istiyor sanki! bilakis, o leyla'ya giden yolda daha çevik olabilmek için onu çıkarmak istiyor, ona daha çabuk varabilmek için...
dağları deldi kerem, aslı vermedi bi kerem, ben boyle a$kı s*kerem.
aha bu bir.
yürü güzelim endamını göreyim
sensiz geçen gecelerin ecdadını s*keyim
ben mecnun muyum bir *m için çöllere düşeyim
leylanın da mecnunun da anasını s*keyim
fuzuli'nin muhteşem mesnevisidir. iskender pala'nın yeniden yayınladığı leyla ve mecnun 'da beyitlerin şimdi ki türkçeye direk çevirirek yayınlaması da ayrıca güzel olmuştur, okunasıdır.
Orhan gencebay\'ın bu şarkısıyla aynı ismi taşıyan bir filmi de vardır. geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz usta yönetmen Halit refiğ!in yönettiği filmin konusu da şudür
Sultan’ın bir kızı olur. Adını Leyla koyarlar. Sarayın falcısı, onun büyüyünce aynı gün doğan yoksul bir gençle büyük aşk yaşayacağını öğrenir. Bu kehanet üzerine Sultan, vezirine tüm yeni doğan erkek çocukların öldürülmesini emreder. Erkek bebeklerin yalnızca bir tanesi, geç doğan ikiz bebek kurtulur. Babasının denize bıraktığı çocuğu Sultan’ın veziri bulur, adını Kadir koyar ve onu büyütür. Neredeyse birlikte büyüyen Leyla ile Kadir çocukluktan birbirlerini sevmeye başlamışlardır. Hatta ikisine bir ağaç tohumu diktiren bir derviş, sevgileri sürdükçe ağacın yemyeşil kalacağını söyler. Leyla ile Kadir aşklarını da birlikte büyütürler. Sultan Leyla’yı komşu ülkenin hükümdarı ile evlendirmek ister. Leyla karşı çıkar ve Kadir’i sevdiğini açıklar. Öfkelenen Sultan Kadir’i öldürtmeye karar verir ve uygular. Leyla’ya da Kadir’in öldüğünü söyler. Oysa Kadir ölmemiş, ağır yaralıdır. Leyla bunu ve Kadir’in kendisi ile evlenmek isteyen Sultan’ın kardeşine köle olarak satıldığını öğrenir. Onunla evlenmek isteyen hükümdarı ziyarete gider. Zindana kapatılmış Kadir’e ulaşır. Onu kurtarır ve birlikte kaçarlarken yakalanırlar. ikisi de cezalandırılır. Sonsuz bir aşkla bağlandığı sevgilisini yitiren Kadir ise Leyla’nın hayaliyle çöllere düşer
leyla'ya sormuşlar sen mi daha büyük aşıksın yoksa mecnun mu ? elbette ben daha büyük aşığım diye cevap vermiş.çünkü ben aşkımı kimseye söylemedim o ise bir dağ delisi gibi davrandı,sevgimizi dillere düşürdü..
eksik kalan cümlelerin ve duyguların için oku! oku çünkü leyladır anlatılan mecunun ağzından...
dicle'nin serin yamaçlarında bir çilek idim ben. son taşkında bedevilerin bağlar ve bahçeleri harap olunca geç yeşermiş, şiddetli güneş ile erken kızarmıştım. bir gün kara kaşlı, kara gözlü bir arap kızı, nazik elleriyle koparıp koydu sepetine beni. dalım ve yaprağım benimle idi. umuyordum ki al dudaklarına dokunacaktım. hatta tam da dudaklarına yaklaştırmışken... olmadı... olamadı... olamadım... eksik kaldım, yarım kaldım.
adı leyla idi, dudaklarından koparıp bir kazana attı beni sonra hiç acımadan. hurma lifleri, çöl dikenleriyle beraber kaynadıkça kaynadı suyum; dağıldım, ezildim. yanıyordum ve henüz olgunlaşmamış bir hhurma ile kol kanat olduk bu yangında birbirimize ama nafile!... gül dudaklar umarken dikenler battı yüreğime. yanışım ateşten miydi, aşktan mı anlayamadım.
bir tekneye döktü güzeller güzeli sevgi dolu varlığımı, çiğnetti çocuklara. suyla yeşermiş, mehtapla rengimi bulmuştum; güneşte kurutulup candan ayrıldım. mermer ile merdane arasında lif lif karıştım kaderini paylaştığım hurmayla ve birbirimize sıkı sıkı sarılmayı öğrendik dikenlerle. rengim solarken, canıma batan liflerin ve dikenlerin hesabını soramadım kimselerden.
bir kaç gün sonraydı, yaralarım iyileşmeye, kaynayan kabarcıklarım kurumaya yüz tutmuştu...... *
yeni bir komedi dizisi. yönetmenliğini Onur Ünlü'nün yapacağı komedi dizisinin başrollerinde Ezgi Asaroğlu ve Ali Atay yer alacak. Dizi TRT 1 'de yayınlanacak.
ahmet mümtaz taylan , köksal engür ve ali atay çılgın atıyor resmen . oldukça deneysel , ortalama tv seyircisine hitap etmekte zorlanacak bir dizi ancak senaryo çok sağlam. keşke bu kadar özgün bir senaryoyu daha geniş imkanlarla , daha özel efektlerle , özenerek çekseler. asuman dabak her rolünde olduğu gibi burada da sırıtmış , olmamış.