anlaşılmazlığın, umursanmazlığın, başarısızlığın hayata düştüğü dipnottur bu adam. Kimileri dipnotları okumaz çoğunlukla dipnotlar anlatıcının fikirlerine ters adamların adlarını anmak içindir ama bazen yazarı ana metnin, başka başka konulara dalmak ister birilerine birşeylere bulaşmak ister olur ya efendi efendi sokakta yürüyen biri bir bara dalıp önüne gelene ağız burun girmek ister o zaman gözlerini kısıp adımlarını hızlandırıp ilk neon tabelaya doğru yönelir yazar da konusunun en tutarlı yerinde dipnot sihirbazını çalıştırıverir. Şimdi bu aşamada böyle bir dipnot öyle önemlidir ki varlığıyla metni dumana çevirir, çıkarılıp bir köşeye konsa tatsız tuzsuz bir bütünün varlığı olacaktır. Karşımızda denge sarsan bir metin yerinedir bu ve öyle lanettir ki o satırlar onlardan yola çıkıp bir kitap yazamaz kimse. bir metin başarı, aşk, siyaset, savaş, barış kazanmak kaybetmeye dair ki buna kimi yaşam der ve bunun bir yerinde bir dipnot var adı Leonard Cohen atlanması durumunda bir bütün ayrık bakış açısı bir bütün özgünlük eksik olur hayatınızda sevip sevmemek değil farketmek sorunudur ve bugün anlıyorum şarkı kulesi yukarıya doğru değil aşağıya doğru bu nasıl kule belki ama kule yine de kule çünkü oradaki yaşlı adam aşağıdan bize yüksek yüksek bakmakta...
her şarkısı defalarce kez dinlenesi insan. brçok şarkısında anılarım ve hüzünlerim vardır. yaptığı müzik gerçekten inanılmaz ve kendi içinde bambaşka bir türdür. tekrar istanbula o kadar yolu hiç çekinmeden geleceğim ama ne üzücü ki bi daha göremiyceğimi düşündüğüm stilinden şu güne kadar hiç ödün vermemiş insandır kendisi. cohene giriş olarak elbetteki dance me to the end of love ve ım your man önerilir ama famous blue raincoat, so long marianne, aint no cure for love la başlanırsa çok daha başka olabilir bence hele güneş daha yeni yeni batarken o hafif yağmurlu havada yalnızlığınızla başbaşa dinlerken.
natural born to killers filminin hemen başındaki sahnede arkada ince ince insanın içini delen "waiting for the miracle" şarkısıyla beni dağıtmış, hayata küstürmüş olan müziğin yaşayan efsanesi. bir şarkı ancak bu kadar güzel olabilir ve ancak bu kadar güzel okunabilir.
ölmeden dinlemeyi düşündüğüm ve bucket listimde yapılacaklar arasında yer alan olağanüstü sese ve bestelere sahip sanatçı. Ben dinlemeden ölmese bari, Yeni Zelanda'ya gittiğim hafta konseri olduğunu afişlerden öğrendim. Bilet alayım diye bakınca da tüm biletleri satılmıştı. Şimdi de hayatımda ilk defa gördüğüm 2 yeğenimle vakit geçirdiğimden gidemedim. Bakalım kısmet ne zamana.